Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Solon’un Mezarı
Arkhe Dergisi Sayı 9’da sizlerle…

Dağlık Phrygia olarak tanımlanan coğrafi bölge, merkezini Türkmen Dağı’nın oluşturduğu, Kotiaion (Kütahya), Dorylaion (Eskişehir), Akroinos (Afyon) ve Nakoleia (Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi) Antik kentleri arasında kalan dağlık ve kayalık alandır. Derin vadiler de içeren bu bölge aynı zamanda kültsel açıdan Phrygia’nın en kutsal bölümüdür. Phryg Yazılıkayası başta olmak üzere, kayaya oyulmuş olan kült alanları ve anıtlar bu kutsallığın simgeleridir. Phryg Dönemi’nde bazıları oldukça görkemli olan bölgedeki kaya mezarları da anıtsallık düşüncesinin bir diğer somut yaratımları olmuşlardır.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Yazılıkaya

Anadolu ve Anadolu’nun en büyük Antik Bölgesi olan Phrygia’da, Phryg, Lydia ve Pers dönemlerinin sona ermesinin ardından yaşanan Hellenistik Dönem ve sonrasında da, özellikle Dağlık Phrygia’da kaya oyguları bazıları anıtsal olmak üzere çok sayıda devam etmiştir. Bununla beraber kaya artık kült alanları ve anıtlar için değil mezar odaklı oyulmuştur. Ancak Dağlık topografyanın Hellenistik ve sonrasında yaşanan Roma İmparatorluk dönemleri, modern bilimsel/popüler literatürü “Phryg Dönemi” kadar meşgul edememiştir. Dağlar ve kayalıklar zamanın sürekliliği boyunca “Phryg” Dönemi’nin büyüsünden ve mirasından kurtulamaz. Dağlık Phrygia sınırlarında, Post-Phryg sonrası yaşanan Hellenistik ve Romaİmparatorluk Dönemlerinde, kaya mezarları ve kayaya oyulan oda mezarlar için bazıları çok görkemli olan oygular yaratılmıştır. Sözü edilen kaya mezarlarından bazılarının cephe süslemeleri anıtsallık olgusu ve detay işçiliği açısından tüm Antik coğrafyadaki görkemli kaya mezarları ile birlikte değerlendirilebilecek ölçektedir. Anadolu’da Hitit Uygarlığından başlayarak, kayalık topografyanın yoğun bulunduğu Antik bölgelerin birçoğunda, Geç Antik Dönem ve hatta sonrasına dek kaya mezarları ile karşılaşılmaktadır. Hemen her Antik coğrafyanın hem kendine has bazı yerel özellikleri hem de dönemsel moda uygulamalar açısından diğer sınır Antik bölgelerle hatta deniz aşırı uygarlıklarla bile benzerlikleri mevcut olabilmiştir. Dağlık Phrygia Bölgesi’nde Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemlerine tarihlendirilen kaya mezarlarının kendilerine has bölgesel ve dönemsel birçok ortak ve farklı özellikleri bulunmaktadır.

Dağlık Phrygia Bölgesi’nde, Hellenistik Dönem ve sonrasında kayaya oyulmuş veya yeniden kullanıma sahne olmuş nekropolisler ve arazide münferit durumda konumlandırılmış çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Bu nekropolislerden bazılarında kökeni “Phryg” Dönemi’ne dek inen oda mezarlar da bulunmaktadır. Bazı nekropollerde “Phryg” kökenli kaya mezarları sonraki dönemlerde yeniden kullanılmıştır. Bu tür mezarları saptayabilmenin büyük önemi olduğu düşüncesindeyim. Çünkü Phryg Dönemi mezarları ile hem Phryg Dönemi kaya anıtlarındaki hem de Hellenistik Dönem ve sonrasına tarihlendirilen mezarların benzerlik, etkileşim ve farklılıkları daha net bir şekilde sınıflandırılabilmektedir. Bu yorum, Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemlerine tarihlendirilen kimi oda mezarlarda, “Phryg Dönemi” kaya oygu geleneğinin somut etkilerinin gözlemlenmesinde marjinal kazanımlar da sağlamaktadır. Kayayı oyma geleneğinin aktarılmasıyla başlayan bu etkileşim değerlerini, cephe mimarisi ve süslemeler, bezemeler ve bezemelerde boya kullanımı, iç döşem, çatı sistemleri, mezar tipolojisi, günlük yaşamda ve lanetleme formüllerinde kullanılan dil ve dilbilim, özellikle de cephede ana tanrıçaya yapılan ve güçlü sembollerle yüklü göstergeler ile belirgin bir çerçeveye oturtmak mümkündür. Elbette tüm bu düzenleme ve ölü gömme gelenekleri açısından kaya üzerindeki her detayın “Phryg” etkisi şeklinde yorumlanması da gerçekçi gözükmemektedir. Dönemsel belirgin özellikleri de her zaman göz önünde bulundurmak gereklidir.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Üçlerkayası, Basit Khamosorion tipi mezarı

Anadolu’da, MÖ I. binden itibaren ölü gömme gelenekleri içerisinde kaya mezarlarının yeri önemlidir. Antik bölgelerde yoğunlaşan kayaya oyulmuş khamosorionlar, arcosoliumlar, oda mezarlar, anıtlar, kutsal alanlar ve sunu çukurları, aynı zamanda bölgesel geleneklerin ve çeşitli mimari uygulamaların köken ve etkileşim, dolayısıyla tarihlendirme problemlerini de beraberinde getirmiştir. Kaya mezarlarının tarihlendirilmeleri oldukça sorunludur. Çünkü genellikle kontekst yoktur. Yazıtlar silinip yeniden düzenlenmiş olabilir. Böyle bir durum gerçekleşmemişse dahi yazıtların korunagelme seviyeleri farklılık gösterebilir veya tamamen kaybolmuştur. Özellikle oda mezarların iç döşemleri tekrar kullanımlarda farklılaştırılmış olabilir. İnsan tahribatı ve doğal tahribat bir çok değerlendirme kriterine zarar vermiş olabilir. Özellikle hemen her dönemde yapılmış/yapılmakta olan insan tahribatı en büyük zararı vermiştir/vermektedir. Bu durumda mezar tipolojisi ve korunagelmişse cephe mimarisi analojileri tarihlendirme ve değerlendirme için en temel iki husus olarak gözükmektedir.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Seyrecek Lahit formlu Khamosorion tipi mezarı

Dağlık Phrygia Bölgesi’nde 35 farklı alanda ve 28 nekropolde, toplamda 1000’den fazla kaya mezarında tarafımdan yapılan araştırmalar sonucunda Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemleri için kaya mezarlarının tipolojileri aşağıda belirtildiği şekilde ortaya konmuştu:

1.Khamosorion

1.1. Basit Khamosorion

1.2.Lahit Formlu Khamosorion

2- Arcosoliumlu

3- Oda Mezar

3.1. Tek Odalı

3.1.1. Khamosorionlu

3.1.2. Yataklı

3.1.3. Arcosoliumlu

3.1.3.1. Yataklı Arcosoliumlu

3.1.3.2. Tekneli Arcosoliumlu

3.1.4. Karma Özellikli

3.2. İki Odalı

3.2.1. Ardı ardına Odalı

3.2.2. Yan yana Odalı

Geleneksel Phryg kaya mimarisinin en önemli unsuru cephenin yaratımıdır. Phryg Dönemi anıtsal kaya cephelerinde, geometrik veya bitkisel motiflerle süslenmiş bir üçgen alınlığı betimleyen kabartma oygular en temel formlardan biridir. Elbette Hellenistik ve Roma İmparatorluk dönemleri için, bölgesel çerçevede üçgen alınlık düzenlemesinin teknedeninin “Phryg” etkisi olduğunu söyleyemeyiz. Bununla beraber Dağlık Phrygia Bölgesi’nde üçgen alınlık öğesine sahip bazı oda mezarların ise “Phryg” Dönemi veya “Phryg Gelenekleri” ile oldukça köklü bağlantıları vardır. Mezar yatağı bölümleri Phryg Dönemi’nde oyulmuş Kümbet-Deliklikaya’da bulunan oda mezar üçgen alınlıklı cephesel düzenlemeye sahiptir.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Yazılıkaya Arcosoliumlu mezarı

Mezar odası Phryg Dönemi’nde oyulmuş olmasına karşın, cephe mimarisi Roma İmparatorluk Dönemi’nde düzenlenmiştir ve cephesel bezemeler “Phryg Dönemi” anıtlarında görülen geometrik süsleme değerlerini de içermektedir. Oda mezarın yakınlarında, Seyitgazi ilçesi Kümbet Köyü’nün merkezinde, bir tepenin üzerinde düzenlenmiş olan ve içinde bulunan yazıt nedeniyle “Solon’un Mezarı” şeklinde isimlendirilmiş anıtsal cepheli oda mezar için de benzer bir nitelikten bahsedebiliriz. Eskişehir/Solon’un Mezarı’nda arka oda Phryg Dönemi’nde, anıtsal cephe ise Roma İmparatorluk Dönemi’nde oyulmuştur. Yukarıda değinilen Kümbet/Solon’un Mezarı, tip ve köken ile ilgili önemli özelliklerinin yanı sıra sahip olduğu anıtsal cephe mimarisi açısından da oldukça dikkat çekicidir. Anıtsal oda mezarın cephesi üçgen alınlıklıdır. Alınlık ile kapı açıklığı arasında düzenlenmiş bir tabula ansata içerisinde ise, ortada bir krater, kraterin her iki kenarında ise birbirlerine doğru hareket ediyormuş görünümünde iki aslan kabartması mevcuttur. Oda mezarın içinde, dromos girişinin kenarlarında kalan duvarlarda bulunan kabartmalar tahrip olmuştur. Reber’e göre bu kabartmalar aslan figürleridir. Kabartmalar, aşağıda belirtildiği üzere Ayazin ve Beyköy oda mezarlarında da görüldüğü üzere Ana Tanrıça ve aslanlarının ikonografisini gösterirler. Hellenistik Dönem’e tarihlendirilen Zehran oda mezarı ise cephe oygusu açısından tamamen “Phryg” etkili bir örnektir. Üçgen alınlık tipik bir “Phryg” cephe düzenlemesinin yansımasıdır. İkiye bölünmüş alınlıkta, her iki bölümde de dörtgen formlu oygu içerisinde düzenlenmiş ve boyalı kum saati formunda geometrik süsleme öğeleri bulunmaktadır. Ayrıca alınlık ile kapı arasında, ikili sıra şeklinde düzenlenmiş geometrik kabartmalar yer almaktadır. Boyama sadece cephenin değil aynı zamanda oda içerisinde iç döşemin de öznel bir unsurudur. Kullanılan boyalar mavi ve kırmızıdır. Köhnüş Vadisi’nde konumlandırılmış ve Boncukluinler olarak anılan oda mezarda ise kırmızı ve siyah boya ile gerçekleştirilmiş düşey ve diagonal kesişimli boyalı geometrik süslemeler bulunmaktadır. Hellenistik Dönem’de Dağlık Phrygia Bölgesi’nde konumlandırılmış dört oda mezarından biri olan Kilise, anıtsal ve üçgen alınlıkla oyulmuş olup, hemen yanında anıtsal Phryg Dönemi kaya anıtlarından biri bulunmaktadır. Kilise oda mezarı için sahip olduğu bazı nitelikler dolayısıyla “Paphlagonik” tanımlaması da kullanılır. Fakat oda mezardaki “Phryg” etkisinin altını çizmemek de mümkün değildir. Benzer bir şekilde Yapıldak kaya nekropolisinde bulunan üç oda mezar da, yine aynı nekropolde oyulmuş “Phryg Dönemi”ne tarihlendirilen (Asarkaya) oda mezarında olduğu gibi üçgen alınlıkla oluşturulmuş cephe mimarisine sahiptir. Yapıldak mezarlarının konumlandırıldığı nekropoldeki anıtsal Phryg mezarıiile başka benzerlikleri de mevcuttur. Ahlatçıinler Nekropolisi’nde, Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlendirilen bir oda mezarın cephesi üçgen alınlık ve onu taşır görünümlü kabartma pilasterlerle oluşturulmuştur. Haspels,

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Ayazin, Oda mezarı

alınlık sahnesinin bir sabanın altında boyunduruğa koşulmuş bir çift öküz betimi ile oluşturulduğunu ve bu ifadenin Dağlık Phrygia Bölgesi’nde evli bir çifti betimlemek için adak stellerinde kullanıldığını ifade eder. Waelkens, mezar veya adak stellerindeki bu tür yorumların, Phrygia’da yoğun bir şekilde yapılan tarımla alakalı bir şekilde, mezar sahiplerinin hayattayken yapmış oldukları ekonomik faaliyetlerle ilgili olduğunu dile getirir.

Hellenistik Dönem ve Roma İmparatorluk Dönemlerinde kayaya oyulmuş oda mezarların beşik çatılı tavan sistemine sahip olmaları, bölgedeki “Phryg” Dönemi kaya mezarları dikkate alındığında önemli bir analojik öğe haline gelmektedir. Çünkü kayaya oyulmuş Phryg oda mezarları aynı zamanda Phryg evinin de yansımasıdır. Phryg Dönemi oda mezarları genellikle dörtgen/ dikdörtgen planlı olup, beşik çatılı tavan düzenlemesine sahiptir. Oda mezarların iç düzenlemeleri, sayıları 1-3 arasında değişen yatak veya klineler ile oluşturulmuştur. Phryg Dönemi klineleri dönemsel orijinal mobilya ayaklarını andırır şekilde detaylı süslemelerle birlikte oyulmuştur. Phryg Yazılıkaya’sı gibi Dağlık Phrygia’nın en önemli ve görkemli kült alanında bulunan tüm Roma İmparatorluk Dönemi oda mezarların, aynı alandaki Phryg Dönemi oda mezarında olduğu gibi beşik çatılı düzenlenmesi kuşkusuz direkt Phrygoda mezar geleneği ile bağlantılıdır.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Zehran, oda mezarı

Afyon bölgesinde Phryg Vadisi Beyköy Kayalıkları’nda konumlandırılmış kaya nekropolisinde yer alan ve Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlendirilen oda mezar farklı bir şekilde geniş bir kemerli alınlığa sahiptir. Alınlık üzerinde karşılıklı iki aslan figürü betimlenmiştir. Haspels, aslanların yer aldığı ikonografik şemanın Phryg Dönemi oda mezarı olan Aslantaş kabartmalarının etkisiyle düzenlendiklerini düşünür. Ayazin’de de, Roma İmparatorluk Dönemi Beyköy oda mezarında olduğu üzere, her ikisi de oldukça görkemli düzenlenmiş “Phryg Dönemi” anıtsal oyguları olan “Aslantaş” oda mezarı ve “Aslankaya” kaya anıtında betimlenmiş Kybele aslanlarının ikonografik şemasını tekrarlayan, karşılıklı birer aslan kabartması yer almaktadır. Ramsay’e göre de aslanlar “Phryg” etkisi sonucu düzenlenmişlerdir. Aslan kabartmaları oda mezarın içinde de aynı Kümbet/Solon’un Mezarında da gördüğümüz üzere ayrıca tekrarlanmıştır. Söz konusu ikonografik şema Afyon/Ayazin Nekropolisi’nde konumlandırılmış üç anıtsal oda mezarın cephesinde yinelenmiştir. Ayazin Nekropolisi, Roma İmparatorluk Dönemi için Phrygia’nın en anıtsal kaya nekropolisidir.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Kilise, Oda Mezarı

Dağlık Phrygia Bölgesi’nde, Roma İmparatorluk Dönemi oda mezar cephe mimarileriyle ilgili olarak en önemli analoji parametrelerinden biri “türsteine” veya “doorstone” olarak adlandırılan ve sahte mezarların kapılarını sembolize eden stellerdir. Oldukça detaylı olan çeşitli kabartmalara sahip olan kapı biçimli mezar stelleri, gerçek mezar yapılarının mimari ögeleri olmayıp, özellikle Roma İmparatorluk Dönemi oda mezar girişini sembolize eden sahte kapılardır. İmparatorluk Dönemi’nde Eskişehir/Kümbet-Körestan ve yakınındaki Güllüören Nekropolleri’nde, MS II. yüzyıla tarihlendirilen sahte kapı stellerinin kayaya “yansımış” örnekleri bulunmaktadır. Körestan’daki sahte kapı stelleri maalesef günümüze dek korunagelmemiştir ancak daha önce yapılan arkeolojik araştırmalarda belgelenebilmişlerdir. Güllüören Nekropolisi’ndeki tek örnek ise günümüze dek korunmuştur. Phryg Dönemi kaya anıtlarını da taklit eden örneklerine rastlanan söz konusu kapı stelleri genellikle MS II. ve III. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Kapı stellerinin/taşlarının Dağlık Phrygia’daki oda mezar cepheleri açısından en önemli yönü, kemerli ve üçgen alınlığa sahip olan, alınlığın pilasterler tarafından taşınıyor görünümünde işlendiği, alınlıkta akroter, diş kesimi frizi, kalkan, Medusa ve aslan kabartmalarının yer aldığı örneklerdir. MS II.-III. yüzyıllara tarihlendirilen kimi stellerde, aslanlar tek başlarına betimlenmiş olabilecekleri gibi, Ayazin mezarları, Beyköy, ve Kümbet-Solon’un Mezarı’nda gördüğümüz üzere, Phryg Dönemi’nde en önemli örnekleri yontulmuş olan Kybele aslanları ikonografik sahnesinin tekrarlanmış olmasıdır. Sahnenin Phrygia’daki yansımasını bu sayede daha iyi gözlemleyebiliyoruz.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Yapıldak Kaya Nekropolisi’nden oda mezarı

Diğer taraftan Dağlık Phrygia Bölgesi’ndeki kaya mimarisini sadece Phryg geleneklerinin devamı veya yansıması açısından da düşünmemek gerekir. Eskişehir/Gerdekkaya Nekropolisi’nde , Hellenistik Dönem Dor düzeni Makedon mezar mimarisine uygun olarak, Anadolu’daki en görkemli, adeta Dor düzeninde inşa edilmiş tapınak görünümlü, kaya mezarlarından biri yaratılmıştır. Anadolu’da Hellenistik Dönem içerisinde en çok tanınan örnekleri batı ve güneybatıda bulunan, bu tipin kullanıldığı anıtsal mezar yapıları vardır. Ayrıca yine Gerdekkaya kayalıklarında, arcosoliumlu düzenlenmiş bir kaya mezarının iç kemer duvarında, kırmızıya boyanmış halde konsantrik dairesel formlar yer almaktadır. Bu form Makedon kalkanlarının üzerlerindeki armalara fazlasıyla benzemektedir. Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlendirilebilecek arcosoliumlu mezarda Makedon bezemelerinin kullanılmış olması, mezar sahibinin etnik kökenine yapılmış bir göndergedir. Bu arma betimleri özellikle Dorylaion ve civarına yapıldığı düşünülen Makedon göçleri göz önüne alındığında anlam kazanmaktadır.

Phrygia Bölgesi Kaya Mezarları

Fotoğraf: Gerdekkaya, Tapınak görünümlü mezar.

“Etkileşim” ve “Yansıma” fenomenleri, sanırım, Dağlık Phrygia’da var olmuş anlamları zamanların ötesine, bugünlere taşınmıştır. Çünkü MÖ 8-6. yüzyıl kaya anıtları ve kaya mezarları ile MS 2-4. yüzyıllarda oyulmuş kaya mezarları ve steller arasındaki bağlar standart bir “etkileşim” ruhunun çok üzerindedir. Dönemsel uygulamaları gözlemleyebiliyor, sınıflandırabiliyor ve aralarındaki bağları açıklayabiliyorsak, kesintisiz bir gelenekten ve bu geleneği tekrar tekrar yaratma duygusundan da bahsedebilmeliyiz. Bahsedilen tüm bu tarihsel çerçeve, neredeyse 800 ila 1000 senelik bir zamansal duvar oluşturmaktadır. Dağlık Phrygia kayalıklarını bu derece önemli kılan unsur da tam olarak budur. Mezar tipleri, cephe mimarisi, doorstones, semboller ve betimler. Ana Tanrıça’nın yaklaşık 800 sene sonra hep kendine ait olmuş kutsal topraklarında yeniden figür kazanması. Bu figürün yansımaları…

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir