Mezar Buluntusu Olarak Sikke

Mezar Buluntusu Olarak Sikke

Fotoğraf: Charon ve Psyche
Arkhe Dergisi Sayı 11’de sizlerle…

Ölü gömme adetleri içerisinde sikke ya da sikkelerin mezar içindeki konumu, buluntu şekilleri; hangi sikkelerin ne için, neden ve nasıl bırakıldığı; basıldıkları metal, birimleri ve üzerinde taşıdıkları ikonografi hem ölünün ait olduğu sosyo-kültürel çevreyi tanımamıza hem de cenaze törenine katılanların ritüelin bir parçası olarak sikkeyi nasıl konumlandırdıklarını, bu bağlamda da bireysel tercihlerin ne olduğunu anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Nekropolis kazılarının gösterdiği üzere sikkeler genellikle iskeletin ağzında, kafatasının çevresinde, göz üzerinde, göğüs kafesinin üzerinde, avuç içinde veya ayak ucunda ele geçmektedir. Her biri farklı bir alt metini işaret eden bu uygulamalar içerisinde en bilindik olanı ise “Kharon obolü” dür. İlk olarak Aristophanes’in “Kurbağalar” adlı eserinde karşımıza çıkan inanca göre, yer altı dünyasının kayıkçısı Kharon, ölüleri ebedi huzura erecekleri öbür dünyaya belirli bir ücret karşılığında taşımaktadır. Antik ve Geç Antik Çağ’a ait çok sayıda metinde bu uygulamada kullanılan sikkenin gümüşün en küçük birimi olan obol olduğu belirtilmektedir. Ağıza yerleştirilen bir obol, literatürde aynı zamanda danake olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Her ne kadar bu adeti pek çok antik kaynak vasıtasıyla tasdik edebilsek de uygulamanın pratikte pek de anlatılan gibi olmadığı gözlemlenmiştir. Nekropolis kazılarından elde ettiğimiz veriler bize uygulamanın hem yöreden yöreye farklılık gösterdiğini hem de çoğu zaman bireysel bir tercihe dönüştüğünü göstermektedir. Her şeyden önce Kharon obolü olarak adlandırabileceğimiz, ağız içerisinde ya da ağız civarında ele geçen sikkelerin büyük bir kısmı bronzdandır. Bazen, tıpkı Assos nekropolisinde olduğu gibi, mezara konulan sikkenin hiçbir alım gücü olmayan komşu kentlerin sikkeleri olduğu da gözlemlenmiştir. Yine mezarlarda ele geçen daha yüksek değerdeki sikkelerin varlığı da söz konusudur. Tıpkı Nif Dağı Karamattepe nNekropolisi’nde bireyin ağız boşluğunda ele geçen Büyük İskender darbı gümüş drahmide olduğu gibi.

Mezar-sikke ilişkisine dair antik metinler ışığında doğrulayabildiğimiz yegâne olgu Kharon obolü dür. Ancak, değinildiği üzere arkeolojik buluntular farklı uygulamalara işaret etmektedir. Bu bağlamda konuyla alakalı modern literatürde karşımıza viaticum, pars pro toto ve Ghost Money gibi, olguyu açıklamaya yönelik başka kavramlar da çıkmaktadır.

Viaticum, Roma dünyasında kişinin seyahat için yanına aldığı yolluk/günlük harcırah manasına gelmektedir. Terimin zaman içerisinde öteki dünyaya yapılan yolculuk ile alakalı olarak da kullanıldığı görülmektedir. Viaticum literatürde karşımıza bu manada ilk olarak MÖ 2. yüzyılda yaşamış olan ünlü komedi yazarı Plautus’un Poenulus eserinde çıkmaktadır. Ölü gömme adetleri üzerine çalışan kimi uzmanlar, aslında Viaticum’un Roma dünyasında Kharon obolü’ nün karşılığı olduğu savını ileri sürmektedirler. Daha akla yatkın olanı ise mezar içerisine bırakılan tek bir sikkenin ölünün öbür dünyaya yapacağı seyahat boyunca ihtiyaç duyacağı her şeyin tedariki için kullanılan olduğudur. Gündelik kullanıma yönelik herhangi bir mezar hediyesi ya da eşyası taşımayan mezarlarda özellikle bel, leğen kemiği ve bacağa yakın konumlandırılmış sikke ya da sikkelerin (kese içerisinde oldukları zaman zaman kalan kumaş parçalarından ve sikkelerin bulunuş şeklinden anlaşılan) viaticum vazifesi gördüğü düşünülmektedir. Böylelikle ölü öteki dünyaya yapacağı yolculukta maddi herhangi bir sıkıntıya düşmeyecektir. Olgu özellikle Roma İmparatorluğu’nun kuzey batıdaki Lugdunensis, Belgica, Germania Inferior, Germania Superior ve Kuzey doğusundaki Pannonia, Dacia ve Moesia’dan bilinmektedir. Hıristiyanlıkta da viaticum olgusuna rastlanılmakta beraber, mevzubahis inanca göre mezara bırakılan sikke, ölen kişi öteki dünyaya intikali tamamlandıktan sonra kendisini beslemesine yardımcı oluyordu.

Mezar-sikke ilişkisine dair bir diğer açıklama pars pro toto olgusudur. Latince bir terim olan pars pro toto bütünü anlatmak için parçanın kullanılması manasına gelmektedir. Bu durumda, mezar içerisine bırakılan tek bir sikke ile ölünün tüm şahsi eşyaları ve mezar hediyeleri temsil etmektedir. Öte yandan mezara konulan değersiz madenden basılmış sikkenin ölümün kifayetsizliği ile ilişkili olduğu, değerli madenden basılmış olanların ise sahip olduğu kıymete istinaden kişinin zenginliğini ve prestijli toplumsal konumunu yansıtıyor olduğu üzerinde durulmaktadır. Yine de konunun ucu açıktır. Zira belki de söz konusu olan sikkeye atfedilen koruyucu bir özellik ya da geçmişle olan bağlarının bir göstergesi, aile yadigârı da olabilir.

İhtiva ettiği anlam bakımından Türkçeye hayalet (gerçek olmayan) para olarak çevirebileceğimiz, mezar içerisinde ele geçen Ghost Money ise değerli madenden basılmış bir sikke kullanılarak taşıdığı imajın altın ya da gümüş varağa darp yoluyla işlenmesiyle elde edilendir. Bu çok düşük gramajlı taklit sikkelerin temel basım sebebi biraz ihtiyaçtan biraz da öbür dünya olgusuna bakıştaki bireysellikten ve ötekinin ne düşüneceği üzerine kurulu toplumsal kaygılardan kaynaklanmaktadır.

Eldeki veriler ışığında, bu adetin pek de yaygın olmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle Makedonya ve Trakya’dan bildiğimiz Ghost Money olgusuna en iyi örnekler söz konusu bölgelerle yakın kültürel bağların olduğunu bildiğimiz Troas bölgesi kazılarında, özellikle de Parion’da karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamadan anlaşıldığı üzere mezara konulan böylesi bir nesne yukarıda da bahsettiğimiz gibi içsel bir değeri yansıtmaktadır. Yüksek değerdeki bir sikkenin sahtesini yapıp Kharon’u kandırmaya yönelik bu uygulamayla hem güçlü alım gücü olan bir sikkeyi elde tutmak mümkün olmakta hem de çevre baskısı en aza indirilmekteydi.

Mezar içinde ele geçen delikli sikkeler ise bu olgunun ve çalışmanın kapsamı dışında kalır. Zira delinmiş olduklarından bilinçli bir şekilde amulet ya da talisman’a dönüştürülmüşlerdir. Bu bağlamda daha çok mezarı ve mezar sahibini koruması ya da ölünün yeni hayatında rahat etmesi, sağlıklı ve mutlu olması amaçlanmaktadır. Çoğu zaman tedavülden kalkmış, alım gücü olmayan sikkelerin genellikle metalleri ve şekilleri dışında, üzerlerinde taşıdıkları ikonografiden ötürü de kemden koruyan ya da bolluk bereket getirene dönüştürüldükleri gerçeğinden yola çıkarsak delikli sikke olarak değil de amulet ya da talisman adı altında kaydedilmeleri çok daha doğrudur. İkinci kullanım evresi çok sonralara tekabül ettiğinden mezarı tarihlemede kullanılmaları yanıltıcı olacaktır.

Zaman zaman bir mezarın köşesine bırakıldığı anlaşılan toplu sikke buluntuları ise en güvenilir yerin lahit olduğunu düşünen, tanrıların gazabına pek de inanmayanlar için birikimlerini saklamak adına ideal bir mekandı. Öte yandan mezarların kutsal yerler olarak kabul edilmesi, mezarı ve ölüyü rahatız eden kimselerin lanetleneceği inancı bu güveni pekiştirmiş olmalıdır. Assos kazılarında açılan genç bir kadın ve bebeğine ait mezarda lahit köşesine bırakılmış olan 18 sikke bu sınıfta değerlendirilmelidir. Mezarda bulunan bir diğer sikke ise kadının ağız boşluğunda ele geçen Kharon obolü dür.

Antik metinlerce belirli bir çerçeveye oturtulan, arkeolojik verilerin ise çok daha farklı uygulamalarını bizlere gösterdiği mezar-sikke ilişkisini anlamlandırabilmek için her şeyden önce inancın bireyselliğini ve değişkenliğini göz önünde bulundurmak gerekir. Yine de mezar içerisinde ele geçen sikkenin konumu, sayısı, üzerinde taşıdığı ikonografi, mezar sahibinin cinsiyeti, yaşı, sosyo-ekonomik konumu ile birlikte değerlendirmek, ölü gömme adetleri içerisinde sikkenin yerini daha açık bir biçimde belirlememize yardımcı olacaktır. Örneklerini bildiğimiz modern Türkiye’de ölü gömme adetleri üzerine yapılan çalışmalardan elde edilecek veriler de yapılacak retrospektif okumalara olanak sağlaması açısından önemlidir.

1 Yorum

  1. Bakınız: Antik Çağ'da Para - Arkhe Dergisi - Arkeoloji

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir