Mozaik Sanatı: Bölüm 1

Mozaik, taş, mine, cam, tahta gibi, eşyaların ufak parçalarından, bir yüzeyi döşemek amacı ile çeşitli renk ve çizgilerden sıralanmış bir nevi resim sanatıdır. Bezeyici ve süsleyici figürlü şekilleri meydana getiren ve birbirlerine uyan formlarla birlikte konulan ufak parçaları koruyabilmek için, önce yumuşak fakat sonradan katılaşan bir harç tabakasının içinde dışa bakan tabanları ile aynı seviyeyi muhafaza edercesine bir düzlük meydana getiriyorlar. Bu arkitektonik yüzeyde, mozaik sanatını diğer sanat kollarından farklılaştıran bir özellik de, aradan binlerce yıl geçmesine rağmen, renk özelliklerinden hiçbir şey kaybetmemesidir.

Mozaik kelimesinin menşeinin hangi kelimeden türediği henüz kesin değildir. Gerçi, çoğu zaman ileri sürüldüğü gibi İbrani dilindeki Maskith kelimesinden gelmeyip, Yunan dilindeki Musa kelimesi ile dar anlamda yakınlık vardır. Latince Musivum opus olarak isimlendirilen mozaik eserler, Ortaçağa kadar çeşitli deyimlerde yazılıyordu. Bu kelimeye ilk olarak, Diocletian zamanındaki Latince bir eserde rastlanıyor. Sonradan museum, musium ve musivum gibi değişikliklere uğramıştır. Mozaik taşları, Latince tesserula, tessella, tessera keza, mozaik döşemelere ise pavimenta tessellata ve Yunanca musoi olarak geçer. Musivum, “sırlı, prizmatik biçimli mozaik taşçıklarından duvar resmi” anlamına geliyor. Bu usul doğuda, zamanla batıdan daha çok sevilerek ve özellikle Constantin (M.S. 4.yy.) devrinden itibaren de üstün değere sahip olup, çok yaygın bir hale gelmiştir. Ayrıca bu kelime, mozaiğin genel anlamda tarifi şeklindedir. Yani, herhangi bir mimari alanı süsleme sanatı olarak, çeşitli renkte küçük taş parçaları ile veya pişmiş topraktan yapılmış, ufak prizma şeklindeki parçalarla ya da cam parçalarıyla, bir çimento yatağına tamamen yan yana sıralayarak ve aynı seviyede düzleştirilerek, dizilmiştir. Mozaik işleyen sanatçıya, musivarius, museiarius, musearius denilir.

Belki de musivarius’un menşei “musivum sanatkarı” olabilir. Yani, sırlı küpleri duvarlara ve tonozlara bezeyici kimse; tessellarius, tesserarius ya da sadece pavimentarius olarak, döşemeyi mermer tanelerle işleyen kimsedir.

Musivum kelimesinin Yunanca ifadelerine göre: Museion, Musioma, Museiosis, Ergos, Memusomenon, Musaikon; bu kelimeler, Latincelerin Yunanca karşılıklarıdır. Daha sonra aynı kelimeler Bizans devrinde de kullanılır. Mozaik sanatı, kapladıkları yüzeye ve özelliğine göre sınıflandırılıyor. Tarihi döşemeler Yunanca Litostroton, Latince de ise Lithostron olarak isimlendiriliyor ki, bunlar, pavimenta, sectile verniculavuni ve tessellatum’a ait bütün cinsleri kendi bünyesinde topluyor. Döşemlerdeki ve duvarlardaki orta kompozisyona Emblema (Latince emblema) denir. Kabartmalı mozaik hakkında eski dillerde hiçbir özel isme rastlanmadığı için, bu usulün kullanılmadığı zannediliyor.

Antik dünyada mozaik işleme sanatı son derece yaygındı. Özellikle, Roma çağında ve imparatorluk devrindedir. Bu mozaikler bulundukları yapıların duvar ve zemin döşemelerini süslüyordu. Umumiyetle duvarlar, daha kolay tahrip olduklarından, zamanımıza kadar ancak döşeme mozaikleri daha bol sayıda gelmiştir. Bunların da maalesef birçoğu zaman ve insan tahribine uğramış, kısmen ortadan kalkmıştır

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir