Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Arkhe Dergisi Sayı 2’de sizlerle…

Stratejik konumu açısından Anadolu, üç tarafı denizler ve sıradağlarla çevrili bir yarımada görünümündedir. Farklı iklim kuşaklarında yer alması, çeşitli bölgelerde farklı yaşam koşullarına sahip olması, fiziki yapısındaki zengin doğal kaynakları ile insanlık tarihinin en eski dönemlerinden itibaren insan yaşamına sahne olan, üzerinde büyük uygarlıkların kurulduğu bir kıta görünümündedir. Prof. Dr. Fahri Işık Hoca’nın deyimiyle, “bu kıta insanı kültürüyle yabancılaşmamış bir köprü değil, adeta yurt olmuştur gelen halklara. Gelenler, kültür ve sanatta bir mozaik ayrılığında değil, alaşım “kaynaşmışlığında” zenginleşerek kök sürmüştür”.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Eskişehir İli, Yazılıkaya / Midas Kenti, İkiz idollü anıtsal altar/sunak (Çizim: W. M. Ramsay 1882, Abb.4).

Anadolu’da ilk tarım topluluklarında kök salan Ana Tanrıça inancı da Eskiçağ boyunca bu toprakları yurt edinen farklı toplumlar ve kültürlerde, özünde değişmeyen bir inanç olarak, farklı sanatsal biçimlerde nesilden nesile aktarılmıştır. MÖ 1200’lerden itibaren Balkanlar’dan boğazlar yolu ile Anadolu’ya göç eden Thrak kökenli Phrygler, binlerce yıldır bu topraklarda kökleşen güçlü Ana Tanrıça inancını benimsemiş, “Orta Anadolu” merkezli yeni yurtlarında bu tanrıçaya adeta tek tanrı olarak ibadet etmişlerdir. Phrygler, Tanrıça adına, günümüzde Eskişehir-Afyonkarahisar ve Kütahya İlleri arasında uzanan ve literatüre “Dağlık Phrygia” olarak geçen coğrafi alanda, uçsuz bucaksız doğadaki yalçın kayalıkları, bugün “ünik” olarak adlandıracağımız kült anıtları ile donatmışlardır. Fasad, altar ve nişlerden oluşan bu anıtlar, Phryg dini ile ilişkili bu kültürün sessiz tanıklarıdır. Phryglerde din olgusu günümüzde büyük ölçüde gizemini korumaktadır. Bunun en önemli nedeni ise, dini içerikli yazılı belgelerin azlığı, özellikle anıtlar üzerinde saptanan mevcut yazıtların hem kısa hem de okunmakla birlikte birkaç kelime dışında anlamının çözülememiş olmasıdır. Phryg dinine ilişkin bilgilerimiz, “şimdilik” Antik Yunan ve Roma kaynaklarında verilen bilgiler, Phryg yerleşim alanları içinde bulunan dini anıtlarla sınırlı olup, Phryg dininin Anadolulu ve Hint-Avrupalı olmak üzere iki bölümden oluştuğunu gösterir. Anadolulu bölümünü, Ana Tanrıça inancı oluştururken, Hint-Avrupalı bölümünü ise Thrak kökenli Güneş Tanrısı Sabazios ve sonraları Men olarak adlandırılan Manes oluşturur.

Phryglerin uçsuz bucaksız doğa ile özdeşleştirdikleri, bir doğa tanrıçası diğer bir deyişle doğanın kendisi olan “Ana Tanrıça, Phryg dininde adeta “tek tanrı” olarak tapınım görmüştür.

Ana Tanrıça’nın ismi az sayıda Paleo-Phrygce yazıtta “Matar”, “Matar Kubileya / Kubelaya,” “Matar Areyastin” olarak geçmektedir.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Çorum, Hattuşa/Boğazköy Heykel Grubu, Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Fotoğraf: R. Tamsü Polat)

Matar, Phryglerin gözünde doğanın ve hayvanların egemeni, bolluk, bereket ve doğurganlığın simgesiydi. Doğayı tüm canlılığı ve simgeleyen evrensel bir nitelik taşımaktaydı. Özellikle yırtıcı kuş ve aslanlar tanrıçanın kutsal hayvanlarını oluşturmaktaydı. Bu özelliklerinin yanı sıra tanrıça, genç kızların ve kentlerin de korucusuydu. Doğanın hakimi olan Matar’ın yüksek dağlarda ve kayalarda yaşadığına inanılmaktaydı ve bu inanç doğrultusunda tanrıçanın ritüel törenleri de vahşi doğada, ormanlık ve kayalık alanlardaki açık hava tapınaklarında gerçekleştirilmekteydi.

Phryglerin Ana Tanrıça kültü, Yunan ve Roma dünyasında da benimsenmiş ve kendi tapınımları ile bütünleşmiştir. Antik kaynaklarda “Agdistis” ya da “Agdistis Meter Thea” olarak geçen tanrıçaya, Yunanlılar “Meter Megale” ve daha çok da “Kybele”, Romalılar ise “Magna Matar” diyorlardı. Antik Yunan ve Roma kaynaklarına konu olan efsaneye göre Tanrıça, Attis ya da Atas-Attes adında yakışıklı bir gence âşıktır. Ancak Attis bu aşka karşılık vermez ve ondan kaçmaya başlar. Tanrıça onu her yerde amansızca takip eder ve bu takipten kurtulamayan Attis, Pessinus (Eskişehir, Sivrihisar İlçesi, Ballıhisar Köyü) kentinde erkekliğini kendi elleriyle ortadan kaldırır. Kybele- Attis kültünün özünde de Attis’in erkekliğini kesmesi ve adeta kendini tanrıçaya kurban edişi, Ana Tanrıça rahiplerinin kanlı törenle erkekliklerini kendi elleriyle gidermesi yatmaktadır. Akan kan ve yitirilen erkeklik gücünün, evrensel bir nitelik kazanarak bereket ve canlılığın tüm doğaya geçtiğine inanılmaktaydı.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Afyonkarahisar İli Aslankaya Anıtı, nişten detay ( Frigler Midas’ın Ülkesinde, Anıtların Gölgesinde / Phrygians In Land of Midas, In the Shadow of Monuments 2012, Fig.12).

Hellenistik ve Roma Dönemi’nde Ana Tanrıça’nın bilinen en büyük tapınım yeri Pessinus’taydı. Burada tanrıçayı siyah meteorik bir taş temsil etmekteydi ve Pessinus tanrıça adına görkemli dinsel törenlerin yapıldığı kutsal bir kent görünümündeydi. Tapınağın yönetimini, biri Attis adını taşıyan iki başrahip (arkhigallos) üstlenmişti. Bu rahiplerin yanında “gallos” adı verilen daha az rütbeli hadım rahipler de görev yapıyorlardı. Burada Büyük Kral Midas, tanrıçanın oğlu ve tapınağın kurucusu sayılıyordu. Bütün bunlara karşın Pessinus’un Phryg Dönemi’ndeki durumu, buradaki kültün ya da kutsal alanın karakteri konularında bilgilerimiz kısıtlıdır. Ancak antik kaynaklardaki anlatımlar kültün kökeninin en azından Phryg Dönemi’ne dayandığını göstermektedir.

Phrygler bu tanrıçayı öylesine benimsemişler ki, tüm devleti ve ülkelerini, Ana Tanrıça Matar’ın mülkü saymışlardır. Aslında Neolitik Çağ’dan beri köklü bir Anadolu Tanrıçası olduğu halde Kybele tarihe “Phryg Tanrıçası” olarak geçmiştir.

Phryglerin böylesine önem verdikleri Tanrıça, Phryg sanatında görsel olarak; idol (stilize baş ve gövdeden oluşan betimleme) ve antropomorfik (insan şeklinde betimleme) olmak üzere iki şekilde betimlenmiştir. Bunlar tam plastik ve kabartma olarak yapılmışlardır.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Çorum/Sungurlu, Salmanköy’den Ana Tanrıça’ya ait baş, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Fotoğraf: R Tamsü Polat)

İdol Şeklindeki Betimlemeler

Tanrıçanın şematik betimleri olan idoller, dörtgen gövde üzerine oturan yuvarlak bir baştan oluşmakta ve bunlar da tam plastik yani plaka taş olarak ve kabartma şeklinde yapılmışlardır.

Tam plastik olarak yapılan idollerin büyük çoğunluğu başkent Gordion’da (Yassıhöyük) bulunurken, Hattuşa/Boğazköy ve Pteria (Kerkenes) kazılarında da ele geçen örnekler de vardır. Bu idollerin ortalama yükseklikleri 30-35 cm, genişlikleri ise 20-30 cm, arasında değişmekle birlikte büyük kısmı kireç taşı veya kum taşından yapılmıştır.

Kabartma şeklindeki idoller ise, taş bloklar ve kayalıklar üzerinde görülmektedir. Ankara İli’nin yaklaşık olarak 30 km kuzeybatısında, Beli Köprü Yolu üzerinde yeralan Fahared Çeşmesi olarak adlandırılan çeşmenin yan duvarında, devşirme malzeme (orijinal yerinden alınarak kullanılan) olarak kullanılmış bazalt blok üzerinde (Blok Ölçüleri: Yükseklik 60 cm. Genişlik: 49 cm) aynı gövdeyi paylaşan, iki yuvarlak baştan oluşan ikiz idol işlenmiştir. İdollerin başlarından gövdeye geçişte boyun gösterilmiştir. Gövde üzerinde sağda çerçeve içine alınmış birbirine paralel dikey çizgiler, solda ise çerçeve içinde swastika motifi yer alır. Bunların, idollerin giysilerini simgelediği, bu bağlamda, gövdesi dikey çizgilerle bezenmiş olan figürün Matar’ı diğerinin de Attis’i betimlediği ileri sürülür. Dikey çizgiler olasılıkla tanrıçanın antropomofrik betimlemelerinde gördüğümüz uzun elbisesinin dikey kıvrımlarının stilize şeklidir. İkiz gövdeli idollerde gövdelerden biri Ana Tanrıça, diğeri ise antik Yunan kaynaklarından bildiğimiz Tanrıça’nın sevgilisi Attis olarak yorumlanmaktadır. İdol şeklindeki betimlerde aynı gövde üzerinde Tanrıça’nın yanında, Ankara İli, Fahared Çeşmesi’ndeki İkiz İdollü Kabartmanın Çizimi (F. Naumann 1983, pl. 9f). somut olarak betimlenmiş bir başka başın dışında “şimdilik” bilinen antromorfik (insan şeklinde) bir erkek figürü bulunmamaktadır. Elbette ki bu görüşler tartışmaya açık, çözümlenmeyi bekleyen konular arasındadır.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Eskişehir İli, Yazılıkaya/Midas Kenti, torso, Eskişehir Arkeoloji Müzesi (Fotoğraf: N. Günay).

Fahared Çeşmesi’ndeki kabartmanın yanı sıra yine Ankara İli, Sincan İlçesi Tatlar Köyü sınırlarında kayalık alanda bulunmuş andezit blok üzerinde yer alan ikiz idol kabartması da önemli buluntular arasında yeralır (Blok Ölçüleri: Yükseklik: 50 cm Genişlik: 67 cm). Burada betimlenen ikiz idoller, tepe akroterli, üçgen alınlıklı, mimari bir çerçevenin içinde gösterilir. Bu mimari çerçeve, ana tanrıçanın kutsal mekânı yani tapınağının, fasadlarda gördüğümüz şemasının, çizgisel üsluptaki betiminden pek de farklı değildir. Kabartmalarda yuvarlak başların konturunu çevreleyen tek bir bant her iki yanda dışa doğru kıvrılarak saç buklelerini (?) oluşturur. Bu saç detayı Yazılıkaya/Midas Kenti’ndeki anıtsal nitelikteki ikiz idollü altarda da görülmektedir. Başlardan gövdeye geçişte boyun gösterilmiştir. Omuzların birleştiği yerde, gövdede çengel şeklinde bir kabartma yapılmıştır. Bu kabartma bir fibula (çengelli iğne) olarak yorumlanmıştır. Farklı tiplerdeki fibulalar, Phryg mezarlarında, başkent Gordion’da ve Phryg tabakalarında sıklıkla ele geçen buluntu gruplarındandır. Boğazköy’de Phryg evinin ön odasında “in situ” konumda bulunmuş olan kireç taşından yapılmış minyatür altar üzerindeki kabartma idolün göğüs kısmında, yarım ay şeklinde kakma olarak yapılmış gümüş parça da bir fibula olarak yorumlanmaktadır.

Taş bloklar üzerindeki kabartma betimlerin dışında, bugün için kayaların üzerine yapılan kabartma idollerin tamamı ise, Dağlık Phrygia Bölgesi’nde saptanmıştır. Bunlar, Yazılıkaya/Midas Şehri, Keskaya, Köhnüş Vadisi, Karababa Vadisi ve Fındık Asar Kale Phryg yerleşmelerindeki kaya kütleleri üzerinde, kayaların dik yüzlerine tek, çift ya da üçlü olarak işlenmiştir. Bir kısmı yerden ulaşılması güç noktalarda, bir kısmı ise zemin seviyesindedir. Ortalama yükseklikleri 50-90 cm, genişlikleri ise 30-50 cm. arasında değişen, çoğu doğuya yönlendirilen idollerin büyük bir bölümü hava koşullarına bağlı olarak aşınmıştır. Bu nedenle baş, gövde detayları pek çok örnekte görülememektedir.

Tanrıçanın simgesel betimleri aynı zamanda, özellikle Dağlık Phrygia’da yoğun sayıda tespit edilmiş basamaklı kaya anıtları yani altarlarda, en üst basamağın gerisinde tekli, çiftli ve ikiz olarak işlenmiştir. Bu bağlamda basamaklar, tanrıçanın huzuruna çıkışı simgelemektedir.

Antropomorfik Betimlemeler

Simgesel betimlerin dışında Ana Tanrıça Matar’ın antropomorfik betimleri de, heykel ve kabartma olarak yapılmıştır. Gerek heykel gerek kabartma betimlerin hepsinde ayrıntılar dışında aynı ikonografik özellikler görülmektedir. Tanrıça doğu yani Anadolu (Yeni Hitit) kültür sentezi ile birlikte harmanlanan bir betim şeması içinde tasvir edilir. Bu eserlerde, tanrıça olgun, vakur ifadeli bir kadın tipinde, Anadolulu bir “Ana” görünümündedir. Başında yüksek polosu, ayaklarına kadar uzanan elbisesi, omuzlarından aşağıya doğru sarkan örtüsü ile ayakta ve cepheden betimlenmiştir. Kollar gövdeye bitişik ve çoğunlukla dirsekten bükülmüştür. Çoğu örnekte tanrıça elinde yırtıcı kuş ve kâse tutarken tasvir edilmiştir.

Tanrıça’nın heykelleri, Dağlık Phrygia Bölgesi’ndeki Yazılıkaya / Midas Şehri’nde, merkezi Phrygia’da başkent Gordion ile Ankara ve çevresinde, ayrıca Kızılırmak (Halys) Nehri’nin doğusunda Boğazköy Phryg yerleşim tabakasında ele geçmiştir. Bu heykeller kireç taşı ve tüften yapılmış olup, içlerinde tüm olan örnek yoktur. Korunan parçalardan anlaşıldığı kadarıyla normal insan ölçülerine yaklaşık olarak yapılmışlardır. Boğazköy grup heykeli dışındaki örnekler ise “in situ” (orijinal yerinde) olmadığından buluntu yerleri bilinmemektedir.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Eskişehir İli, Yazılıkaya/Midas Kenti, Kaya İdolü (Fotoğraf: R. Tamsü Polat).

Dağlık Phrygia Bölgesi olarak adlandırılan coğrafi alanın güneyinde, Eskişehir İli’nin yaklaşık olarak 75 km güneyinde, Han Mahallesi sınırlarında yeralan Yazılıkaya Midas yerleşimi, Ana Tanrıça Matar adına yapılmış kaya anıtlarının eşsiz örnekleri ile donatılmıştır. Bu bakımdan bu yerleşimin Phrygler için adeta dinsel nitelikli bir yerleşim olduğu da pek çok araştırmacı tarafından kabul görmektedir. Bu önemli yerleşimde 1936-1939 yılları arasında kısa süreli arkeolojik kazılar gerçekleştirilmiş, Phryg tanrıçasına ait olduğu düşünülen iki torso bulunmuştur. Torsonun birinde, tanrıçanın elbisesinin dikey pileleri belirgin olarak işlenmiş, diğeri de bir kaide üzerindedir. Kaide üzerinde olan torsonun, her iki yanında kazıma meander motifi bulunan elbisesinin altından, tanrıçanın ayakkabılarının ucu görülmektedir .

Phryg başkenti Gordion’da ise sitadelden (yerleşim alanı) tanrıça heykeline ait, iri badem gözlerin vurgulandığı belirgin yüz hatlarına sahip bir baş bulunmuştur. Başta Ana Tanrıça’nın diğer betimlemelerinde başında gördüğümüz. yüksek polosu (başlık) yerine, olasılıkla aşağıya doğru inen örtüsü bulunmaktadır.

Çorum İli, Sungurlu yakınlarındaki Salmanköy’de ise tanrıça heykeline ait sadece bir baş ele geçmiştir. Başın üzerindeki süslü yüksek polos ise dikkat çekicidir. Tüm bu serbest heykel ya da heykelparçaları dışında in situ durumda tespit edilmiş olan tek Ana Tanrıça heykeli, Boğazköy / Büyükkale’nin Doğu Kapısı’nın yanında, niş içinde bulunmuştur. Tanrıçaya iki küçük erkek figürü eşlik etmektedir. Tanrıça ortada, ayakta ve cepheden betimlenmiş, iki küçük figürden biri lyre ya da kithara, diğeri de çifte flüt çalmaktadır. Tanrıça başında abartılı yüksek polosu ve uzun elbisesi içinde, elinde bir elinde nar ile betimlenmiştir.

Serbest heykellerin dışında Tanrıça’nın kabartma betimleri de iki grup altında incelenebilir: Birinci grupta yer alan tanrıça kabartmaları, Ana tanrıça Matar adına yapılan kült anıtlarından fasadlarla bağlantılıdır. İkinci grupta yer alan kabartmalar ise taş bloklar üzerine, yüksek kabartma olarak yapılmıştır. Birinci grubu oluşturan kabartmalar, bir örnek dışında Dağlık Phrygia Bölgesi’nde saptanmıştır. Bunlar Afyonkarahisar İli İhsaniye İlçesi sınırlarında bulunan Aslankaya Anıtı, Büyük Kapı Kaya Anıtı, Küçük Kapı Kaya Anıtı ve Kumcaboğaz Kapı Kaya Anıtlarıdır. Zamansız kaybı ile özellikle Phryg Arkeolojisindeki eksikliği hissedilen Prof. Dr. Taciser Sivas’ın, 2002 yılındaki araştırmalarında, Dağlık Phrygia Bölgesi dışında bulunan şimdilik tek örnek olarak bilinen Eskişehir – Günyüzü İlçesi, Kuzören Köyü sınırlarındaki Kuzören Anıtı da kabartmalı anıtlar içinde yerini almıştır. Gerek Dağlık Phrygia, gerekse de Günyüzü İlçesi, Kuzören Köyü’nde bulunan fasadların odak noktasını oluşturan nişlerin içinde, nişin arka duvarına ana tanrıçanın yüksek kabartma olarak yapılmış tasvirleri bulunur. Tanrıça, heykel örneklerinde olduğu gibi cepheden ve ayakta betimlenmiştir. Afyonkarahisar İli İhsaniye Kasabası sınırlarında bulunan Aslankaya Anıtı’nda ise, Tanrıça yalnız betimlenmemiştir. Tanrıçanın her iki yanında şaha kalkmış aslanları da yüksek kabartma olarak tasvir edilmiştir. Fasadlar dışında tanrıça için yapılan kült anıtlarından kaya nişlerinin bazılarının arka duvarın da ana tanrıçanın heykelinin ya da idolünün yerleştirildiği yuvalar bulunur. Kütahya İli, Ovacık Köyü, İnlice Mahallesi’nde bulunan Delikli Taş Nişi’nde ise tanrıçanın ayakta, dış konturlarının belirlenebildiği kabartması belirlenmiştir.

Phryg Ana Tanrıçasının Görsel Yansımaları

Fotoğraf: Çorum İli, Hattuşa/ Boğazköy’den minyatür altar, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Frigler Midas’ın Ülkesinde, Anıtların Gölgesinde / Phrygians In Land of Midas, In the Shadow of Monuments 2012, s.220)

Volkanik tüfün zaman içinde aşınması nedeniyle, bu kabartmalarda tanrıçanın yalnızca başındaki yüksek polosunun ve uzun elbisesinin dış konturları seçilebilmektedir. Yüz detayları, kolların pozisyonu ve ellerinde tuttuğu atribüler konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. Bu doğal erozyonun yanı sıra bugün ne yazık ki artan definecilik faaliyetleri nedeniyle, bu eşsiz örnekler, kayanın içinde define arama mantıksızlığı (!) ile dinamitle patlatılarak tahrip edilmektedir. Eski yayınlarda pek çok örnekte niş içindeki tanrıça kabartması sağlam durumdayken, bugün bu anıtları görmek için gittiğinizde, artık bu kabartmaları görmeniz mümkün değildir.

Kaya fasadları ve kaya nişleri dışında, taş bloklar üzerine yapılan tanrıça kabartmaları, başkent Gordion’da (Ölçüler: Yükseklik 90 cm, Genişlik 40 cm), Ankara/Bahçelievler’de (Ölçüler: Yükseklik 1.75, Genişlik 97 cm) ve Etlik’te (Ölçüler: Yükseklik 115 cm, Genişlik. 43cm) bulunmuştur. Bunların hiçbiri “in situ” yani yerinde değildir. Gordion’dan bulunan kabartma , sitadelin dışında Sakarya Nehri’nin yatağında, Ankara / Bahçelievler Kabartması, Hellenistik Dönem’e ait bir mezarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır. Bu bloklarda tanrıça üçgen alınlıklı beşik çatılı bir mimari çerçeve içinde, ayakta cepheden betimlenmiştir. Başındaki yüksek polosun altından aşağı doğru sarkan örtüsünün bir ucu kemerinin içinden geçirilerek önde yatay kıvrımlar oluşturmaktadır. Gövdeye bitişik olan ve dirsekten bükülen kolları ile elinde, yırtıcı kuş, kâse gibi atribüler tutmaktadır. Ankara / Etlik’ten ele geçen örnekte ise tanrıçaya iki “geni”eşlik etmektedir. Bu kabartmaların dikkat çeken ortak özelliği, Phryg kült anıtlarından fasadların minyatür kopyalarını yansıtmasıdır.

Heykel ve kabartma betimleri dışında Ana Tanrıça Matar’ın şimdilik sınırlı sayıda da olsa da, vazo sanatında da resmedildiği örnekler bulunmaktadır. Boğazköy’den ve Maşathöyük’ten bulunan seramik parçalarında tanrıça, gerek serbest heykellerde, gerek kabartmalarda olduğu gibi, uzun elbiseli, ortada, ayakta ve cepheden oldukça stilize bir biçimde betimlenmiştir. Boğazköy’de ele geçen çömlek üzerinde Tanrıçanın her iki yanında simetrik olarak yerleştirilmiş iki aslan bulunmaktadır. Kompozisyonun üst kısmı büyük bir olasılıkla, tanrıçanın bir niş içinde olduğunu belirtmek için en üstten başlayarak çok düzenli olmayan iç içe yarım dikdörtgenlerle doldurulmuştur. Maşathöyük’te, II. yapı katında ele geçen kabın üzerindeki betimde ise yüksek poloslu tanrıça, Çorum, Hattuşa/Boğazköy’den Bulunan Seramik Parçası Üzerinde Ana Tanrıça Betimi Çizimi (Dönmez 2001, 707, Çiz. 1). aşağı doğru sarkan kollarını her iki yanında duran yuvarlak kabartmaları saracak şekilde yana açmıştır .

Tanrıça, hem idol hem de taş bloklar üzerine yapılan antromoporfik kabartmalar üzerindeki tasvirlerinde, bir mimari mekan içinde, merkezi noktada konumlandırılmıştır. Bu mekân, kaya fasadlarından bildiğimiz, tepe akroterli, üçgen alınlıklı açık hava kült komplekslerindeki tapınağın iki ya da üç boyutlu olarak kaya cephesine yansımalarıdır. Yani doğanın, yalçın kayaların özünde var olduğuna inanılan tanrıça, sürekli epifani (inananlarına görünme hali) şeklinde kendine inanların sunu ve şükranlarını kabul etmektedir.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir