Orta Çağ İngiltere’sinde Parklar

Orta Çağ İngiltere’sinde Parklar

Orta Çağ anlamında bir park, sahibinin geyik (veya yaban sığırı veya yaban domuzu) beslediği özel bir arazi alanıdır. Bir duvar ya da “park pale” adı verilen güçlü bir çitle çevrilidirler.  Park geleneği eski zamanlara kadar uzanıyor. MÖ I. yüzyılda Columella, parkların temel özelliklerini belirtir: mevcut ağaçlık alanın ahşap paletler veya taş veya kerpiç duvarlar içine yerleştirilmesidir.  Bu parklarda hem yerli hem de egzotik hayvanlar tutulur (alageyik, ceylanlar); kışın beslenmeleri ve su ihtiyaçları görülür. İtalya ve Galya’da parkların bilindik bir lüks olduğunu da belirtir. 

Geyiklerin ve diğer hayvanların parklarda tutulması fikri özellikle de 12. yüzyılda ve 13. yüzyılda parkların bollaştığı İngiltere’de de yayılmıştır. Parkların baş hayvanı alageyiklerdi. Ormanlardan farklı olarak, İngiliz parklarında genellikle en azından bir miktar da olsa ağaçlık alan vardı. Parkların orijinal işlevi, resmi geyik çiftlikleri olmalarıydı; geyik eti yiyebilme, en azından küçük bir aristokrasinin ayrıcalığıydı. Bu gelenek, Normanların geyik yetiştiriciliğine olan ilgisinden kaynaklanmaktadır. 

On üçüncü yüzyılda sistematik bir park yapımına yönelik kayıtlar mevcuttur çünkü yeni veya genişletilmiş park, bir imar ruhsatı şeklinde “planlama izni” gerektirmektedir.  Close Rolls kayıtları genellikle yeni parklar başlatmak için kralın ormanlarından gelen geyik hediyeleriyle birlikte bu tür lisanslarla doludur. 

Birçok tarihçi tarafından parkların yazılı kayıtlarını araştırılmıştır. Detaylı olarak çalışılan sekiz bölgede 1300 civarında parkların en parlak olduğu dönemde İngiltere’de yaklaşık 3200 park vardır.  Parkların birçok kaydı ormanlık alanları belirtir ve bunların dağılımı Domesday Book’taki ormanlık alanların dağılımını yakından yansıtır. Genel olarak parklar, Worcestershire, Staffordshire, kuzeybatı Warwickshire, güneydoğu Berkshire gibi iyi ormanlık alanlarda toprağı en yoğun olan bölgelerdir. 

Parası olan herkesin bir parkı olabilirdi. Tüm saygın İngiliz kontları, piskoposları ve manastırlarının birkaç parkı vardı. Ancak Kraliyet’in onlara nispeten daha azdı. Diğer statü sembolleri gibi, parklar da sosyal ölçeğin altına indi. Hatta rahibe manastırları, küçük eşraf bile onlara sahipti. 

Düşünülenin aksine parklar avlanmanın yasak olduğu yerler değildi. Av sahnesi olabilirlerdi: Bir parkın gerçek amacı, geyik eti, diğer et, odun ve kerestenin sıradan arzıydı. 

Sanattan insana, kültürden tıbba dair her şey Arkhe Arkeoloji Dergisi‘nde!

Bir parkın başlıca gideri “park pale”dir. Tipik bir Orta Çağ “park pale’si” , geniş bir tümseğin içine kazılmış geniş bir hendektir. Alageyikler domuzlar kadar güçlü ve keçilerden daha çevik olduğu için onları sıradan çitler ile kontrol etmek zordur. Bu nedenle yere ayrı ayrı yerleştirilmiş ve bir raya çivilenmiş yarık meşe kazıklarından bir orta çağ park pale’si yapılmıştır. Pale’ler çürürken yapılan onarımlar, işçilik ve iyi kereste açısından maliyetliydi. Bu nedenle bazen onun yerine bir duvar örmek tercih edilirdi.  

Kaynaklar:

Oliver Rackham, “Parks”, Medieval Archaeology An Encyclopedia, Pam J.Crabtree (Ed.), Garland Publishing, Inc.,New York & London 2001,s.364. 

Oliver Rackham, The History of the Countryside, Phoenix Press, London, 2000.

L.M.Cantor ve J.Hatherly, “The Medieval Parks of England”, Geography, Vol.64, No.2, 1979, ss.71-85.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir