Orta Çağ Avrupa’sında Üniversitelerde Sosyal Hayat

Orta Çağ Avrupa'sında Üniversitelerde Sosyal Hayat

Fotoğraf: Michiel Jansz. van MIEREVELD – Dr.
Arkhe Dergisi Sayı 8’de sizlerle…

Yunan ve Roma döneminde yükseköğretim olmasına rağmen üniversite olarak tanımlanabilecek bir kurumun varlığından söz etmek mümkün değildir. 8. yüzyılın yarısına gelindiğinde Batı Avrupa’da Roma devrinden kalan okullar kapanmış ve eğitim unutulmaya yüz tutmuştu. Yine 5. ve 6. yüzyılların Galya öğretimi, el yazmaların kopyalarının tamamen sona ermesi manastır ve de kadetral okullarının bozulmasıyla unutulmuştu. Orta Çağ Avrupa’sında eğitimin sistematik hale gelmesi uzun bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşmiştir. Kilisenin toplum hayatının her alanında olduğu gibi eğitim sisteminin de içerisinde olması bu sürenin daha da uzun olmasını sağlamıştır. Özelikle 9. ve 12. yüzyıllar arasında yüksek eğitim ve öğretim, katedral okullarında yapılıyor ve papazlar tarafından yürütülüyordu. Skolastik Düşünce bu okullarda yürütülmüş ve üniversiteler ortaya çıkana kadar Batı’da önemli kültür merkezi olma özelliği sağlamışlardır.

Bu dönemde artık kilise çevresinde toplanmış dinî okullar vardı. Bu okullarda eğitim adına Hristiyan öğretilerinden başka bir şey öğretilmiyordu. Sadece gramer, hitabet ve diyalektikten oluşan Trivium derslerine o da dinî konuların gerektirdiği çok az miktarda yer veriliyor, Quadrivium (Aritmetik, Mûsikî, Geometri ve Astronomi) derslerinin bile adı geçmiyordu. Doğru dürüst Latince bir mektup dahi yazanların bulunmadığını gören Charlemagne, kilise ve konulara da yer veren laik eğitim kurumlarının açılmasını istedi. Bu hususta Charlemagne Fulda Başrahibine yazdığı mektubunda zamanın şartlarını şu şekilde sıralamaktadır: “Biz rahiplerden sık sık gelen mektuplar aldık ve onlarda kaba bir tarz ve dil hâkimdi. Onlardaki ilham duyguları bize bağlılıklarınca doğru bir şekilde aktarılmadı. Çünkü onlar dil çalışmayı ihmal ettiler. Bu nedenle biz rahiplerin yazma sanatını unuttuğu gibi Kutsal Kitabı anlama yeteneğini de kaybetmiş olabileceğinden korkmaya başladık. Ayrıca biz kelimelerdeki hatalar tehlikeli olsa da anlamlardaki haraların daha tehlikeli olduğunu da biliriz”. Bu durumda eğitim kurumlarında bir reformun varlığı kaçınılmazdı ve Charlemagne de bunun için laik eğitim kurumlarının açılması için gerekli talimatları vermekten geri kalmamıştır. Charlemagne ile başlayan bu yenileşme hareketleri katedral ve manastırlarda yürütülen eğitimin 12. yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan üniversitelerde devam etmesine vasıta olmuştur.

Orta Çağ Üniversiteleri, insan unsurunun temel alındığı ve uzun bir zaman kendine has yerleşik binaları, kütüphaneleri olmayan bir düzen üzerine kurulmuş lonca sistemini teşkil etmektedir. Üniversiteler, kendiliğinden ortaya çıkmayıp, belli koşulların bir araya gelmesi ile uygun ortamın oluşması sonucu meydana gelmiştir. Bunların başında dış saldırıların ortadan kalkması, yönetim sistemin daha düzenli hale gelmesi, şehirleşme, ekonomik kalkınma Yunan ve Arap dünyasından gelen çeviriler, Avrupa’da öğrenme ve bilme isteğini oluşturmuştur. Kilisenin hâkim olduğu bu durum zamanla kendisini yenilemeye götürecek ortamı beklemekteydi. Eğitim kurumlarında reform yapmanın zamanı gelmekteydi.

Charlemagne laik eğitim kurumlarının açılması için bütün talimatları vermekten geri kalmamıştır. Bu yenileşme hareketleri katedrallerde başlayan eğitim sisteminin üniversitelerde yürütülmesine kadar gidecektir. Charlemagne’nin iktidarı zamanında kültürel faaliyetlerde hareketlenmeler başlamış ve bu hareketlenmeler Charlemagne, varisleri ve İngiliz Alcuin tarafından meydana gelmiştir.

Orta Çağ Avrupa'sında Üniversitelerde Sosyal Hayat

Fotoğraf: Giuseppe Angeli – Astronomi Dersi

Karolenj Dönemi, Avrupa’nın büyük bir bölgesinde bir bütünlük oluşturmuş ve Şarlman’ın çeşitli reformları sayesinde devlet idaresi için daha bilgili kişilerin yetişmesini sağlamıştır. Bu süreçte ekonomik olarak sorunların ortadan kalkması, daha refahlı bir toplum düzeninin ortaya çıkması ile birlikte sosyal ve kültürel gelişmeler daha da hızlanmıştır. Tarımsal olarak gelişimin artması, tarımsal devrimin ikinci halkasının da özellikle enerji gücünü arttırması verimliliği iki katına çıkarmıştır. Bütün bu gelişmeler tarımda verimlilikle beraber ekonominin gelişmesine ve toplumun daha iyi beslenmesini sağlamıştır. Bunlara ilaveten şehirlere canlılık gelmiş ve yeni şehirler ortaya çıkmıştır.

Şehirlerdeki mesleki uzmanlaşma, üyeleri arasındaki dayanışma, birbirlerini koruma ve kollama, eğitme ve denetleme gibi görevlerin yürütülmesi loncaların çatısı altında gerçekleşmiştir. Orta Çağ’da universitas kelimesinin evrensel bir bilgi anlamı olmamakla birlikte, Latince universitas lonca veya bir birlik anlamına gelmektedir. Okullar manastırlardan kentlere doğru yer değiştirmeye başlamıştır. Kentlerin gelişmesine aydınların manastırlara bağlı olmaktan kurtaran ve onları daha özgürleştiren para ekonomisine bağlı olması yardımcı olmuştur. Üniversitelerin oluşmasında önemli bir faktör olarak karşımıza kent’lerin varlığı karşımıza çıkmaktadır. Kentler, Üniversite yaşamını, eğitimi etkileyen faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. 12. yüzyılın başlangıcında Avrupa’da kentler vardı ve Orta Çağ entelektüeli de bu kentlerle birlikte doğmuştu.

Onların ticaret ve endüstri işlevine bağlı atılımla birlikte, entelektüel de iş bölümünün kendini dayattığı bu kentlere yerleşen meslek gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemin manastır keşişleri yönetici, meslek erbabı aynı zamanda da zihinsel teoremler uzmanı idi. Ayrıca manastırlardaki keşişler yazma işleriyle de ilgilenmekteydi. 12. yüzyılda manastır içinde bulunan keşişlerin % 50’si elyazması işini yürütmüştür. Bu yüzden 12. yüzyıl entelektüelitesi ve bilimsel faaliyetlerin başlangıcı yoktan var olmamıştır. Dolayısıyla kendini yenileme çalışmalarının Üniversitelerde temellerini 9. ve 10. yüzyıllarda aramak gerekir.

Orta Çağ Avrupası‘nda üniversiteleşme sürecinde Paris ve Bologno başı çekmektedir. 12. yüzyıl üniversitelerin ortaya çıktığı ve kendiliğinde gelişme gösterdiği bir süreç olmuştur. Bu okullarda iki temel karakter vardı. Bunlardan biri, nam salmış hocalar diğeri ise, nam salan hocaların peşinde olan öğrenciler olmuştur. Üniversitelerin yapılanmasında iki ana faktör ortaya çıkmaktadır; bunlardan biri hocaların kurduğu lonca diğeri ise hocaları tamamen dışlayan ve öğrencilerin bir araya gelmesi ile kurulan lonca sistemi idi.

Bu bağlamda üniversiteyi oluşturan temel taşlardan biri öğrencidir. Orta Çağ’daki üniversite öğrencilerinin yaşları, yaşamları, ekonomik seviyeleri birbirleriyle farklılık göstermektedir. Üniversitede zengin öğrencinin yanı sıra fakir öğrenci de bulunmaktadır. Bazı bölgelerde öğrencilere dilenme hakkı sağlanmış olup, geri kalan kısım ise yaz aylarında tarlalarda çalışmak veya okullarda farklı işlerde çalışarak eğitimlerine ve geçimlerine katkı sağlıyorlardı. Üniversitelerde fakir öğrencilerin yararına sunulan ‘Hayır Sandıkları’ndan faizsiz borç para alınabiliyor ve ihtiyaçlar karşılanıyordu. Fakir öğrencilerin ihtiyaçları bazen ruhban sınıfına ait olan biri tarafından karşılanabildiği gibi zengin biri tarafından da karşılanıyordu

Orta Çağ Avrupa'sında Üniversitelerde Sosyal Hayat

Fotoğraf: Orta Çağ’a ait Geometri ve Astronomi çalışmalarını gösteren ManuscriptOrta Çağ’a ait Geometri ve Astronomi çalışmalarını gösteren Manuscript

Orta Çağ öğrencisi öğretmenlerinden daha az figürdü. Çünkü öğrenci daha bireyseldi ve genellikle kitleselliği ifade etmekteydi. Bu yoğunluk zaman ve mekânda çeşitlilik arz etmektedir. Bu yüzden genelleme yapmak üniversite öğrencisi için zor olacaktır.

Okula ilk defa gelen öğrenciler için farklı tarzda bir karşılama usulü geliştirilmiş olup, toplayıcı adı verilen kişiler tarafında karşılanmaktadırlar. Bu tarz bir karşılama ilk başta tecrübeli kişilerin okula gelen öğrencileri karşılaması gibi gözükse de arkasında yatan sebep, götürülen okulun yollarının pek güvenilir olmamasıdır. Bu alınan tedbirle yerlerine yerleştirilen öğrenciler üç gün süreyle hocalardan ders alıp hocalar hakkında bir bilgi alınmış olup bu süreyi deneme olarak geçirirlerdi. Ardından öğrenciler karar verip hangi hocadan ders alacaklarsa o hocaya ücret ödeyip derslerini takip edebiliyorlardı. Üniversiteye yeni gelen öğrencilere ‘sarı gaga’ adı verilir, diğer öğrenciler tarafından hor görülerek tartaklanırlardı. Rashdall bu hususu şu şekilde izah etmektedir: ‘Bu acemi öğrencilere pis yaratıklarmış gibi davranılır, onların ehilleştirilip insanlaştırılması ve üniversite öğrencileri camiasına kabulleri her türlü aşırılığı içeren ve parası da bu acemiler tarafından ödenen bir ziyafetle tamamlanırdı’. Ayrıca yeni gelen öğrenciler şayet kaldıkları yeri beğenmezlerse onu değiştirme imkânına sahiptiler. Bu yurtlarda gönüllü olarak idareyi üstlenmiş kişilere ödemeler yapılır ve bunlar her şeyin kurallara uygun olarak yürütülmesi için çalışırlardı. Genellikle akşam 20.00’ da yazın saat 21.00’dan sonra sokağa çıkma yasağı bulunmakta idi. Öğrencilerin her gün kiliseye gidip koro ya katılıp şarkı söyleme zorunluluğu da vardı.

Üniversitelerde barınma zengin öğrenci için sorun olmamakla beraber fakir öğrenciler için sorun teşkil etmekteydi. Yurt odalarının soğuk olması ve odaların iki-üç kişi tarafından paylaşılması öğrenciler için zorluk oluşturmaktaydı. Öğrenciler hafta da beş gün çalışmasına karşılık bayramlar ve tatiller neredeyse elli gün den ibaretti. Akşamları beş’teki yemekten sonra öğrencilere biraz eğlenme izni verilirdi. Akşam yemekleri genellikle sebze yemeği, ekmek ve biraz şaraptan oluşmaktadır. Et sadece pazar günü menüsünde olmakla beraber cuma günleri de yemek menüsünde balık yer almaktadır.

3 Yorum

  1. Bakınız: Arkhe Dergisi Sayı 8 - Arkhe Dergisi

  2. Bakınız: Orta Çağ İngiltere'sinde Evlilik Kurumu - Arkhe Dergisi

  3. Bakınız: Orta Çağ Avrupası'nda Cenaze Törenleri - Arkhe Dergisi - Tarih

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir