Phrygia Hierapolis’i Heykeltıraşlığı

Phrygia Hierapolis

Fotoğraf: Triton Nymphaeumu, cephenin Amazonomakhia frizinin konumuyla birlikte üç boyutlu sanal rekonstrüksiyonu (Max Limoncelli).
Arkhe Dergisi Sayı 4’te sizlerle…

İmparator Traianus hakimiyetinde (MS 98-117), Asya Eyaleti Başkenti Ephesos’tan önemli bir kişi Caius Vibius Salutaris tarafından, kentin koruyucu tanrıçası Artemis onuruna, kendisinin kurmuş olduğu bir tören alayının tanımlandığı uzun bir yazıt mermer üzerine kazıtılmıştır. Kentin yakınında, içinde koruyucu tanrıça adına, Anadolu’nun en önemli anıtlarından biri olan dipteros planlı ion düzeninde bir tapınağın yer aldığı büyük bir kutsal alan bulunmaktadır. Tören alayı, tanrıçanın doğum günü kutlamak üzere her sene tekrarlanıyordu ve toplumun siyasi ve dini hayatı için önemli olan kentin tüm noktalarından geçen bir güzergahı izliyordu. 31 adet gümüş heykel, Ephesos epheboslarının omuzlarında ana caddeyi geçerek şehrin kimliğini öven törenlerin düzenlendiği tiyatroya kadar taşınıyordu. Kentte dolaştırılan gümüş heykeller imparatorların portrelerinin yanı sıra başlıca tanrıları da temsil ediyor, toplumun bölündüğü tribünlerin personifikasyonları da sergileniyor, her biri toplum tarafından tanınmalarını sağlayacak obje ve semboller taşıyorlardı. Kentin hem Kral Lysimakhos gibi tarihi kurucularının hem de Delphi kahininin emri uyarınca yaban domuzunu avladığı yerde koloniyi kurması istenen Atinalı kahraman Androklos gibi mitolojik kurucularının heykelleri takip ediyordu. Bu önemli epigrafik belge, Asya’nın Roma kentlerindeki yaşamın, hem konut alanlarındaki hem de yollardaki ve kamu yapılarındaki yontulmuş ya da boyanmış, yerel kimliğin ana temalarını buralardan geçenlere hatırlatan imgelere ne kadar kuvvetli bir şekilde bağlı olduğunu göstermektedir. Kutlamalar sırasında bu imgeler ahşap ya da kıymetli metal replikalarıyla canlanıyorlar ve kentin içinden geçiyorlardı, böylece vatandaşların kimlikleri sivil ve dini değerleriyle doğrulanarak toplumun birliği sağlanıyordu.

Phrygia Hierapolis

Fotoğraf: Triton Nymphaeumu, Amazonomakhia kabartması, Geç Severuslar Dönemi.

Hierapolis’te Apollon’un Doğum Günü İçin Tören Alayı

Yazıtlar ve çeşitli anıtların konumu, Ephesos’taki gibi tören alaylarının Hierapolis’te de düzenlendiğini saptamamızı sağladı, kentin çeşitli özel noktalarında duran tören alayının taşıdığı betimlerle buralara yerleştirilen mermer betimler karşı karşıya getiriliyordu; buralarda verilen molalarda ilahiler söyleniyor ya da sanatçılar anıtların üzerinde betimlenmiş mithoslara atıfta bulunan gösteriler yapıyorlardı. Böylece izleyenlerin hafızalarına bu olayların kazınması sağlanıyor ve ortak vatandaşlık kimliğine aidiyet duygusu güçlendiriliyordu.

MS III. yüzyıl başlarında Hierapolis’te yaşadığımızı hayal edelim. Roma’da Septimius Severus hanedanı imparatorları yönetimdeydi ve zengin su kaynaklarının sayesinde tarım ürünleri ve tüm imparatorluğa ihraç edilen tekstil ürünleriyle kent olağanüstü bir zenginlik dönemi yaşamaktaydı. Hierapolis ve Laodikeia yünleri yumuşaklığı ve purpuraya benzeyen ancak çok daha ucuz olan kızılkökten elde edilen rengi nedeniyle ünlüydü ve uzak bölgelerde bile talep görmekteydi. Roma’da, Phrygia kenti ile ilişkiler bir vatandaşının, Antipater’in, Prens Caracalla ve Geta’nın öğretmeni ve imparatorun sekreteri “ab epistulis graecis” olunca yoğunlaşmıştır. Yunanca konuşan kentlerle imparatorun yazışmalarını düzenliyordu, saray mühürdarlığının özenli üslubunda metinler yazıyordu. Bu dönemde Hierapolis mermerden olağanüstü boyutlarda anıtsal yapılarla donatılmıştır, anıtların mimarisi ihtişamlı ve süsleme açısından çok zengin özellikler göstermektedir. Burada gerçek bir “Küçük Asya Barok Üslubu”ndan söz edilebilir. Tüm bu yapıların cepheleri, kentin başlıca mithoslarının temsil edildiği çok sayıda karmaşık figürlü frizlerle bezelidir.

Hierapolis halkı, kuzey giriş olan Frontinus Kapısı’nın önünde, çeşitli kutsal alanların rahipleri ve yüksek görevli memurları ile beraber görkemli tören alayıyla Apollon’un doğum günü, annesi Leto ve kız kardeşi Artemis’le birlikte kutlamak ve onurlandırmak için toplanmıştır. Tören alayının başında tanrının tacını taşıyan stephanephoros ilerlemektedir; onu Apollon’un sembollerini taşıyan semiaphoroi kardeşliği takip etmektedir, daha sonra kent yetkilileri ve yaş ve meslek birliklerinin temsilcileri geliyordu, aralarında katılanların sayısı açısından purpura boyacıları loncası dikkat çekmektedir. Kybele rahipleri, Galloi, egzotik ve gösterişli kıyafetleriyle dikkat çekmektedirler. Erkekliklerini tanrıların annesine adamışlardı ve renkli göz alıcı kadın kıyafetleri giyiyorlardı. Uzun saç örgüleri göğüslerinden aşağıya doğru iniyordu. Kybele, Attis ve Zeus Sabazios betimleri taşıyan gümüş kabartmalı taçlar taşımaktaydılar. Onlara nefesli ve vurmalı çalgıların seslerinin ritmiyle cehennemi bir gürültü çıkartan trampet ve Phrygia’ya özgü olan çifte flüt çalanlar eşlik ediyordu. İzleyiciler arasındaki Romalı vatandaşlar, günümüzün “Gay Pride”larıyla karşılaştırılabilecek bu gösteriyi şaşkınlık ve biraz da kınayarak izliyorlardı.

Phrygia Hierapolis

Fotoğraf: Tapınak Nymphaeumu, grifonlar arasında Apollon büstlü alınlık, Erken Severuslar Dönemi.

Büyük Triton Nymphaeumu’ndaki Mermer Betimler

Büyük plateiada birkaç yüz metre sonra tören alayı yetmiş metreden daha uzun olan anıtsal çeşme Triton Nymphaeumu’nun önünde duruyordu. Alay mermerden büyük beş adet havuzdan çıkan bol suyla susuzluğunu gideriyordu. Mimari bezemenin zenginliği, ikinci

düzenin kaidesinde ve alınlıklarda yer alan tüm heykeltraşi unsurlar, zengin su kaynakları ve onun kente getirdiği refaha işaret eden büyük cephede birleşiyordu. Gerçekten de mermere yontulan tüm kabartmalar Yunanlı savaşçılarla Amazonlar arasındaki çeşitli mücadele sahnelerini resmediyordu: göğsü çıplak ünlü savaşçı kadınlar atlarıyla esas silahları çift taraflı balta olan zırhlı savaşçılarla mücadele ediyordu. Sahnenin özelliği savaş sahnesinin doğal çerçevenin içinde betimlenmiş olmasıdır. Frizin çeşitli noktalarında figürler içinden su akan kapları taşıyan kayalara yaslanmıştır. Burada nehir ve kaynak personifikasyonu söz konusudur. Hiç kuşkusuz su kaynakları açısından zengin olan bölgeye referans yapılmaktadır. Amazonomakhia konusu, tüm Küçük Asya’da uzun bir ikonografik geleneğe sahiptir ve Nymphaeum’un frizinde farklı modellere referans mevcuttur. Maiandros Magnesia’sındaki Artemis Leukophriene ion tapınağının frizinden itibaren heykeltıraşlık atölyeleri tarafından devamlı olarak geliştirilmiştir. Roma Dönemi’nden itibaren ise “amazonomakhia” konusu genellikle lahitleri betimlemek üzere kullanılmıştır. Su teması, çok sayıda yılan benzeri kuyrukları olan Tritonlar ve büyük cephenin çeşitli noktalarına yerleştirilmiş yunuslarla karşımıza çıkmaktadır.

Ancak her şey çeşmenin ortasındaki ana alınlıkların içine yerleştirilmiş tanrı büstlerinin korumasında gerçekleşmektedir. Apollon kythara ve grifonla, avcı Artemis iki yanında geyikle ve anneleri Leto yeraltı güçlerinin sembolü, Delphi tanrısının mızrağıyla mağlup ettiği, sarmal haldeki korkunç yılan Python ile betimlenmiştir.

Nymphaeum önünde verilen molada, mermer heykeller bir ayna gibi, aynı tanrıların betimlerinin yer aldığı Hierapolis tribülerinin temsilcilerinin omuzlarında taşınan gümüş levhalardaki (olasılıkla ahşap destekler üzerindeydi) resimlerde yansımalarını bulmaktaydı.

Phrygia Hierapolis

Fotoğraf: Tapınak Nymphaeumu, Amazonomakhia sahneli kabartma, Erken Severuslar Dönemi.

Apollon Kutsal Alanı Meydanındaki Mola

Frontinus Caddesi boyunca yolun iki tarafındaki kalabalık arasından, bir sonraki molaya koloninin kurucusu Apollon Arkhegetes Kutsal Alanı meydanına kadar yürüyüşe devam edilmekteydi. Burada katılımcılar tanrı heykelinin yer aldığı ion tapınağının görüntüsünü kapatan bir diğer anıtsal çeşmenin önünde toplanıyorlardı. Yüksek görevli memurlar ve seçkinler Nymphaeum’un önündeki küçük tiyatronun basamaklarına oturuyorlardı ve maskeli oyuncuların canlandırdığı tanrının yılan Python ve Gigantlara karşı mücadelesine ait sahneleri izliyorlardı. Burada da mermerden büyük cephenin ortasından çıkan güçlü su büyük bir havuzda toplanıyordu. Tören alayı tarafından taşınan tanrının resimlerinin benzerleri olan zengin bezemeli ve figürlü bir düzene sahipti. Alınlıklarda Apollon büstleri iki güçlü grifonun arasında, Artemis görkemli bitkisel bezemenin arasında,

Selene (ay) gibi omuzlarının arkasında ay ile, Leto ise çocuklarının arasında betimlenmiştir. Diğer alınlıklarda, Hera silindir biçimli başlığıyla iki yanında tavus kuşları ve Zeus uzun sakallı betimlenmiştir. Ancak, Olymposlu tanrı olarak değil Denizli topraklarında tapınılan yün giysili ve büstün iki yanında caduceuslu Zeus Patrios olarak yer almaktadır. İkinci düzenin sütun dizisini taşıyan friz kabartmalarında Amazonların mücadelesi sahnesi betimlenmiştir, ancak kentin bu bölümü fayın geçtiği yerlerde oluşturduğu derin kırıktan çıkan gazlar nedeniyle tahrip olmuştur. Mücadele sahneleri Triton Nymphaeumu’ndaki gibi oldukça farklı ikonografik şemalara göre yapılmıştır. Yaralı bir Amazon’u yere seren savaşçı grubunda Amazon galibe doğru yalvaran bir ifadeyle dönerken aslında son darbeyi vurmak üzeredir. Ayağını kadın figürünün bacağına koymuş savaşçının tereddütlü ifadesinde Hellenistik Akhilleus ve Penthesilea grubunun ikonografi geleneği görülmektedir. MS II. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir örneği Aphrodisias Agora Kapısı’ndaki kabartmada karşımıza çıkmaktadır ki Aphrodisias ile Hierapolis arasında model ve heykeltıraş dolaşımı olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Prof. Dr. Francesco D’ANDRIA

1 Yorum

  1. Bakınız: Arkhe Sayı 2 - Arkhe Dergisi

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir