Marmara’nın İncisi: Kyzikos

Kyzikos Antik Kenti, Balıkesir İli Erdek İlçesi sınırlarında, Antik Dönem’de Arktonnesos ya da Arkton Oros olarak anılan Kapıdağ Yarımadası’nda, Erdek-Bandırma karayolu üzerinde yer almaktadır. Sistemli ilk arkeolojik kazı çalışmaları 1989-1996 yılları arasında Prof.Dr. Abdullah Yaylalı tarafından, 2006 yılından itibaren ise Doç.Dr. Nurettin Koçhan başkanlığında yapılmaktadır.

Arkhe Dergisi Sayı 3’te sizlerle…

Kapıdağ’ını antik yazarların bazıları ada, bazıları da yarımada olarak kabul eder. Kapıdağ’ını Skylax, Doidoros’da, Byzantionlu Aristophanes ve Ponponius Mella yarımada, ancak Apollonius Rhodius, Strabon, Plinius ve Frontinus ada olarak kabul eder.

Aristeides MS 167 yılında Kyzikoslular’a yaptığı konuşmada kentin hem ada, hem de yarımadada yer aldığını belirttiğine göre Kapıdağ’ının ilk önceleri ada, daha sonra yarımada haline geldiğini kabul edebiliriz.

Antik dönem mitolojik anlatımları, olayın geçtiği yer hakkında bilgi vermeleri nedeniyle önemlidir. Argonautlar mitolojisinde de Kyzikos’un limanları ve topografyası hakkında azda olsa bilgi verilmektedir. Genelde kabul edilen Apollonius Rhodios’un anlatımıdır. Anlatımların ortak noktası Kral Kyzikos’un yanlışlıkla öldürülmesi ve bir tümülüsün yapılmasıdır.

Argonautları, Kral Kyzikos dostça karşılar ve sonrasında yollarına devam ederler. Ancak gece bir fırtına ile Kyzikos kıyılarına sürüklenir ve kent halkı ile aralarında çıkan savaşta Kral Kyzikos öldürülür. Gün ışıyınca İason, çarpıştıklarının Kral Kyzikos’un askerleri olduğunu ve Kral Kyzikos’u da öldürdüklerini anlar. Haberi duyan Kleite üzüntüden ağlar, gözyaşlarından Nympheler bir kaynak oluşturur ve buna da onun adını verilir ve Kleite intihar eder.

Propontis’de üç doğal limana sahip, stratejik açıdan hem anakara, hem de Kapıdağ’ını kontrol eder konumda olan Kyzikos’a ilk olarak Tunç Çağı’nda yerleşildiğini kabul etmemize karşın, şimdilik bunu destekleyecek arkeolojik bulgulara sahip değiliz. Kyzikos’a en erken yerleşen halkın Dolionlar olduğu kabul edilir. Dolionlar’ın Thessalia’dan gelen Pelasglar oldukları ve bunların Aeol saldırıları sonucu göç ederek bu bölgeye yerleştikleri ileri sürülmektedir.

Dolionlar’ın Kyzikos’a hangi tarihte geldikleri tam olarak belirlenemediğinden Kyzikos tarihi, araştırmacılar tarafından Miletos kolonisi olmasıyla başlatılır. Strabon, Lampsakos’lu Anaksimenes’den aktararak, Kyzikos’u Miletoslular’ın kolonize ettiğini belirtir. Eusebios’un kroniğinde de Miletos’un ilkin MÖ 756, ikinci olarak MÖ 679 yılında Kyzikos’u kolonize ettiği belirtilmektedir. MÖ 546 da Persler’in Lydia krallığını yıkmaları üzerine bölge, Persler’in eline geçer ve Kyzikos Daskyleion’a bağlanır.

MÖ 479 yılında Ion Birliği Pers donanmasını Mykale’de yenince Kyzikos MÖ 478 yılında Attik-Delos Deniz Birliğine katılır ve 9 talent vergi ödemeyi kabul eder.

MÖ 411 yılında Thrasyllos ile Thrasybulos’un yönetimindeki Atina donanması, Mindaros yönetimindeki Sparta donanmasını Kynossema’da yenince Atinalılar’a Hellespontos yolu açılır. Persler’in Daskyleion satrapı Pharnabazos ile Mindaros’un Kyzikos’da olduklarını öğrenen Atina’lı komutan Alkibiades Kyzikos’a gelir. Ancak donanmasının limanın dışında manevra yapan 60 gemi ile liman arasında kaldığını anlayan Alkibiades 20 gemilik kuvvetle karaya çıkarak kendisi gibi karaya çıkmış olan Mindaros ile savaşır. Bu savaşta Mindaros öldürülür. Düşman gemileri ele geçirilerek Prokonnesos’a götürülür. Spartalılar’ın ve Daskyleion satrapı Pharnabazos’un yenilerek kaçtığını (MÖ 410) gören Kyzikoslular, kapılarını Atinalılar’a açmalarına ve tarafsız kalmalarına rağmen Alkibiades, kenten ağır vergiler almış ve burada 20 gün kaldıktan sonra Prokonnesos’a dönmüştür.

MÖ 38 yılında Spartalı devlet adamı Antalkidas’ın çabaları ile Yunanlılarla Persler arasında imzalanan Antalkidas barış anlaşması sonucu Kyzikos, Pers yönetiminde kalmıştır. MÖ 364 yılında Kyzikos, Atina’nın yardımıyla, Daskyleion satrapı Ariobarzanes’e isyan ederek bağımsızlığını kazanır.

Makedonyalı Büyük İskender’in MÖ 334 yılında Hellespontos’u aşarak Granikos’da (Biga Çayı) satraplar yönetimindeki Pers ordusunu yenmesi üzerine (MÖ 334) Anadolu’nun kuzeybatısındaki liman kentleri Makedonyalılar’ın eline geçti. Büyük İskender, Zeleia kentini kendisine yakınlık göstererek Persler’e direnen Kyzikos’a bağlar. Büyük İskender’in MÖ 323 yılında ölmesi üzerine yapılan düzenlemede Küçük Frygia, Triparadisus ile Arkhidaios yönetimine verilir, ancak daha sonra Archidaios tek başına yönetimi sürdürmüştür. Arkhidaios bölge üzerindeki yönetimini güçlendirmek için Hellespontos’u kontrol eden Kyzikos’u ele geçirmek amacıyla ilkin kente maddi yardımda bulunmayı önerir, fakat bu girişimi başarılı olmayınca 10000 ücretli yaya, 1000 Makedonyalı süvari, 500 Persli okçu 800 atlı asker ve ağır silahlarla kenti kuşatır. Kyzikos’un Arkhidaios tarafından kuşatıldığını, Maiandros civarında Kelainai kentinde öğrenen Antigonos kente yardım için yola çıkar ancak kente geldiğinde kuşatmanın sona ermiş olduğunu görünce, bu yolla kenti elde edemeden geri dönmek zorunda kalır.

Philetairos’un MÖ 280-275 yılları arasında yaptığı yardımlarla Kyzikos ile Pergamon arasında başlayan dostluk ilişkileri I. Attalos’un (MÖ 241-197) Kyzikoslu Apollonis ile evlenmesi ile daha da güçlenir. Kyzikos’un bu dönemde donanma yönünden güçlü olduğunu, II. Eumenes’in Bithynia Kralı II. Prusias’a karşı kazandığı savaşta kullandığı 80 gemiden 20 tanesini bu kentten almış olması kanıtlıyor.

I. Mithridates savaşında Roma’nın yanında yer almasına ve Fimbria’nın bazı zengin Kyzikoslular’ı öldürüp para almasına rağmen III. Mithridates savaşında Kyzikos yine Roma’nın yanında yer almıştır. VI. Mithridates Eupator kendisiyle savaşmak üzere gönderilen Amiral M. Aurelius Cotta’ya ait kuvvetleri Kalkhedon’da kuşatır, limanı koruyan zinciri kırarak dört gemiyi yakar. Ayrıca 10 tanesi Kyzikos’un olmak üzere 60 gemi ve 3000 Kyzikoslu’yu esir alarak Kyzikos’a hareket eder ve MÖ 73 yılında 400 gemi, 300000 kişilik ordusu ile Roma kalesi konumundaki kenti kuşattır. Kilikya’dan Pontus üzerine gitmekte olan L. Licinius Lucullus, kenti kuşatmış olan Pontus ordusunu kuşatır. Kent halkı da bunun üzerine daha istekle savunmayı sürdürür. Yiyeceğinin azalması ve salgın hastalıklar nedeniyle VI. Mithridates, komutanlarının tavsiyesine uyarak geri çekilir, fakat büyük kayıplar verir. Ayrıca Aesepus ve Granikos nehirlerinde oluşan taşkınlar ağırlıklarının büyük kısmını kaybetmesine neden olur. VI. Mithridates deniz yoluyla Parium’a ulaşır.

Caeser’in MÖ 15 Mart 44 tarihinde öldürülmesi üzerine II. Triumvir’lik kuran Octavianus, Antonius ve Lepidus’un, Caesar’ı öldüren Brutus ve Cassius’a karşı savaş açar. Bu savaşda (MÖ 42) bir süre için Kyzikos’u donanmaları için üs olarak kullanmış olan, Brutus ve Casius’un yenilerek intihar etmeleri sonrasında kent Augustus (Oktavianus)’un düşmanlığı ile karşı karşıya kalır.

MS 37 yılında Tiberius’un ölümü üzerine İmparatorluk ile Kyzikos kenti arasındaki ilişkiler düzelmeye başlar. İmparator Galigula’dan (MS 37-41) İmparator Hadrian (MS 117-138) dönemine kadar Kyzikos hakkında pek fazla bilgimiz yok.

Kyzikos, MS 117 de meydana gelen 7 şiddetindeki depremle tahrip olur, MS 124 yılında Asya gezisine çıkan İmparator Hadrian Kyzikos’a uğrar, İmparatorun maddi destekleri sayesinde kentlerini onaran halkın ünlü Jupiter Tapınağını da onararak İmparator Hadrian’a “Soteri kai Ktiste” olarak adamaları üzerine, İmparator da kente “Neokoria” unvanını vermiş ve ayrıcalıklar tanımıştır.

Kyzikos’un, Septimus Severus ile Pescenius Niger arasındaki çekişmede, Septimus Severus’u destekler, MS 194 yılındaki savaşı kazanan Septimus Severus bir süre Kyzikos’ta kalır ve Kyzikos’a ikinci kez ayrıcalıklarını tanır.

İmparator M. Aurelius Quintillus’un MS 270 yılında Kyzikos’da sikke bastırması Kyzikos’un önemini vurgulamaktadır. MS 297 de İmparator Diokletianus, Kyzikos‘u, Troas ve Küçük Frygia’nın bir bölümü ile 33 kentti içine alan Hellespontos Eyaleti’nin merkezi yapar. MS 376 yılında Arianus tarafından Kyzikos’da konsül toplanmıştır.

MS 464 yılında meydana gelen 7, İmparator Iustinianus dönemindeki (MS 543) 9 şiddetindeki depremlerin Erdek-Bandırma çevresi ve dolayısıyla Kyzikos’u da tahrip etmiştir,

MS 672-678 yılları arasında Emevi halifesi Muaviye, Konstantinapolis seferinde kışın Kyzikos’da kalmıştır. Ancak 1063 depreminden sonra kent tamamen terk edilmiş, 1085 yılında Kyzikos ile çevresi Selçuklular’ın, 1336 yılında Osmanlı yönetimine girmiştir.

Mysia bölgesindeki kentler içinde en erken sikke basan Kyzikos’tur. Elektron sikkelerinin Anadolu’nun kuzeybatısı dışında Bulgaristan, Romanya ve güney Rusya’da da kullanılmış olması kentin ekonomik gücünün kanıtıdır. Ekonomik yönden MÖ 8. yüzyıldan itibaren böylesine güçlü olan Kyzikos’un MÖ 7.-6. yüzyıllarda ticaret yönünden önem kazanmasının nedeni deniz yolunun tercih edilmesidir. Pers yönetiminde iken kentin altın sikke basması, refah düzeyinin yüksek olduğunu gösterir. MÖ 4. yüzyıla kadar altın ve gümüş miktarının kontrol edildiği elektron sikkeler basan Kyzikos, MÖ 3. yüzyılda Marmara denizindeki ulaşımı, dolaysıyla ticaretin güvenliğini sağlıyordu. MÖ 6. yüzyıldan Büyük İskender dönemine kadar Kyzikos elektron sikkelerinin her yerde geçerli “uluslararası” nitelikte olması, kentin ekonomik gücünü göstermektedir. MÖ 4. yüzyılın ortalarında bölge ticaretini kontrolü altında tutan kentin para birimi stater büyük değer kazanmış ve diğer kentlerin para birimleri için değer ölçüsü durumuna gelmiştir.

Surları ve Kapılar

Kentin sur duvarlarının yalnız kara kısmında değil deniz ile bağlantılı güney, güneydoğu ve güneybatı kısımlarda da güçlü şekilde inşa edildikleri, yapı özellikleri nedeniyle farklı dönemlerde yapıldıkları ve birçok kez onarıldıklarını, günümüze gelen kalıntılardan anlayabiliyoruz. MS 4. yüzyılda ise sağlam sur duvarlarına sahip olduğu kabul edilir.

Surlar üzerinde Akropol Kapısı, Hadrian Tapınağı’nın Doğusundaki Kapı, Hytos Kapısı, Güney Agora’nın Doğusundaki Kapı ve Thrakia Kapısı olmak üzere beş kapı belirlenmiştir.

Limanlar

Strabon, kentin iki limanının iki yüzden fazla gemiyi barındırdığını bildiriyor. Ancak Kyzikos kentinin antik dönemde iki değil, Hytos, Panormos ve Thrakikos olmak üzere üç limana sahip ender kentlerden biri olduğunu biliyoruz.

Hadrian Tapınağı

Tapınak, Bandırma-Erdek karayolu üzerindeki Düzler köyünün girişinde, yolun hemen kuzeyinde yer almaktadır. Zemin katını oluşturan tonozlu galerilerin bir bölümü günümüze gelen Hadrian Tapınağının güney uzun kenarındaki krepis basamakları ortaya çıkarılmış, alt krepis basamağın uzunluğu 116. 23 metredir.

MS 1. yüzyılda inşasına başlanan tapınak ile ilgili ilk bilgileri MS 2. yüzyıl yazarlarından Skolast Lucianus’dan öğreniyoruz. MS 117 yılında meydana gelen depremle tahrip olan kenti MS 124 yılında kente geldiğinde gören İmparator Hadrian’ın maddi yardımda bulunması üzerine kentin onarıldığı ve tapınağın inşasının da başlandığı söylenebilir. Böylece Anadolu’da Pergamon ve Smyrna’dan sonra İmparator tapınağı yapan kent Kyzikos olmuştur.

MS 155 yılında meydana gelen depremde büyük ölçüde zarar gören tapınak, Antoninler döneminde büyük oranda tamamlanır, MS 167 yılında hatip Elius Aristeides tapınağın açılışında yaptığı konuşmada böyle anıtsal bir tapınak için gerekli olan mermerin ancak bu bölgeden sağlanabileceğini ve bunu ancak Kyzikoslular’ın başarabileceğini, tapınağın üç katlı yapısı ile denizcilere bile yol gösterdiğini belirtir.

Marmara'nın İncisi: Kyzikos

Fotoğraf: Hadrian Tapınağı’nın güney yönden görünüşü (Kyzikos kazı arşivi).

Marmara'nın İncisi: Kyzikos

Fotoğraf: Hadrian Tapınağı’nın doğu yönden görünüşü (Kyzikos kazı arşivi).

Mimar Aristainetos’un denetiminde yapılan, 8×16 sütunlu, dipteros planlı, korinth düzenindeki tapınak, doğu-batı yönünde uzanan yedi tonozlu galeri üzerine inşa edilmiştir. Ancak yapılan kazılarda tapınağın üst yapısından herhangi bir mimari bölümünün ayakta kalmamış olduğu ve galerilerin de büyük ölçüde tahrip edilmiş oldukları belirlenmiştir. Bunun da nedeni tapınağın bir dönem kireç ocağı olarak kullanılmış olmasıdır. Bugün yalnız üç galeri görülebilmektedir.

Kilise tarihcisi Sokrates, tapınağın sellasında yer alan Hadrian heykelini Olympos’un 13. Tanrısı olarak anar. Aristeides, Hadrian tapınağının kuzeyindeki Agora’da MS 167 de yaptığı bir konuşmada tapınağın alınlığında yapının Hadrian’a ithaf edildiğini belirten yazıtın olduğunu bildirmektedir. Ayrıca Hadrian’ın onuruna oyunlar düzenlenmiş. Tapınağın çatısında aslan başlı çörtenler yer almaktaydı.

Marmara'nın İncisi: Kyzikos

Fotoğraf: Hadrian Tapınağı’nın çatısında yer alan aslan başlı çörten (Kyzikos kazı arşivi).

Kyzikos’u 1431 yılında ziyaret eden Cyriacus 33 sütunlu, sellasında tanrı heykeli olan üçgen alınlıklı tapınaktan söz ederken, 1444 yılında ise sütunların ve duvarların büyük ölçüde tahrip olduğunu belirtir.

Sonuç olarak bu tapınak Hadrian döneminde meydana gelen deprem sonrası imparatorun maddi katkıları ile yapılmış, olasılıkla da büyük ölçüde bitirilmiş olmalıydı. Ancak Antoninler döneminde ki depremde hasar gören tapınağın onarımına hemen başlanmış ve açılışı yapılmış. Kazıda ele geçen üst yapıya ait bezemelerin stilinin de Antoninler dönemini yansıtması bu onarımı doğrulamaktadır.

Amfiteatr

Amfiteatr kentin kuzeyindeki sur duvarlarının kuzeybatı dışında, Belkıs ve Hamamlı köyleri arasından akan eski adı Kleite olan dere yatağında yer alır. Yapının birkaç tonozuna ait ayaklar dışında diğer bölümleri tahrip olmuştur.

Anadolu’da inşa edilen üç amfiteatrdan biridir. Dıştan dışa 155 x 180 m ölçülerinde, elips şeklinde olan yapının doğu ve batı yöndeki oturma basamaklarının alt kısımları toprağa, dere yatağından dolayı güney ve kuzey yönlerdekiler ise güçlü ayakların taşıdığı tonozlar üzerine oturtulmuştur.

Marmara'nın İncisi: Kyzikos

Fotoğraf: Amfiteatr’ı güney yödeki kemer ayakları (Kyzikos kazı arşivi).

Kyzikos Amfiteatr’ın, Pergamon örneği gibi dere yatağına inşa edilmiş olması nedeniyle, gladyatör oyunlarının yanı sıra deniz savaşı oyunlarının oynanması için de kullanıldığı kabul edilebilir.

Metroon

Kentin güney surları yakınında, Bouleterion’un batısında ve Panormos limanının kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kutsal alanın yaklaşık 30×110 m ölçülerinde bir alanı kapladığı söylenebilir.

Hasluck’un Bouleterion olarak adlandırdığı yapıyı Th. Macridy Bey ve Ch. Picard gördükleri Attis kabartmasının yer aldığı sütun ile diğer bazı buluntulara dayanarak haklı olarak Metroon olarak yorumlanabileceğini ileri sürmüşlerdir. Yapılan araştırmalarda ele geçen Attis kabartmalı sütun parçaları ile Efesos Artemisi’ne benzeyen heykelin parçaları da buranın Metroon olduğu görüşünü desteklemektedir.

Kentte ayrıca Akropol, Tiyatro, Bouletrion ve Agoraların yerleri ve yaklaşık ölçüleri bilinmektedir.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir