Phryg Sanatı

Fotoğraf: Eskişehir-Han İlçesine bağlı Yazılıkaya Köyü, Midas Kenti’nde Bitmemiş Anıt olarak isimlendirilen anıt. Bu anıtın neden yarım bırakılmış olabileceği tartışmalıdır. Burada önemli olan bir nokta anıtın Phryg Ana Tanrıçasının doğa tapınımını göstermesidir
Arkhe Dergisi Sayı 2’te sizlerle…

Phrygler İç Batı Anadolu ve İç Anadolu’yu kapsayan bir coğrafya içerisinde yak. MÖ 12. yüzyıl ile MÖ 7. yüzyıl tarihleri arasında yaşadığını bildiğimiz halktır. Phryglerin kökeni hakkında tartışmalar halen sürmektedir. Son yıllardaki çalışmalarla başkent Gordion/Yassıhoyük (Ankara-Polatlı) kazılarındaki kronolojinin değiştirilmesi gerekliliği üzerindeki düşünceler, gizemli Phryg halkının daha da çözülmez bir hale ulaşan şekli olmuştur. Daha somut olarak şu soru(n)lar dile getirilmektedir/çözümlenmelidir: Phryglerin Thrakia’dan mı Anadolu’ya göç ettiği, Anadolu’nun yerel halkı mı oldukları ya da doğudan mı Anadolu topraklarına geldiği soru(n)ları tartışılmalıdır. Anlaşılacağı üzere, Phryg kronolojisi de halen daha somutlaştırılıp kesin bir hal almamıştır. Özellikle, Gordion’daki büyük yangın tabakasından elde edilen radyokarbon tarihlerinin bu dönemde büyük yıkıma neden olan Kimmerlere mal edilememiş olması Phryg Kronolojisi’ndeki sorunları daha da tartışmalı hale getirmiştir. Bu nedenle “Phryg Sanatı” anlatımına başlanıldığı zaman yukarıda sözünü ettiğimiz iki sorun, köken ve kronoloji, sanatı birinci öncelikte ilgilendirdiği için Phryg Sanatı’nı ne zaman başlatacağımız ve nasıl tarihlendireceğimiz konusunda kesin bir şey söylememizi zorlaştırmaktadır.

Phryg mimarisine baktığımız zaman genel hatlarıyla taş temelli kerpiç duvarlı ve ahşap destekli bir yapı konstrüksiyon ile karşılaşılmaktadır. Gordion kazılarında ele geçmiş olan yapısal kalıntılar birbirine bitişik nizamda megaron planın kullanıldığını açıkça göstermektedir. Kökenleri Tunç Çağı’na kadar giden megaron planın daha sonraki yüzyıllarda sadece dini (tapınak) mimaride kullanılmış olması Gordion’daki megaronların (Megaron 1, 2 ve 3) da yönetici ve aristokratlara ait yapılar olabileceğini akla getirmektedir.

Sivil mimari yanında kent yerleşimindeki askeri savunma sisteminde, belki Hitit etkisi, surlar öne çıkmaktadır. Kalın sur bedenleri kerpiç mimarinin en güzel yansımalarını sergiler. Gordion’u çevreleyen surlar bunun güzel bir örneğidir. Gordion yönetim merkezi olarak kabul edildiği için ortaya çıkartılan mimari daha çok anıtsal yapıyı anlamamıza yardımcı olur. Kırsal kesim mimarisi ise daha çok mezar anıtları ve kaya cephelerindeki dini yapı tasvirlerinden izlenebilmektedir. Bu eserler çoğunlukla ahşap mimarinin kayaya yansıtılmış halidir.

Phryg Sanatı

Fotoğraf: Gordion/Yassıhoyük’den Megaron 3 Erken Phryg yıkım tabakasından ele geçmiş fildişi plaka. Plaka üzerinde bir Phryg Savaşçısı betimlenmiştir ve olasılıkla bir mobilya aksanı olarak kullanılmıştı. MÖ yak. 800. ©Penn Museum

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmekte olan Pazarlı yerleşiminden ele geçmiş pişmiş toprak mimari kaplamaları varlıklı Gordion/Yassıhoyük’den Megaron 3 Erken Phryg yıkım tabakasından ele geçmiş fildişi plaka. Plaka üzerinde bir Phryg Savaşçısı betimlenmiştir ve olasılıkla bir mobilya aksanı olarak kullanılmıştı. MÖ yak. 800. ©Penn Museum bir Phrygialının evine ait günümüze ulaşmış en iyi örnektir. Pişmiş toprak olduğu için genelde seramik sanatı içinde değerlendirilmesi gereken eserlerin yanı sıra kaplama levhaları üzerindeki betimlemelerinden söz edilmesi gerekirse; bunlar daha çok doğa ve doğal yaşamı anlatan sahnelerle beraber savaşçı tasvirlerini de içermektedir. Phrygler daha çok tarımcı bir toplum olduğu için sanatları da hümanist bir yaklaşım içerir. Ancak, baskın olmamakla birlikte bazı kaplama levhalarında savaşçı betimlemelerine rastlanır. Mezar mimarisinde öne çıkan unsur Phryg tümülüsleridir. Bunlar; ahşapodalı, dromossuz, yığma topraktan oluşturulmuş tümülüslerdir. Bu mezar tipi Anadolu’da yalnızca Phrygler tarafından kullanılmıştır. Ölen varlıklı kişi dünyada yaşadığı evin benzeri olan ahşap bir kline üzerinde yatırılmaktadır ve yaşadığı evin küçük bir yansıması olarak mezar odası ahşap mobilyalarla dekore edilmiştir. Ayrıca, Phryg metal sanatına örnek sayılabilecek en özel metal kaplar ölü hediyesi olarak oda içerisine konulmaktaydı. Cenaze merasimi bittikten sonra, ahşap odanın üzerine yığılan toprağın çökmesini engellemek için mezar odası ikinci bir sıra ağaç kütükleri ile koruma altına alınmaktaydı. Mezar odası oluşturulduktan sonra ağaç kütükleri üzerine, küçük bir dağı andırır vaziyette, toprak yığılmaktaydı. Daha geç örneklerde görülen (özellikle Batı komşusu Lydia tümülüslerinde olduğu gibi) üzerinde bir krepis ya da phallos bulunmamaktadır. Phryg tümülüslerine en iyi örnek Gordion Tümülüsü (bilinen adıyla Midas Mezar Anıtı)’dır. Afyonkarahisar İli, Dinar İlçesindeki Tatarlı Tümülüsü ve Kütahya İli, Aslanapa İlçesi sınırları içindeki Taşlık Tümülüsü bu tümülüslerin içlerinin boyalı resimlerle süslendiğini göstermiştir.) Phryglerin sanattaki en büyük zenginliklerinden birisi de metal işçiliği dir. Ankara Medeniyetler Müzesi’nde Phryg kaplarına ait önemli bir koleksiyon yer almaktadır. Bunların içerisinde omphalos (göbekli kâse), fibula gibi Phryglere özgü metal eşyalar göze çarpar. Metal işçiliği Phryglerin doğu komşusu olan Urartularla benzerlik göstermesinden dolayı iki kültür arasında metal ticaretinin olduğunu göstermektedir. Bu kusursuz metal eserler araştırmacılar tarafından Phryg Stili olarak isimlendirilmiştir. Metal eserlerin şekillenmesinde eski İran, Hitit ve Urartu etkisinin olduğu da kabul görmüştür. Metal işçiliği İran, Urartu, Phryg coğrafyasından ihraç olarak Batı Dünyası’na geçmiştir. Özellikle dönem içerisinde paralel eserlerin Olympia gibi Yunanistan’daki kült merkezlerinde ele geçmesi bu sanatın yalnızca Doğu Anadolu ve İç Anadolu’da değil aynı zamanda Ege Dünyası’na da ticaret yoluyla aktarıldığını göstermektedir. Günümüzde Midas kenti olarak isimlendirilen Phryg Yazılıkayası ve bunun çevresindeki Phryg Vadileri, bölgede Lykia yolu yansıması çerçevesinde Phrygia Yolu olarak değerlendirilebilecek bir gezi güzergahı potansiyeli sergilemektedir. Bu vadiler; kutsal alanlar, dini yapılar, mezar alanları, kaleler gibi birçok anıtı bünyesinde barındırmaktadır.

Vadideki kültür varlıkları içerisinde en çok dikkat çeken eserler kaya anıtlarıdır. Kaya anıtları büyük bir olasılıkla dinsel içerikli olup Phryglerin tanrıçası Kubaba için yapılmış onurlandırıcı kutsal yapılar olmalıdır. Kaya formatının tercih edilmesi tanrıçanın kendisini kaya ile özdeşleştirmesindendir. Çünkü tanrıçanın çıplak ayaklarıyla kayalar üzerinde yürüdüğü kabul edilmektedir. Phryg anıtlarının kayalıklarla ilişkili olması veya altarlar üzerinde sıklıkla görülen üçgen kabartma motiflerinin kadınlığı ve doğurganlığı sembolize ettiği düşünülmektedir. Kayaların ön cephelerinde betimlenen kapı aralığı ise dağa girişi yansıtır. Tüm bunlar tanrıçanın doğadaki yaşamını akla getirir. Aslankaya ve Maltaş burada önemli örneklerdir.

Phryg Sanatı

Fotoğraf: Phryglere atfedilen ve özellikle kumaşların birbirine tutturulması gibi çok amaçlı kullanımı olan, günümüz çengelli iğnesinin atası “fibula”. Erken örnekleri MÖ 2. binden itibaren görülen fibula karakteristik özelliklerini Phryg Uygarlığı ile beraber MÖ 8. yüzyılda kazanmıştır. MÖ 8-7. yüzyıl. ©The Metropolitan Museum of Art

Phrygler ölüleri için de yine kayaya oyulmuş oda mezarlar yapmışlardır. Aslantaş ve Yılantaş Mezar Anıtları bunların önemli örneklerini yansıtır. Aslantaş mezar anıtının ön cephesinde bir kapı boşluğu açılmış, mezar odası oyulmuştur. Kapı boşluğunun her iki yanında kükrer biçimde betimlenmiş iki aslan ve ayakları altında birer yavru aslan gözükmektedir. Ayrıca kapı üzerinde aslan betimlerini de içine alan hayat ağacı kabartması yontulmuştur. Yılantaş kaya mezarı Aslantaş mezarının batısında, aynı kayalıkların bulunduğu noktadadır. Anıt yoğun tahribat gördüğü için yalnızca iç kirişleri mevcuttur. Anıtın dış tarafında bir aslan kabartması bulunur, fakat figürün sadece baş ve ayağının bir kısmı korunmuştur. Anıtın ismini aldığı yılan kabartması ön cephesinin alt tarafında yer alır. Anıt günümüzde ana kayasından kopmuş ve ters döndüğü için görülmemektedir.

Phryg Seramiği genelde gri boyalı ve yerel gereksinimi karşılayan standart formlu kaplardır. Boya sanatında ise birinci öncelikli etki Yunan sanatından olmuştur. Fakat, bu alışverişin doğudan mı batıya ya da batıdan mı doğuya olduğu irdelenmelidir. Bu etkinin doğu ve batı arasında karşılıklı bir etkileşim sonucunda olduğu söylenebilmelidir. Bu nedenle Phryg seramiği kendi içerisinde doğu ve batı etkisini özümsemiş yerel etkili bir sanattır. Bezemelerde geometrik motifler yanında hayvan motifleri de sıklıkla görülmektedir.

Phryg dili Hint-Avrupa dil grubunda, kendisine özgü bir alfabesi olan ve henüz çözülememiş bir dildir. Phryg anıtları üzerinde çok fazla yazı ele geçmiş olsa da bilingual (çift dilli) yazıtların ele geçmemiş olmasından dolayı bu dilin çözülmesine etken olacak bir anahtar oluşturulamamıştır. Bu nedenle dil bölgesel eski Anadolu dilleri arasında değerlendirilmektedir. Phryg Vadisi’nde yer alan Areyastis anıtı üzerindeki yazıt ve Phryg Yazılıkayası üzerindeki yazıt bu dil hakkında bilgi verir.

Mitolojide Kybele olarak tanınan tanrıçanın kökeni Phryg dininde yatmaktadır. Tanrıçanın; Kubaba, Mata, Matar Kubileia gibi isimlerle anıldığı bilinmektedir. Yazımızda kayanın, kaya formatının tanrıça ile birleştiğini daha önceden belirtmiştik. Bu nedenle tanrıça için Hellen ve Roma kültürlerinde alışmış olduğumuz türde bir tapınak değil, kaya cepheleri üzerinde kazınarak şekillendirilmiş, tapınak cepheleri şeklinde oluşturulmuş kutsal alanların varlığından söz edebiliriz. En önemli örnek Phryg Yazılıkayası’ndaki tapınak cephesidir. Kutsal alan yalnızca bu tapınak cephesinin olduğu yeri içermez aynı zamanda oldukça büyük bir kayalığı da içine alır. Alan içerisinde kayaya oyulmuş ikiz taht, basamaklı altarlar, sunu çanağı, kayaların içine doğru giden merdivenler (kutsal sarnıçtaki suya ulaşan basamaklar) kutsal alan içerisindeki kült yapılarını oluşturmaktadır. Kült alanı her daim kullanılmıştır ki Geç Hitit kabartmalarını burada görmek mümkündür.

Phryg Sanatı

Fotoğraf: Areyastis Anıtı’ndan Phrygce yazıların görüldüğü bir detay fotoğraf

Kubaba ana tanrıça olarak değerlendirildiğinde, Anadolu geleneğinde kökenleri Çatalhoyük’ğe kadar dayanan bir de baba tanrı figürünün burada olması gerektiği akla gelmektedir. Fakat geç döneme her zaman Kybele ismi ile aktarılması yanında herhangi bir baba tanrının Kybele ile birleştirilmemiş olması bu konuda akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Çünkü, Yazılıkaya’nın üst kesimlerinde kayaya oyulmuş çift taht büyük olasılıkla ana ve baba tanrıları temsil etmekteydi. Kybele’nin Hellen kültürüne aktarılması sırasında Mezopotamyalı tanrı Tammuz (Sümerlerde Dumuzi) figürü ile birleştirilen Attis tanrıçanın sevgilisi olarak ortaya çıkarılmıştır (Bkz.: Attis). Attis’in başındaki başlık Yunan ve Roma Sanatı’nda Phryg Başlığı olarak isimlendirilmiştir. Phryg Başlığı Kybele kültü ve Attis ile ilgili olarak kullanılan bir başlık değil aynı zamanda barbar (doğulu-yabancı) tasvirlerinde de kullanılmıştır.

Kybele’nin en önemli kutsal alanlarından bir tanesi de Pessinus’tur. Pessinus’taki Kybele betimi kaya üzerine yontulmamış baitylos olarak isimlendirilen meteorit (göktaşı)’tir. Gökyüzünden gelmiş olması tanrıçanın gökten yere inmiş olarak düşünüldüğünü gösterir. Hellen ve Roma Dönemlerine tarihlendirilen Kybele’ye ait tapınak bulunsa da erken dönemde böyle bir tapınaktan söz etmek mümkün değildir. Çünkü Phryg geleneğinde Kybele bir doğa tanrıçasıdır ve tapınımı açık hava tapınımı şeklinde gerçekleştirilir.

Baitylos tarihte yalnızca Phrygler için önemli olmamıştır. Roma’nın Kartaca (Hannibal Savaşları) ile mücadelesi sırasında Romalılar kentlerini korumak için İtalya’daki Kyme kentinde bulunan Sibyl rahiplerine danışır. Rahipler Sibyl kitaplarına baktıklarında Pessinus’da bulunan Baitylos’un Roma kentine getirilirse Roma’nın Savaşı kazanacağını, kentlerini koruyabileceğini söylerler. Bunun üzerine Romalılar müttefikleri Pergamon Krallığı’na başvurur. Çünkü, Pessinus Pergamon Krallığ’ının yönetim alanı içindedir. Pessinus’taki rahiplerle yapılan anlaşma sonucunda Baitylos Sangarios’ta (Sakarya Nehri) bir gemiye bindirilerek önce Karadeniz’e oradan da gemiyle Roma’ya ulaştırılır. Böylece Sibyl rahibelerinin kehaneti gerçek olur ve Romalılar kentlerini Hannibal’den kurtarır, savaşı kazanırlar. Bunun sonucunda Roma’da Mater Magna kültü kurulur. Bu olay; Phryg kültürünün, dininin ve sanatının, belki biraz da Roma etkisi altında değişerek çok daha uzun süre yaşamasına katkı sağlamıştır.

Phryg Sanatı

Fotoğraf: İçindeki boyaların bir kısmı korunmuş vaziyette ele geçen Taşlık Tümülüsü’nden detay

Phrygler yalnızca Kybele ile Batı ve kendinden sonraki kültürleri etkilememiş aynı zamanda mimarisindeki kaya anıtları, seramiğindeki hayvan ve doğa tasvirleri, metal sanatındaki ince işçilik ve kusursuz döküm tekniği ile evrensel bir etki yaratmıştır. Phrygler; Anadolu Coğrafyası’nda yaşamış, Anadolu Sanatına katkıda bulunmuş, özellikle heykel sanatında Lydia ve başta Ephesos olmak üzere Batı Anadolu koloni kentlerini etkilemiş, buradaki yönetimin şekillenmesinde baskın bir rol oynamıştır. Doğu Yunan heykeltıraşlığı denilen Arkaik Heykeltıraşlığın ilk mil taşı olmuştur. İç Anadolu’da da eski Hitit Başkenti Hattuşa’da ele geçen Kybele ve müzisyenler heykeli (bkz. Phryg Anatanrıçanın Görsel Yansılmaları) sanatın yalnızca doğuya değil batıya doğru yayılım ve açılım göstermiş olduğunu kanıtlamaktadır. Phrygler İç Batı Anadolu coğrafyasında özellikle MÖ 8. ve 7. yüzyıllarda siyasi olarak efsanevi kralları Midas önderliğinde güçlü bir devlet, sanat olarak etkin bir yayılıma sahip kültür iken, Kafkasya Bölgesi’nden gelen Kimmerler (?) ya da başka bir topluluk tarafından tarih sahnesinden silinmiş olsalar da Phryg kültürü Anadolu halkları içinde halen yaşamaktadır. Bu kültür, Doğu ve Batı Sanatı’nı etkileyerek bazı değişim ve gelişimlere neden olmuştur. Belki de bu nedenle Klasik Türk Sanat Müziği’nde Frig Makamı (Frigyen Modu) vardır.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir