Samothrake (Semadirek) Misterleri

Samothrake (Semadirek) Misterleri

Fotoğraf: Louvre Müzesi’nde Bulunan Samothrake Heykeli
Arkhe Dergisi Sayı 13’te sizlerle…

“Kutsal olan bir güçle gerçekleştirilen deneyim sonucunda insanda anlık bir değişiklik yaratmayı amaçlayan gönüllü, kişisel ve gizli özellikli erginlenme törenleri” şeklinde Burkert’in tanımladığı mister inançlardan (ya da “gizem kültlerinden”) biri olan Samothrake Misterleri, adını Ege Denizi’nin kuzeyinde yer alan Samothrake (Semadirek) Adası’ndan almaktadır. Söz konusu misterler Hellenistik Dönem’de ve Roma Dönemi’nde tüm Hellen dünyasında hızlı bir şekilde yayılmışlar ve diğer kültlerle karışarak kendilerine taraftar kitlesi bulup, varlıklarını sürdürmüşlerdir. Aşağıdaki yazıda; filolojik kaynaklar ve arkeolojik buluntular yanında sınırlı sayıdaki epigrafik belge ışığında, Hellenlerin büyük kolonizasyon döneminden Roma imparatorluk çağına kadar inanç tarihi içinde yer alarak Ege ve Akdeniz uygarlıklarında iz bırakmış Samothrake Misterleri genel hatlarıyla değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Tarihsel Süreçte Samothrake Adası ve Misterleri

Misterler, Hellenlerin MÖ 7. yüzyılda gerçekleştirdikleri kolonizasyon hareketi sırasında ilk kez kendilerini göstermişlerdir. O dönemden itibaren misterlere ev sahipliği yapan ve genel olarak “Büyük Tanrıların Kutsal Alanı” olarak bilinen yapının bulunduğu kentin bağımsız olmadığı, kıta Yunanistan’ındaki merkezlerden birine bağlı olduğu düşünülmektedir. Yine kabul edilen genel görüşe göre panteon da bu dönemde oluşturulmuştur. Tarihçi Herodotos (MÖ 5. yüzyıl) filozof Platon (MÖ 5. – 4. yüzyıl) ve komedya yazarı Aristofanes, (MÖ 5. – 4. yüzyıl) adadaki kutsal alandan söz eden en erken filolojik kaynaklardır. Bu bağlamda Herodotos, Samothrake Misterleri’nin Pelasglar’dan miras alındığını ve ada halkının Hellen olmadığını belirterek, kökenlere ve dolaylı olarak inançlara dair ilk tartışmaları başlatan yazar olmaktadır.

Hellenistik dönemde Makedon işgaline uğrayan adanın kutsal alanı; II. Philippos (MÖ 359 – 356) ve III. Aleksandros (MÖ 336 – 323) iktidarlarında yeniden düzenlenmiştir. Hatta III. Aleksandros, Perslere karşı gerçekleştirdiği askeri sefer sırasında buraya uğrayıp tapınağa cömertçe bağışta bulunmuştur. III. Alexandros’un kardeşi III. Philip (MÖ 323 – 317) de Samothrake’deki kutsal alanın temel koruyucusu olmuştur. Olasılıkla kutsal alanda bir komisyon toplamış ve on yıl içinde bir Ana Sunak, Hieron ve doğudaki dairesel alanın sınırını belirleyerek bir anıt inşa ettirmiştir. Bütün bu eserler kendisi ve onunla aynı anda görevde bulunmuş yeğeni IV. Alexander adına adanmıştır. Bundan sonra adadaki inşa etkinlikleri Ptolemaios ve Antigonos Hanedanlıkları tarafından sürdürülmüştür. II. Ptolemy (MÖ 284 – 246), kutsal alanın girişine bir propylaion inşa ettirmiştir. Antigonos Hanedanlığının bölgedeki egemenliğini sağlayan Kos Savaşı’nın ardından, II. Antigonos Gonatas (MÖ 277 – 274), kendisine zafer getiren gemilerinden birini kutsal alana bağışlamıştır. Bu durum kutsal alanın batı terasında, deniz zaferini kutlamak için geçici bir Neorion inşa edilmesiyle sonuçlanmıştır. Ptolemaioslar ile Antigonoslar arasındaki deniz savaşı MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısında da devam etmiş bu süreç V. Philip’in (MÖ 221 – 179) Rodos ve Pergamon arasındaki ittifak tarafından kesin olarak yenilmesine kadar sürmüştür. Sonuçta MÖ 200 civarında Makedonlar tarafından, terasın üst kısmındaki geniş stoanın önünde kendisine anıtsal bir sütun adanmıştır. Olasılıkla bu dönemde, kireç taşından bir gemi pruvası ve ünlü Kanatlı Zafer Tanrıçası’nın (Nike) olduğu anıtsal bir çeşme inşa edilmiştir. Kireç taşının analizinden ve betimlenmiş geminin modelinden yola çıkarak söz konusu anıtın Makedonlardan ziyade Rodoslular tarafından yapılmış olabileceği de düşünülmektedir.

MÖ 168’den sonra kutsal alanın kontrolü Romalılara geçmiştir. Iulius Caesar döneminde (MÖ 49 – 44), tapınağında hala yabancı bir dil konuşulan ada Roma İmparatorluğu Dönemi’nde de önemini korumaya devam etmiştir. Adadaki kutsal alan, gezgin ve Hellen kültürü hayranı imparator Hadrianus (MS 117 – 138) tarafından ziyaret edilmiştir. Diğer bütün pagan inançların karşılaştığı durum gibi Samothrake Misterleri de Hıristiyanlığın Roma devletinin içinde etkisini hissettirmeye başladığı 4. yüzyıldan itibaren önemini yitirmiştir.

Samothrake Misterleri / Kültleri (Panteon)

Samothrake Adası’nda tapınım görmüş kutsal varlıkların hangileri olduğu, ne şekilde tapınıldıkları ve benzeri dinsel yapıya ve panteona ilişkin bilgiler tam olarak net değildir. Bunun en temel nedeni, hiç şüphesiz ki diğer bütün mister inançlarda olduğu gibi, inanca ait uygulamaların ve inanç özelliklerinin sadece müritler tarafından bilinmesidir. Üstelik bir cemaat yaratmaya çalışmayan ve tamamen kişisel uygulamalar olan mister inançlarda, ilahi dinlerde olduğu gibi herhangi bir kutsal kitabın olmayışı, çoğu zaman kültle ilgili uygulamalarda araştırmacıları zorlamakta ve bu durum, zaten yorumlar üzerinden giderek anlaşılmaya çalışılan inançların durumlarını daha karmaşık ve belirsiz hale getirmektedir.

Samothrake misterlerindeki tanrılar ve tanrıçaların hangileri oldukları aslında kesin değildir. Zira kutsal alandaki sunuların hepsi, mister inanç olduğu için açıkça isimleri yazılmak yerine sadece “tanrılara” veya “büyük tanrılara” şeklinde yazılmıştır. Filolojik kaynaklardan izlenebildiği kadarıyla, misterlere konu olan iki tanrıça ve bir tanrı olduğu görülmektedir. Yer altı tanrıları ile ilgili oldukları varsayılan bu varlıklar; Axieros, Axiokersa ve Axiokersos’tur. Bir de zaman zaman bu üçlüye hizmet eden Cadmilos belirtilmektedir. Söz konusu kutsal güçler, Hades ve Persephone ile özdeşleştirilmişlerdir. Nitekim Hellenlere de uygun ya da onlar tarafından kendilerine uyarlanmış efsaneye göre, “yer altı tanrısının verimlilik tanrıçasına tecavüz etme” öyküsü Samothrake’de kutlanan kutsal festivallerin önemli bir parçasını oluşturmuştur. Ancak durumları tam olarak belli olmayan bu kutsal varlıkların, aşağıda göreceğimiz gibi, Hellen kültleriyle karışmaları, onlar hakkında bilgi veren antik dönem yazarlarının kafalarını karıştırmış gibidir.

Samothrake Misterleri açısından belirtilmesi gereken diğer kutsal varlıklar Kabeiri’lerdir. Söz konusu tanrılar Hephaestus kültü ile synkretize (birleştirme) edilmişlerdir. Zira unvanlarından görüldüğü kadarıyla kökeni farklı olan bu güçler, Hellenler tarafından tam olarak anlaşılmamışlar ve erken dönemlerden itibaren Samothrake’deki yerel “Büyük Tanrılar” ile karıştırılmışlardır. Bu tanrılar bilindiği kadarıyla babaları Hephaistos’a demir işliğinde metal işlemesi için hizmet eden cüce oğullardır. Öte yandan anneleri Kabeiro gibi, sıkıntıdaki denizcilerin yardımına gelen deniz tanrıları olduklarına da inanılmaktadır. Demeter, Persephone ve Hekate onuruna düzenlenen şölenlerde ise orgiastik (cinsel içerikli) danslara liderlik etmeleriyle de bilinmektedirler. Konuyu etimolojik açıdan değerlendiren araştırmacılara göre bu tanrılar Phrygia kökenlidirler ve Hellen uygarlığına geçtikten sonra denizcilerin koruyucuları olarak tapınılmışlardır. Bazı kaynaklarda sayıları ikiden fazla tutulmakta, tanrıçalar eklenmekte ve başka kültlerle de ilişkili gösterilmektedirler. Örneğin Apollon’un birkaç koribantı olarak da ifade edilmişlerdir. Ancak bütün bu yorumlara rağmen Samothrake’deki Kabeiri’ler hakkında filolojik kaynaklar dışında başka hiçbir kanıt bulunamamıştır. Bu nedenle aslında Kabeiri’ler açısından durum gizemini halen korumaktadır.

Adada tapınılan kutsal varlıklardan bir diğeri Ana Tanrıça’dır. Samothrake sikkelerinde sıklıkla her iki tarafında aslanlar oturan tanrıça olarak betimlenmektedir. Tanrıçanın buradaki orijinal adı Axieros’tur. Aslında bir bakıma Phryglerin bereket tanrıçası veya Hellenlerin Demeter’inin Samothrake’deki bir yansımasıymış gibi durmaktadır. Yapılan kazılar sonucunda vahşi dünyanın en güçlü kraliçesine adanın kutsal kayalıklarında adaklarda bulunulduğu ve kutsal alanda da onun adına kırmızı, yeşil, mavi ve gri olmak üzere çeşitli renklerde sunaklar düzenlendiği belirlenmiştir. Burada not edilmesi gereken durumlardan bir tanesi, tanrıçanın manevi gücünün demir madeni içinde olduğuna inanıldığından dolayı tanrıçaya bağlılıklarını ortaya koyabilmek için müritlerin demirden yüzükler taktıklarıdır. Nitekim kentin nekropolisinde (mezarlık alanı) yapılan kazılarda birçok yüzük gün yüzüne çıkarılmıştır. Ana tanrıça yanında önemli iki doğa tanrıçası Aphrodite ve Zerynthia ile Samothrake’de eşit şekilde saygı gösterilen bir diğer tanrıça Hekate olmuştur. Tapınım alanı, Ana Tanrıça kültünün bulunduğu yerden uzaktadır. Bu nedenle daha çok Hellen tanrıları ile birlikte tapınıldığı düşünülmektedir.

Cinselliğe yapılan vurgu göz önünde bulundurulduğunda Samothrake misterlerinde Hermes ile özdeşleştirilen tanrı Cadmilos olmuştur. Axieros’un eşi olarak betimlenmiş Cadmilos’un kutsal sembolleri koçbaşı ve asa (kerykeion) olup, her iki sembol de yaratıcılık ile ilişkilendirilmektedir. Buradaki Cadmilos, aslında bir açıdan aşağıda göreceğimiz gibi Hellen mitolojisindeki Kadmos, eşi Axieros da Harmonia’nın yerel karşılığıdır. Öyküye göre Cadmilos, Harmonia’yı gemiyle kaçırmış ancak tanrıçanın kardeşleri onu kurtarıp geri getirmişlerdir. Bu öykü diğer mister inançlarda da alışık olduğumuz tanrıların önce acı çekip, mutlu bir sonla biten öykülerine ve tanrıların bilinen rolleriyle, yani insanları denizdeki tehlikelerden kurtarmak düşüncesiyle de tutarlı gözükmektedir.

Samothrake Misterlerinde efsanevi kahramanlar olarak karşımıza çıkan Harmonia’nın kardeşleri Dardanos ve Etion’dur. Bazı öykülerde Cadmilos’un yoldaşları şeklinde belirtilen bu iki erkek kardeş Hellenler arasında, tehlikedeki denizcilerin koruyucusu kutsal ikizler, yani Dioskurlar ile de ilişkilendirilmişlerdir.

Bilindiği üzere gemiciler tehlikeye düştüğünde yardıma çağırılan Dioskurlar’ın, yıldız şeklinde ışıldayarak onlara yardım ettiklerine ve yol gösterdiklerine inanılmıştır. Bunlar için nasıl bir tören gerçekleştirildiği ise belli değildir.

Törenler – Kutlamalar

Mister inançların törenlerinin yapıldığı kutsal alanın tamamının herkese açık olduğu bilinmektedir. Söz konusu törenler ve kutlamalar rahiplerin ve rahibelerin denetiminde gerçekleştirilmiştir. Misterlerin baş rahibesine ve onunla birlikte görev yapan bir kadın kâhine, Sybil ya da Cybele adı verilmiş ya da bunlar bir unvan olarak bu kişiler tarafından kullanılmışlarsa da ayrıntılar tam olarak belli değildir. Genel anlamda bakıldığında buradaki dinsel törenlerin Hellen kutsal alanlarındaki diğer uygulamalara benzediği görülmektedir. Dualar ederek koyun ve domuz gibi evcil hayvanları kurban ederek tanrılardan ya da tanrıçalardan dilekte bulunmak törenlerin en bilinen özelliklerinden birisi olmuştur. Bununla beraber özellikle yer altı tanrılarına dairesel ya da dikdörtgen şeklindeki çukurlarda sunu törenleri düzenlenmiştir. Ayrıca törenler sırasında birçok kaya sunağı da kullanılmıştır ki bunlardan en geniş olanının, MÖ 4. yüzyılın sonunda anıtsal bir yapıyla çevrelendiği arkeolojik kazılar sonucunda saptanabilmiştir.

Kurban törenleri yanında sunular da misterlerin önemli bir parçası olmuştur. Kutsal alanda, büyük sunağın hemen yanında inşa edilmiş bina içerisinde birçok adak sunusu ele geçirilmiştir. Adaklar arasında; bronz, mermer ya da kilden heykeller, silahlar, kaplar, vb. malzeme ortaya çıkarılmıştır. Samothrake’nin Ege Denizi’ndeki konumundan dolayı ve ticaretin yoğunlaşmasıyla birlikte ada zamanla birçok denizcinin uğrak yeri olunca misterler de zamanla popüler olmuş ve adaklar arasında denizciler ve balıkçılar tarafından bırakılan deniz kabukları ve balık oltaları da yer almıştır.

Hellen dünyasının dört bir yanından insanları adaya çeken ve yıllık olarak kutlanan başlıca etkinlik, MÖ 4. yüzyıla tarihli kutsal bir yapının içerisinde olasılıkla temmuz ortalarında yapılan ve kutsal bir oyun içeren festival olmuştur. Söz konusu festival sırasında bir de törensel evlilik gerçekleştirilmekteydi. Bu evlilik töreni sırasında, yeraltı tanrısı ile evlenmek niyetiyle onu takip ederken kaybolmuş bir bakire aranırdı ki aslında bu yukarıda değinildiği gibi Cadmilus ile Harmonia’nın evliliğini temsil etmekteydi. Alanın temenosunda ele geçirilmiş ve tüm binayı çevreleyen üzerinde koro müzisyenleri ve dansçılar olan friz olasılıkla bu evliliği gösteriyor olmalıdır.

MÖ 200 civarlarında, Dionysos törenleriyle ilgili bir yarışmanın da bu festivale eklendiği düşünülmektedir. Nitekim büyük sunağın karşısındaki tiyatronun bu sırada inşa edildiği kabul edilmektedir. Tiyatro alanında ya da hemen yakınında, müritler dışındakilerin girmesinin yasak olduğunu gösteren bir yazıttan yola çıkarak burada da mister inançlarla ilgili bir uygulama gerçekleştirilmiş olduğu öne sürülmüştür. Bu durum kesin olmasa da adaya ait olduğu varsayılan bir söylenceye göre söz konusu dönemde Samothrake kentinin sakinleri, Karya bölgesindeki Iasos (Güllük) kentinden adaya gelmiş bir şairi, Dardanos adlı trajedi oyunundan ve bu oyunun ada, kent ve kutsal alan üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı onurlandırdıkları bilinmektedir.

Samothrake (Semadirek) Misterleri

Fotoğraf: Samothrake Kutsal Alanı – Hieron – Yunanistan

Misterlere Kabul Töreni

Samothrake Misterleri’ne kabul edilip mürit olabilmek için; yaş, cinsiyet, statü veya etnik köken sınırlaması bulunmaması, kültün kendine özgü yanlarından biri olmuştur. Başka bir deyişle herkes; kadın veya erkek, yetişkin veya çocuk, Hellen veya Hellen olmayan, özgür veya köle, misterlere rahatlıkla katılabilmiştir. Üstelik misterlere giriş için yapılan başlama töreninin (initatio) özel bir tarihi olmadığından dolayı aday (mystes), bazen aynı günde iki derece alıp kült içinde ilerleyebilmiştir. Bütün bu süreçte adaydan istenen tek koşul, kutsal alanda bulunması olarak belirtilmiştir.

Eleusis Misterleri’nin aksine Samothrake’de, kent ile kutsal alan arasında belirgin bir ayrım olmamıştır. Bu nedenle kutsal alanda veya yakınında bir yerde gerçekleştirilen kabul töreni için başka bir yere ihtiyaç duyulmamıştır. Adayların, ruhani amaçlı yolculukları için muhtemel güzergâhları (izledikleri Kutsal Yol), kutsal alan ile Doğu Tepesi’nde yer alan ve basamaklarla çevrili dairesel alan olmuştur. Nitekim incelendiğinde bu dairesel alanın, yüksek sesli müziğin eşlik ettiği ve kendinden geçmiş adayların / müritlerin, orgiastik dans gösterileri için en uygun alan olduğu anlaşılmaktadır.

Kabul töreninin birinci bölümünde (myesis) adaya, kutsal bir not ve özel bir takım işaretler sembolik olarak vahiy ediliyormuş gibi yapılarak, aslında bir anlamda tören başlatılmış olmaktadır. Romalı yazar Varro (MÖ 1. yüzyıl), başlangıçta vahiy edilen bu sembollerin, (Samothracum initia) öbür dünyada kurtuluşa erişilecek yer (belki cennet) ve bu dünyayı sembolize eden şeyler olduğunu yazmaktadır. Törenin bu aşamasında adaydan, kendisine vahyedilen bilgileri kesinlikle bir sır olarak tutması istenirken, karşılığında önemli ayrıcalıklar bahşedilmiştir. Bunlar arasında; daha iyi bir yaşam umudu, denizlerde korunma ve tabii ki öldükten sonra mutlu ve sonsuz bir yaşam.

Kabul törenine hazırlık, Anaktoron’un (Efendilerin Evi) güneyindeki küçük odada gerçekleştirilmiştir. Aday önce, beyaz kıyafetlerini giyerek elinde bir kandil ile mekâna gelir ve kabul töreni için Anaktoron’a geçerdi. Tören sırasında aday, bel kısmından kırmızı bir kuşak ile sarılır, böylelikle koruyucu uğurunu (ya da muskasını) almış olduğuna inanılırdı. Kabul törenleri sırasında adayın korunmasına yönelik diğer bir sembol de manyetik taşların kutsal gücünü yansıtan demir bir yüzük olmuştur.

Anaktoron, külte kabul edilmeyi bekleyen birçok adayı alabilecek geniş bir salona sahipti ve tüm adaylar, duvar boyunca uzanan sıralara oturarak töreni beklemekteydi. Kabul töreni başlamadan önce aday, odanın güneydoğu köşesinde bulunan çeşmede kutsal bir yıkanma gerçekleştirmekte ve ardından dairesel bir çukurda tanrılara sunuda bulunmaktaydı. Törenin sonunda aday, ahşap ve yuvarlak bir platform üzerinde yerini alarak, yüzünü ana kapıya dönerdi. Bu esnada adayın etrafında kutsal danslar yapan cemaat adeta genel bir zikir töreni gerçekleştirirdi. Daha sonra aday kendine uygun vahyi aldığı yer olan kuzeydeki odaya alınırdı. Törenin en önemli kısmı belki de burası olmalıydı. Zira adayın alındığı bu kutsal oda, misterlere kabul edilmemiş diğer adaylara kesinlikle yasaktı. Adaya odada misterlere kabul edildiğine dair bir belge verilir ve artık misterlerin müridi olmuş kişinin adı bir plaka üzerine kazınırdı.

Kabul törenlerinin ikinci derecesi épopteia (tefekkür) olarak adlandırılan kısımdı. Eleusis Misterleri gibi kimi misterlerde, iki derece arasında ilerleyebilmek için en az bir yıl geçmesi zorunluluğu varken, Samothrake Misterlerinde mürit eğer isterse ikinci dereceyi kabul töreninin hemen ardından elde edebilmekteydi. Buna rağmen, adayların çok az bir kısmının bunu başarabildiği tahmin edilmektedir. Zira ekonomik ve toplumsal koşulların ağırlığı böylesi bir ilerlemede engel teşkil etmiş olmalıdır. Adayın elemelere katılması ve günahlarını affettirmek için itirafta bulunması zorunluluğu olduğundan, ikinci aşama daha çok ahlaki konularla ilgili tutulmuştur. Adayların eleme işlemleri, kutsal alanın önünde devasa bir meşale ile aydınlatılan bir alanda gece yarısı yapılmaktaydı. Arkeolojik kazılar sırasında ele geçirilen birçok kandil ve meşale, törenin gece yapıldığını doğrulamaktadır. Rahip ya da görevli birisi tarafından yapılan sorgulama ve nihai beraat ile ödüllendirilmeden sonra aday, aynı zamanda epopteion (tefekkür odası) olarak hizmet veren Hieron’a getirilmekteydi. Burada gerçekleştirilen temizlenme (arınma) ritüelinden sonra, kutsalların kutsalının merkezinde bir adak adanırdı. Aday daha sonra binanın arka tarafında yer alan ve olasılıkla doğal bir mağaraya benzeyen apsise gidip, kabul törenini başlatan rahibin (Hierophante) bulunduğu bir platformun üzerinde yerini alırdı. Daha sonra apsisin içinde oturarak dua ederken, bir yandan kendisine misterlerin sembolleri gösterilirdi. Aday ve külte kabul edilmiş müritler esenlik için kutsal güçlerden bu alanda yardım isterlerdi. Atomcu filozoflardan Demokritos’un öğrencisi ve bir tanrıtanımaz olan Diagoras’ın (MÖ 5. yüzyıl) bu kısımla ilgili açıklamaları gerçekten ilginçtir. Zira Diagoras, denizde boğulmuş olanların da tanrılara adak sunma fırsatı bulabildikleri takdirde, misterlerin esirgediklerinin sayısından daha fazla bir sayıya ulaşılacağını belirtirken, misterlere inanmadığını ortaya koyduğu gibi onlarla açıkça dalga da geçmektedir.

Roma İmparatorluğu Dönemi’nde, yaklaşık olarak MS 200’lere doğru Hieron’un girişi, canlı kutsal sunuların gerçekleştirilebilmesi için yeniden düzenlenmiştir. Seyircileri korumak için içeriye doğru bir tırabzan inşa edilmiş ve apsisin içine şifreli bir mesaj yerleştirilmiştir. Bu düzenlemeler, Ana Tanrıça adına yapılan Kriobolium (koç kurbanı) ve Taurobolium (boğa kurbanı) törenlerine olanak sağlamıştır. Apsisin içinde bir çukur açılmış ve mürit kurban edilen hayvanın kanıyla yıkanarak günahlarından arınma törenini gerçekleştirmiştir. Aslında Ana Tanrıça ile ilgili bu uygulama imparatorluğun birçok yerinde olduğu gibi Samothrake’de de sinkretizmin en somut örneklerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kutsal Alanlar

Kentin iki kutsal alanı bulunmakta ve bunlar mimari açıdan ilk bakışta biraz karışık gibi gözükmektedirler. Bu durum öncelikli olarak kentin alışılmışın dışındaki topografyasından ve iki yüzyıl boyunca sürekli yerleşim görmesinden kaynaklanmaktadır. Buna göre kutsal alanlardan biri “Myrina Kutsal Alanı” denilen yerdir. Mopsus ve Sipylus tarafından öldürülmeden önce Myrina tarafından kurulduğu yönünde bir efsane türetilen kutsal alanın (tapınağın) söz konusu efsanesini Diodorus Siculus (MÖ 1. yüzyıl) şöyle aktarmaktadır: “Bundan sonra geriye kalan adaların bazıları boyunduruk altına alınırken, Myrina bir fırtınaya yakalandı ve güvenliğini sağlaması için Tanrıların Anasına adaklarda bulunduktan sonra, daha önce kimsenin yaşamadığı bir adalardan birine taşındı. Rüyalarında gördüğü görüntüye uygunluktaki bu adada Myrina, tanrıçaya kutsal bir alan yaptı ve buraya sunaklar yerleştirip, bu sunaklara görkemli kurbanlar sundu. Ona aynı zamanda Samothrake adını verdi. Her ne kadar bazı tarihçiler adanın Samos olarak adlandırıldığını ve üzerine yerleşen Thraklar tarafından Samothrake adı verildiğini belirtseler de adanın adı Grek diline tercüme edildiğinde “Kutsal Ada” anlamına gelmektedir. Ancak Amazonlar kıtadan döndükten sonraki söylence, Tanrıların Anasının adada hoş karşılandığını, adaya başka insanlarla birlikte Koribantlar adıyla bilinen Myrina’nın çocuklarının da yerleştiğini aktarmaktadır. Söylence ayrıca, şu an adada kutlanan misterlerin Myrina tarafından kurulduğunu ve tapınağın bir yasayla kutsallaştırılarak kaderinin belirlendiğini belirtmektedir.”

Adadaki ikinci kutsal alan “Makedon Kutsal Alanı” denilen yerdir. Bununla ilgili olarak ise Plutarkhos (MS 1. yüzyıl) şöyle yazmaktadır: “Bize denildiğine göre Philip, Olympias ile aynı zamanda Samothrake’deki misterlere kabul edildikten sonra, hala gençken, yetim bir kız çocuğuna âşık oldu ve onun erkek kardeşi Arymbas’ın rızasıyla bu kızla nişanlandı.”Plutarkhos’un bu aktarması, Samothrake’deki misterlere kabul edilişleri sırasında Makedon kralı II. Philip’in, gelecekteki eşi Olympia ile nasıl karşılaştığını açıklamaktadır. Bu tarihsel anekdot, aynı zamanda Argead Hanedanlığının kutsal alana olan bağlılığını ve ardından Ptolemaios ve Antigonos Hanedanlıklarının MÖ 3. yüzyılda Kuzey Ege ve dolayısıyla Samothrake üzerinde egemen olmak isterlerken bu kutsal alana olan sadakat politikalarını göstermektedir.

Deniz yolculuklarında bir sıkıntıyla karşılaşmamak ve daha iyi bir yaşama sahip olabilmek yanında, öldükten sonra sonsuz hayat için umut olan Samothrake Misterleri, yerel inançlar ile Hellen kültlerinin süreç içinde birbirini etkilemesiyle ortaya çıkmış gibi durmaktadırlar. Bu bağlamda synkretize edilmiş kutsal varlıklar arasında; Axieros, Axiokersa, Axiokersos, Cadmilos, Harmonia Kabeirii’ler, Koribantlar, Ana Tanrıça ve Hekate ilk etapta belirtilmelidir. Adayın belirli bir tören silsilesi izleyerek kabul edildiği Samothrake Misterleri, kutsal alanda rahipler ve rahibeler eşliğinde kutlanan törenler, kurbanlar ve sunular içererek yazının girişinde Burkert’ten alıntılanan tanıma uyduğu gibi, her şeye rağmen halen gizemlerini korumaya devam etmektedir.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir