Mozaik Sanatı: Bölüm 7

Mozaik Sanatı: Bölüm 7

37

LİTHOSTROTON: Lithostrota, Plinius’a göre Sula zamanında başlamıştır. Kendisinin bildiği en erken örnek, Praeneste’de Fortuna tapınağındadır. Bundan sonra, lithostroton terimi, mozaik döşemenin basit bir sinonimidir. Dr. Schmidt Palestrina mozaikleri hakkında, Lithostroton’un, Plinius’un ileri sürdüğü anlamda olmadığını söylemektedir. Çünkü Dr. Schmidt “Lithostroton, Sula zamanından yarım yüzyıl önce ortaya çıkmıştır. Lucillius’un zikrettiği bir intarsia formundadır” demektedir.

Varro, bundan başka “emblema aut lithostroton” demektir. Sanki iki ifade değişebilirmiş gibi. Bununla beraber antik yazarlar, bilindiği gibi teknik terimlerin kullanılmasında mutabık değillerdir. Bu adeti tanıtlara fazla ağırlık vermemek gerektir .

Arkeoloji ve Sanat Tarihi alanında yayınlan üreten Arkhe Dergisi’nin mozaik içerikli sayı için: Arkhe Dergisi

Lithostroton’un, isminden çok, formal bir döşeme tipini ifade ettiğini anlayabiliriz. Belki Blake’in bunun için ‘‘döşemenin kahverengi gibi olanına denir dendiğini’’ sanması doğrudur. Şimdi, buna İtalya’da pavimento alla Veneziana denmektedir. Büyük mermer ve taş parçalarından yapılır. Bazen çok muntazam, bazen değildir. Ya düz çimento, ya da tesellatum içine yerleştirilir.

OPUS SİGNİNUM: Bu terimin kullanılması, Vitrivius ve Columella’da ortaya çıkmıştır.

Signinum çimento tabakasından biraz daha farklı anlamda gibi görülmektedir. Çakıl taşı ya da küçük taş parçalarının az veya çok sokulmasıyla sağlamlaştırılmıştır. Bazı hallerde, Blake, M.Ö. II.yy.’da İtalya’da görülen çakıl taşlarıyla süslenmiş çimento tabanlara bu genel terimi vermiştir. Opus signinum tam ölçülerle ezilmiş tuğla parçalarının kireçle karışımından doğmuş olup, kırmızımtrak renkte çimento tabakasından meydana gelir. Diğerlerinden farklı olarak su geçirmez bir karakteri vardır.

Mozaik Sanatı Bölüm 6

Lithostroton denen mozaik zemini, Romisch-Germanisches Müzesi, Köln.

Signinum ismi Segnae şehrinin isminden gelir. Bu şehrin antik dünyadaki önemi en iyi kiremit endüstrisine sahip olmasıdır.

Bu usul ancak yerine başkasını koymadan dolayı, Plinius’un açıkladığı gibi Signinum tabakası, Yunan çimentosunun düz yatağı içinde kırılmış tuğla parçalarından fark gözetiyor. Özellikle İtalya’da, M.Ö. II.yy.-M.S. II.yy. arasında görülür. Buna rağmen Delos evlerinde bu tarz çimento yatağına rastlanmaz .

Opus Signinum’ un bulunduğu döşeme, kolayca temizlenen toz, rutubet ve böceklerden korunabilme gibi özelliklere sahiptir. Fakat diğer döşemelere göre çabuk yıpranma gibi özelliği vardır.

Opus Signinum’un bazı hallerde dayanıklılığını çoğaltmak için ve donuk yüzeyini parlatmak için, çimento harcı yumuşak iken Capilli (İtalyanca sassolini) denen parlak, açık renkli küçük taşlar konuluyordu. Capilli taşları, ufak çakıl taşları cinsinden olup, nehir kenarlarında su etkisiyle yuvarlak biçim almıştır. Bu capillilerin harç içinde işlenmesiyle Pavimentum Barbaricum (İtalyanca Terrazo) tekniği olarak isimlendirilir.

Capilli taşları, kireç taşı, travertin, mermer, çeşitli renkte porkper taşının çekiç darbesiyle kırılarak, Opus Segmentatum’u meydana getirir. Mozaik döşemeye çirkin bir görünüş sağlanmaması için, kırık kenarlar daima harç içine saklanıyordu. Zamanımızda, bu şekil döşemeye alla veneziana deniyor. Zamanla, ileri bir teknik neticesinde, mozaik döşemeyi meydana getiren beyaz mermer tanecikleri tesviye edilerek çimento yatağına kakma şeklinde konulmaktadır .




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir