Urartularda Ölü Gömme Gelenekleri

Urartularda Ölü Gömme Gelenekleri

Fotoğraf: Urartu Mezar Buluntusu
Arkhe Dergisi Sayı 9’da sizlerle…

MÖ 1300’lerde Assurlular tarafından kaleme alınan kaynaklara göre Urartular ilk olarak “Uruatri”, sonrasında ise “Nairi” adıyla anılmışlardır. Urartular, merkez olarak Van Gölü havzasını seçmiş ve MÖ 9.yy’da bölgeye krallıklarını kurmuşlardır. MÖ 9 – 7. Yy arasında varlıklarını sürdüren Urartular, II. Sarduri yönetiminde en geniş sınırlarına ulaşmışlardır.

Urartu kültürü ve inancında ölüm sonrası yaşam inancı son derece güçlüdür. Dünya yaşamının devamı niteliğindeki ölüm sonrası yaşam inancı, mezarların oda ya da ev tipinde yapılmasını beraberinde getirmiş ve bu mekanlar özel eşyalar ile doldurulmuştur. Urartularda doğum ve ölüm arasındaki bağlantı ağaç betimi ile gösterilmiştir. Bu betimin seçilmesinin sebebi, her baharda yeşerip çiçekler açan ve her kış yaprak döküp kuruyan bir görüntüsünün olmasıdır. Ağaç betimi yalnızca Urartularda değil, birçok uygarlıkta benzer anlamda kullanılmıştır.

Urartu geleneklerinde, ölüm sonrasında, mezara konuncaya dek çeşitli ritüeller gerçekleştirilmiştir. Bu konudaki bilgiler yazılı kaynaklardan ziyade yapılan kazılarda ele geçen buluntu ve saptanan mezarlardan elde edilmiştir. Ölüm sonrası inancı ve ölü gömme ritüelleri hakkındaki bilgilere; mezarlardan ele geçen adak eşyaları, mühürler, miğferler ve benzeri eşyalardan ulaşılmıştır. Ancak en çok bilgiyi adak levhaları vermektedir.

Urartularda dönemin endüstri gelişimi ve ekonomisine bağlı olarak ölen kişinin ardından gerçekleştirilen törenlerin farklılığı kadar gömü ve mezar tipleri de değişiklik göstermektedir. Bu mezar tipleri kaya mezarlar, oda mezarlar, taş sanduka mezarlar, urneler, toprak mezarlar ve küp mezarlardır. Bahsi geçen mezar tipleri ve gömü şekilleri kişinin yaşamındaki statüsü ve ekonomik durumuna göre şekillenmektedir.

Urartular tarafından yapılan kaya mezarları çok odalı ve tek odalı olmak üzere iki tipte karşımıza çıkmaktadır. Çok odalı mezar tipinde, bir ön oda, törenlerin yapıldığı ve çoğunlukla büyük yapılan ana oda ve bu odanın çevresinde değişik boyutlarda diğer mezar odaları yer almaktadır. Tek odalı mezar türünde ise alanın darlığından dolayı küçük bir odadan bahsetmek yanlış olmayacaktır. Bu tipin törenleri mezarların dışında, seçilen yerlerde yapılmıştır. Hem çok odalı hem de tek odalı mezarlarda nişler ve yataklar gibi unsurlarla karşılaşılmasına rağmen çok odalı mezarlar, boyut, işçilik ve döşemeleriyle daha nitelikli mezarlardır. Urartu mezarlarını Phrygia ve Kilikia Bölgesi’nde yer alan mezarlar ile, ayrıca Pers, Helenistik ve Roma dönemi mezarları ile karşılaştırmak doğru olacaktır. Urartu öncesi dönemde Assur, Hitit uygarlıklarında ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde oda mezar uygulaması kullanılmaktadır. Bu konuda başkent Tuşpa’da yer alan anıtsal kaya mezarları gerek boyut gerekse işçilik bakımından son derece önemlidir. Kraliyet soyuna ait kaya mezarları dikdörtgen bir kapı açıklığına sahiptir. Çoğunlukla bir ana oda ve bu odaya bağlı daha küçük boyutlarda yan odalar ve adak çukurlarından oluşan bir iç düzenleme vardır. Ana oda ve yan oda duvarlarında nişler yer almaktadır ve ölü hediyeleri yahut urnelerburalara yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra Altıntepe II numaralı mezarda iki adet taş teknenin ele geçmesi Urartular’ da ana kayadan bağımsız olarak yapılmış lahitlerin de var olduğunu kanıtlar niteliktedir.

İnsutu halinde ele geçen buluntular üzerinden hareketle, kaya mezarlarında yer alan çukurların eski gömü buluntuları ile beraber bir kemik yahut ölü armağanı depo alanı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yapılan kazı ve araştırmalardan yola çıkarak, tespit edilen örnekler ışığında en çok tercih edilen mezar tipinin oda mezarlar olduğunu söylenebilmektedir. Ayrıca bu mezar tipinde standart bir mimari olmayıp gerek malzeme gerek biçim bakımından farklı örnekler görmek mümkündür.

Oda mezarlarda çukur içerisinde çoğunlukla taş örgülü duvarlar yer almaktadır. Bunun dışında yumuşak kayaların oyularak yapıldığı ya da killi toprağın kullanıldığı örnekler de vardır. Taş örgü kullanılan örneklerde uzun duvarların bindirme tekniğinde yapıldığı gözlemlenmiştir. Mezar tavanları son derece daraltılmış, büyük ve yassı sal taşları vasıtasıyla kapatılmıştır. Yapılara bakıldığında belirli bir yön anlayışının olmadığı görülmektedir. Ayrıca oda boyutlarında da tek biçim benimsenmemiş, farklı boyutlarda odalar yapılmıştır.

Urartularda görülen bir diğer mezar şekli ise taş sandık mezarlardır. Dik olarak yerleştirilen yassı taşlarla genellikle kare biçimli sandık mezar oluşturulmuş, üst kısımları da yine yassı sal taşları ile örülmüştür. Bu tipteki mezarlara çoğunlukla tek gömü yapılmıştır.

Ölen kişinin doğrudan açılan çukura yerleştirildiği mezar tipi ise basit toprak mezarlar olarak nitelendirilir. Bu gömü tipi Anadolu’da çok yaygın biçimde kullanılmıştır. İlk kez Neolitik Dönem’de kullanılan hoker şeklindeki gömü tipi Anadolu’da birçok yerleşim noktasında yapılan kazı ve araştırmalar ile saptanmıştır.

Urneler söz konusu olduğunda, çoğu zaman pişmiş topraktan yapılmış olan bu objelerin kimi zamanda bronzdan yapıldığı görülmüştür. Urneler, yakılan ölünün kül ve kemiklerinin konulduğu mezar tipidir. İlk olarak Neolitik Çağ’dan itibaren kullanım gören bu gömü geleneği, Urartular tarafından da yaygın biçimde kullanılmıştır. Urneler gerek bağımsız gerekse diğer mezar tipleri ile beraber incelenebilmektedir. Doğal olarak ortaya çıkan kaya boşluklarına ya da sonradan yapılan noktalara da yerleştirilebilen Urnelerin üzeri bir çanak vasıtasıyla kapatılmış ve ruhun giriş – çıkışının sağlanması için bu objelerin üzerine delikler açılmıştır. Cesetlerin kremasyona tabi tutulması, kişinin dünya hayatında işlediği günahlardan arınıp, ölüm sonrası hayata günahsız bir şekilde başlaması olarak nitelendirilebilir.

1 Yorum

  1. Bakınız: Ben Temmuz - Dırdırcı - İç Döküşler

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir