Pers Mühürleri Bölüm 1

Pers Mühürleri

Pers Yüzük üzerinde skarabe mühür

Asya’dan Avrupa’ya uzanan ticaret rotalarının merkezinde bereketli toprakları ile yer alan Anadolu, stratejik konumu itibariyle geçmişten günümüze büyük devletlerin ilgi odağında olmuştur. MÖ 550 yıllarında Persler ve Medler arasında üç yıl süren çetin mücadele sonuçlanır ve gelecekte Anadolu’nun büyük bir bölümünü hakimiyeti altına alacak olan Pers İmparatorluğu büyük bir güç kazanır. II Kyros’un MÖ 550 yılında Med Krallığı’nı yıkarak Anadolu’da yaklaşık 200 yıl sürecek Pers egemenliği başlar. Akdeniz havzasında merkezi Asya’yı da içine alarak Kuzey Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm sürmüşlerdir. Birçok etnik grubu içinde barındıran Persler kendi halklarıyla birlikte diğer halkları da hakimiyetleri altında tutmaya çalışmışlardır. Son derece yetkin askeri güçleri sayesinde ele geçirdikleri yerlerde uyguladıkları yönetim organizasyonlarındaki başarılarıyla ön plana çıkmaktadırlar. Bu sistem satraplık-eyalet ismiyle bilinmektedir. İmparatorluğun genelinde satraplık sisteminin kurulduğu bilinmektedir.

Arkhe Dergisi’nden: Persler Sayı 14’te!

Bilindiği üzere I. Dareios bu sistemi gözden geçirip ciddi anlamda bir düzenleme yapmıştır. Bilindiği kadarıyla satraplık düzenine de neredeyse son halini veren kral olduğu söylenebilir Batı Anadolu’dan önemli satraplıklara baktığımızda İonia, Karia, Mysia, Phrygia-Hellas Pontus, Cappadocia ve Kilikia gibi yerler önemlidir. Anadolu’da bildiğimiz Sardeis ve Daskyleion önemli satraplık merkezlerindendir.

Anadolu’da yaklaşık 200 yıl kadar hüküm sürmüş olan Pers İmparatorluğu ele geçirdiği yerlerde merkezi bir otorite kurmaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Yerel halkların yönetimlerinde satraplık merkezleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu merkezler idari işler ile uğraştıkları ve halktan alınan vergilerin toplanıldığı yerlerdir. Aynı zamanda satraplık merkezleri ve başkent arasında sıkı bir haberleşme ve ticaret ağı kurulmuştur. Bu ağ olabildiğince korunmaya ve kesintisiz bir hale getirilmeye çalışılmıştır. Merkezi yönetim ve satraplıklar arasındaki ticari ve kamusal değer taşıyan malzemelerin güvenli bir şekilde elde tutulması gerekmektedir. Burada devreye gönderen kişinin kim olduğunu ve güvenli bir şekilde karşı tarafa ulaştığından emin olmak için mühür ve bullalar karşımıza çıkar.

Mühürler ortaya çıktıkları dönemden itibaren aitlik, statü ve gücün bir simgesi olarak uzun yıllar boyu farklı coğrafyalarda farklı toplumlar tarafından kullanılmışlardır. Mühürler üzerine kazınmış tasvirler ve metinler, ait oldukları toplumların yaşam biçimleri, inanç sistemleri ve sanat anlayışları gibi çok farklı konularda bizleri bilgilendirmektedir.

Mühürler, mülkiyeti göstermek amacıyla kullanılan bir araç olup, kişiler tarafından belgelerin imzalanmasında, mal ve mülklerin dokunulmazlığını sağlamalarında kullanılır. Eski Ön Asya da ilk mühürlere MÖ 7000 yıllarında Kuzey Suriye, Hatay, Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgelerinde rastlanılmıştır. Mühür baskılarını taşıyan bullalara ise MÖ 6100 yıllarında Kuzey Suriye (Tell Sabi Abyat) ve Güney Doğu Anadolu’da bulunan az sayıdaki merkezde ele geçmiştir. 

Mühürler, üzerinde bir kimsenin, bir kuruluşun, kurumun adının ya da tasvirinin tersine kazılı bulunduğu, metal, taş, kemik vb. den yapılmış araç damga olarak literatüre geçmektedir.

Mühürler antik toplumları anlamaya yönelik eşsiz bir kapı açabilirler. Bireyler ya da memurlar tarafından tasdik, kimlik ve süs için kullanılan mühürler aynı zamanda resmi sembol ya da kişisel beğenilerin göstergesi şeklinde de işlev görmüşlerdir. Mühür nesneleri damgalamak ya da yüzeylerinde yuvarlamak suretiyle mühürleyen ve çok çeşitli sert malzemeden yapılabilen bir alet olarak tanımlanabilir. 

Mühür baskılı objeler herhangi bir anlam karmaşasına izin vermemesi için baskı ya da mühür baskısı şeklinde adlandırılır. Hem mühür hem de mühür baskılarını inceleyen alan Gliptik olarak adlandırılır. Yunanca “gliptö” yani “oyuyorum” anlamındaki kelimeden gelen ‘gliptik’ sözcüğü değerli taş işleme sanatı anlamında kullanılmaktadır. Mühürlerin yapımında hakkak kalemi ve matkap kullanılmıştır. Değerli taş veya maden üzerine işlenen betim kazıma veya baskı yöntemiyle yapılırdı.

Sanattan insana, kültürden tıbba dair her şey Arkhe Arkeoloji Dergisi‘nde!

Yapımında kullanılan malzemeler genellikle taş, kemik, fildişi, metal, ahşap, pişmiş toprak veya güneşte kurutulmuş kil gibi sert malzemeden üretilmiştir. Baskı yüzeyi olarak adlandırılan düz zeminler üzerine çeşitli bezemeler kazınmış bir nesnedir. Bu bezemeli alan kil veya balmumu gibi yumuşak bir nesne üzerine basıldığında üzerindeki deseni bu yüzeye bırakır. 

Mühürleri en çok kullananlar tüccarlardır. Ticari malzemelerin içeriğinde bir azalma olmadan güvenli bir şekilde ulaşması gereken yere gideceğinden emin olması gerekmektedir. Aynı zamanda ürünü alan kişi, üzerinde göndericin mührünün basılmış olduğu bullayı görmesi ürünün kendisine eksiksiz geldiğini göstermekteydi. Doğal olarak mühür bir şahsa ait ve o bulla kırıldığında üzerine yeni bir mühür basmak neredeyse imkânsız olduğu için, mühür ticaret içerisinde bir güven simgesi olmuştur diyebiliriz.

Mühürler, gerçekliği, aitliği, yasal statüyü, durumu belirtir ve aynı zamanda hırsızlık gibi olağandışı bir duruma karşı alınan tedbir önlemidir. Mühürler mülkiyeti göstermek amacı ile kullanılan bir araç olup, kişiler tarafından belgelerin imzalanmasında, mal ve mülklerin dokunulmazlığının sağlanmasında kullanılır. Mührün; onama ya da tasdik etme fonksiyonundaki kullanımı günümüzdeki imzanın işlevine benzer. Bir güvenlik garantisi verecek şekildeki kullanımda; yazılı belge üzerine uygulanarak tasdiklemeden ziyade, ticareti yapılan bir paket ya da malın veya bir mekânın güvenliğini sağlama amacı söz konusudur. Bu kullanım aslında bir bakıma yazının icadından önce mühür kullanılmasını açıklar niteliktedir.

Pers Mühürleri

Pers Altın mühür yüzük. Baskı tekniğinde işlenmiş aslanın yer aldığı alt yüzeyin görünümü.

Mühürlerin çanak çömlek üzerine dekoratif ya da idari amaçlı; bir belge ya da zarf üzerinde idari amaçlı; kapı, kutu, sepet, çuval, kavanoz vb. nesnelerin etiketlenmesi, kapatılması ve tasdiki ile ilgili resmi işlemler için kullanılmıştır. Mühürler bizim imza kullanmamız gibi mektup ve dokümanları tasdiklemek içinde kullanılırdı. Hırsızlara ya da onaysız değişikliklere karşı kutuları, çömlekleri ya da kapılar mühürlenirdi. Mühür baskısı yapmanın birçok nedeni vardır. Bunlardan bazıları pratik, bazıları sembolik, bazıları da çok değerliliktir. Mühürlerin kullanımlarına yönelik bir başka anlam ise özellikle mühür-amuletler olarak adlandırılan türlerde karşımıza çıkar. Bu örneklerin, sihirsel güçler kazandığı ve tıpkı bir muska gibi koruyucu olarak da kullanım gördüğü düşünülmektedir. Mühürlerin tılsım olarak işlevleri çok yönlü ve karmaşık olabilir. “Tılsımlı”, sihir etmenine güçlü bir gönderme içerir ama yine de sihirsel ya da koruyucu özellikler aynı zamanda pratik ve fonksiyoneldir. Bir kapıyı mühürleyerek kapatmak temelde tılsım ile ilgilendirilebilir. Mühürler takı ya da kişisel veya kurumsal kimlik ve prestij nesneleri olarak kamusal işlevler yüklenebilir.  

Mühürlerin asıllarının ele geçtiği yerler arasında Batı Anadolu da Sardeis, Lydia hazinesi olarak bilinen Uşak-Güre çevresi Tümülüsleri, Uylupınar, Gordion ve Güney Doğu Anadolu da Gaziantep yakınında Dülük Baba Tepesi buluntu yerleri arasında sayılabilir. Aynı zamanda Kütahya ili sınırlarında bulunan Seyitömer Höyüğü’nden de bir Akhaemenid Dönem mühür örneği bulunmaktadır. Ayrıca İç Batı Anadolu bölgesinde yer alan Daskyleion, Ankara yakınlarındaki Gordion, Anadolu-Pers mühür ve bulla buluntu yerleri olarak önemli bir yere sahiptir.

Pers garnizonlarıyla ilişkilendirilen Fırat Havzası nekropol alanları kazılarında, aralarında mühür ve yüzükleri de içeren in-situ buluntuların varlığını da eklemek gerekir. Arkeolojik kazı buluntularına ek olarak Türkiye müzelerinde yapılan mühür taramaları çalışmaları sırasında Kütahya, Burdur ve Gaziantep Arkeoloji Müzeleri’nde Pers Dönemi mühürlerinin varlığı saptanmıştır.

Anadolu’ da önemli Pers satraplık merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezler de şüphesiz idari ve ticari işler için kullanılmış olan mühürler olması gerekmekteydi. Bu yoğunluğa nazaran çok fazla mühür örneğinin ele geçmemesinin sebebi, 17. ve 18. yüzyıllardaki antik dönem mühürlerinin koleksiyoncular tarafından toplanmasıdır.

Anadolu da ele geçen mühürlerin tipolojisi hakkında bildiklerimiz ise: İkiztepe Tümülüsün den ele geçen eserlerde altın montürüyle birlikte çok iyi korunmuş sarkaç biçimli bir piramidal damga mühür ile Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunan tunç halkalı bir başka piramidal mühür, takı gibi üstte taşınmasının yanı sıra, giysiye iğne yardımı ile iliştirilebilmekte, sarkaçlı olanları ise kolye ve gerdanlık olarak bir kordonla boyuna takılabilmekteydiler.

Milyas’taki Karaburun Tümülüsü duvarlarında kline üzerine resmedilmiş, muhtemelen mezar sahibi olan kişinin Pers tarzındaki giysisinin yaka içi boyunca uzanan çizgi, çok büyük bir ihtimalle boyuna takılmış sarkaçlı bir mührün kordonuna aittir.  Bu ayrıntı, duvar resminde soylunun sosyal imge bütünlüğüne verilen özen açısından önemlidir. Dikkatle tıraşlanmış sakalı, yakası rozet bordürlü giysisi, sağ kolundaki bileziği ve bunlara ek olarak boynundan sarkan mührü, bu kalburüstü tabakaya ait kişinin Pers dünyasının bir üyesi olduğuna çok belirgin bir şekilde gönderme yapmaktadır. 

Sardeis kentinde bulunan Anadolu-pers mühürler genel olarak; piramidal baskı mühür, silindir mühür, ağırlık şeklinde mühür taşı ve yüzük üzerinde skarabe mühür formlarında görülür. Metal yüzük formundaki mühürler sadece yüzük olarak takılabilir ve Sardeis mezarlarında yürütülen kazılar buna dair kanıtlar sağlamıştır. Üzerinde mühür taşı taşıyan bazı yüzüklerde taş ya yüzüğe tutturulmuştur ya da bir tarafı mil üzerinde dönen çifte halka monte edilmiştir. Sonuncusunda çukur baskı, parmağa bakacak şekilde içe dönüktür ve gerektiğinde çevrilerek kullanılabilir. Sardeis mezarlarında mühürlerin vücutta bulundukları yerler, bunların tutturan nesnelerin güzelliğini vurgulamakta ve bunların vücutta görülüp beğenilecek bölgelere, belki de deri ip veya ipek kordonlarla boyuna takıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bir kişisel mühür pratikte sadece aidiyeti belirtmek için kullanılmamış, aynı zamanda sahibinin bedeni üzerinde bir tılsım ya da süs olarak işlev görmüştür.

Sardeis antik kentinde birçok üslubun aynı anda varlığını sürdürmüş olması, şehir sakinlerinin mühürlerinin üslupları konusunda serbestçe seçim yapabildiklerini açıkça göstermektedir. Bu önemli bir noktadır. Pers İmparatorluğu’nda sanatsal motifler bölgeler arası sembolik bir sistem olarak işlev görmüştür; yerel düzeyde ise geniş çaplı ve ince varyasyonlar vardır. Sardeis’te imparatorluk sembolizminin sınırları dahilinde canlı bir sanatsal tercih atmosferi buluruz. Farklı işlikler müşterilerin istekleri doğrultusunda seçenekler sunmuşlardır. Siyasi amaçlar için çeşitlilik sunulması üslup seçiminde hem sanatçıları hem de müşterileri şüphesiz aynı şekilde etkilemiştir. Genel olarak karşımıza çıkan betimlemeler kompozit yaratıklar, kuş, domuz, kompozit yaratık. Kanatlı insan, at, keçi gibi kompozit yaratıkları da mühürlerin üzerlerinde görmekteyiz. Güneş ve ay gibi motifleride karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda kime ait olduğunu betimleyen simgelerde mühürlerin üzerlerinde işlenmiştir. Babil tipi tapınım sahneleri, kompozit yaratıklar kahramanlık sahneleri vahşi hayvanlar ve av sahnesi mühürler üzerinde anlatılmaktadır.

1 Yorum

  1. Bakınız: Pers Mühürleri Bölüm 2 - Arkhe Dergisi

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir