Kemah Kalesi Yazısı

Kemah Kalesi Yazısı

Fotoğraf: Kemah Kalesinde Bir Mahalle (Restitusyon Denemesi)

Erzincan’ın güney ilçelerinden olan Kemah, il merkezinin 51 km. güneybatısında bulunmaktadır. İlçe, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Karasu Vâdisinin güney kenarında, Tanasur Deresi ağzında ve Karasu’ya kuzeyden katılan Kömür Çayı (Manek Deresi) kavşağında, derin vadilere sahip bir alana kurulmuştur. Bir kale şehir olarak kurulmuş olan Kemah, tarihi seyir içerisinde önemini de bu kalenin fonksiyonelliğine göre kazanmış veya kaybetmiştir. Bu kale, Tanasur Deresinin çevresindeki dağların üçüncü zamana ait kireçli arazisinde dik yamaçlı bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiştir. Stratejik olarak yerleşime son derece elverişli olan bu kale, değişik dönemlerde imar ve iskân görmesiyle nüfusun bölgede artmasına olanak tanımıştır. Geçmişte Erzincan kazasının da idari olarak dâhil olduğu ve 10 nahiyesi olan Kemah’ın, bugün bazılarının Refahiye ve İliç ilçelerine bağlı olan yerleşimlerle geçmişte önemli bir merkez olduğu anlaşılmaktadır. Kemah’ın nüfusun 16. yüzyılın üçüncü çeyreğinden itibaren azalmasında hem 1566 yılından itibaren sancak olmaktan çıkarılarak Erzincan livasına bağlı bir kaza haline getirilmesi hem de Osmanlı Devletinin sınırlarının genişlemesiyle serhat şehri olma vasfını kaybetmiş olması ve 19. yüzyılda İliç ile Refahiye’nin kaza olmaları önemli rol oynamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanına göre 2011 yılı itibariyle Kemah’ın ilçe merkezi nüfusu 2165, belde ve köylerinin nüfusu 4777’dir.

Arkhe Dergisi Sayı 3’te sizlerle…

Kale Yolu Çalışmaları: Kemah Kalesi kazı çalışmalarındaki ilk çalışma alanını, kale yolu oluşturmuştur. 92.80 m.’lik yol güzergâhındaki yapılan çalışmalarla I. kale kapısının hemen kuzeyinde, girişin iki yanındaki 1.43×3.82 m. ve 3.37×3.55 m. ölçülerindeki muhafız odaları, II. kale kapısının güneyindeki 0.80 m. genişlikte üç basamak ortaya çıkarılmıştır.

Bey Camii Çalışmaları: Kaledeki ikinci çalışma alanı 2011 sezonunda batı cephesi ve mihrabı ortaya çıkarılan Bey Camiidir. Bu alan, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Bey Camii adıyla bahsettiği taş minareli camidir. 2012 yılı çalışmalarında caminin 22.00 x11.00 m. ölçülerindeki iç mekânı ortaya çıkarılmış, bu mekanda biri doğuda silindirik, ikisi dikdörtgen olmak üzere üç sütun kaidesi bulunmuştur. Doğu duvarını oluşturan kayalık alan düzensiz bir şekilde uzanmaktadır. Kaya yüzeyinde şekillenen ara ara doğal küçük oylumlanmalar izlenmektedir. Güney duvarı ortasında beş köşeli mihrap yer alır. Köşeleri profilli olan mihrabın iki sıra sağlam kalmış kesme taş örgüsüne ulaşılmıştır. Mihrap çevresinde yapılan çalışmada mihraba ait iki büyük taş ile, bir kırık taş parçası ele geçirilmiştir. Büyük taş parçalarından biri profilli olup, diğeri üzerinde ise üç servi ağacı motifinin işlendiği görülmektedir. Yapılan kazılarla 13.80 m. uzunluğunda ve çapraz uzanan kıble duvarının güney yüzü tamamen ortaya çıkarılmıştır. Minarenin doğusunda yapılan çalışmada zemine inilmiştir. Minareden 0.40 m. uzaklıkta bulunan cami kapısının yan söveleri 0.60 m. yüksekliğe kadar sağlam olarak tespit edilmiştir. Kapı eşiği yekpare kesme taştan yapılmıştır. Burada duvarların alçı kaplı olduğu görülmüş, minarenin kuzeyinde batıdan doğuya doğru moloz taş örgülü dört basamak belirlenmiştir. Girişin hemen önündeki kare biçimli sahanlığın kuzeydoğusunda ana kayanın tıraşlanmasıyla oluşturulmuş 0.30 m. yüksekliğinde ve 1.16 ve 0.97 m. ölçülerindeki iki basamakla camiye bu yöndeki ulaşımın sağlandığı tespit edilmiştir.

Harimin kuzey doğusunda 1.70 m. genişliğinde ve 4.75 m. uzunluğunda bir alanın varlığı belirlenmiş, bu bölümün kuzeyinde ana kayanın tıraşlanarak basamaklı hale getirildiği görülmüştür.

Minare, caminin kuzeybatısında bulunmaktadır. Minarenin alt kesiminde kalan kesme taşların birbirine demir kenetlerle bağlandığı tespit edilmiştir.

Yapılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılan caminin yukarıda tespit edilen bulgulardan hareketle; kuzey güney doğrultusunda ahşap sütunlara oturan üç sahınlı bir camidir. Mengücekoğullarının ilk başkenti olan Kemah Kalesinde bu döneme ait bir caminin inşa edilmiş olması muhakkaktır. Saray alanı olarak düşünülen Kemah Kalesinin kuzeybatı köşesine yakın konumdaki Bey Camiinin yeri Mengücekli döneminde inşa edilecek bir cami için ideal bir mevkidir. Minaresinin kargir oluşu ve bu yönüyle Evliya Çelebi Seyyahatnamesinde zikredilmesi bu düşünceyi destekler niteliktedir. İlk inşa edildiği dönemden günümüze geçirmiş olduğu safhaları belirlemek net bir şekilde mümkün olmasa da elde edilen buluntular caminin plan düzenlemesi ve malzemesi ile pek fazla değişikliğe uğramadığını ortaya koymaktadır.

Kemah Kalesi Yazısı

Fotoğraf: Kemah Kalesi kazı sonrası havadan bakış

Kemah ve çevresi köylerinde günümüzde de mevcut olan camilerin genel görünümleri ve plan anlayışları dikkate alındığında yaklaşık 800 yıl içerisinde yöredeki cami mimari anlayışının pek fazla değişmediğini söylemek mümkündür. Bu doğrultuda gerçekleştirilen restitüsyon denemeleri geçmişte ve günümüzde mevcut bölge camileri dikkate alınarak yapılmıştır.

Yürüme Yolları Çalışmaları: Kaleyi gezenlerin, Tanasur Çayına inmesini sağlayan su tünellerine ulaşım kolaylığını sağlamak ve kale içerisinde kolay gezinmeleri amacıyla, toplam dört güzergâh halinde yaklaşık 1250 m. uzunluğunda yürüme yolu açılmıştır. Yolların sağında ve solunda 10 m. aralıklı yerleştirilen ahşap kazıklarla hem yolların sınırı belirlenmiş hem de kazıklar arasına gerilen emniyet şeritleri ile güvenliğin sağlanması amaçlanmıştır.

Tüneller: Kemah Kalesinin doğu kesiminde yer alan suya iniş tünelleri günümüzde mevcut olmakla birlikte gerek depremler sonucu yer yer çöküntüler oluşması, gerekse kaleyi oluşturan doğal kayanın kireç taşından meydana gelmesi bu tünellerin zarar görmesine neden olmuştur. Kale üst kesimi ile Tanasur Deresi arasındaki yaklaşık 50-60 m. lik yükselti farkı 350 m. uzunluğundaki yer yer eğimli yer yerde merdivenle oluşturulan uzun bir su tüneli ile katedilmiştir. Bu tünellerde yapılacak temizlik ve onarım çalışmaları ile turizme kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Kemah Kalesini cazip kılan en önemli mimari unsurlardan birisi bu tünellerdir. Ancak gerekli restorasyon çalışmaları yapılıncaya kadar olumsuz herhangi bir durumun yaşanmaması için gerekli uyarı levhaları konulmuş, koruma bantları çekilerek geçici güvenlik tedbirleri kazı ekibi tarafından alınmaya çalışılmıştır.

Hamam Çalışmaları: Saray Hamamı olarak adlandırılan yapı, Bey Camiinin kuzeybatısında camiye yaklaşık 55 m. mesafede bulunmaktadır. Yapılan kazı çalışmalarıyla soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümleri ortaya çıkarılmıştır (Çizim 5), (Foto. 15-19).

Soyunmalık: Yapılan kazı çalışmaları ile 7.5×10.60 m. ölçülerinde soyunmalık bölümü ortaya çıkarılmıştır. Bu bölümün girişi doğu cephede 0.90 m. genişliği ile tespit edilmiştir. 2012 ve 2014 yılı çalışmalarında Hamam yapısının soğukluk bölümünde hafriyat tahliyesi için derinleşilmemiştir. Bu sezon bu amaçla soğuklukta kazı çalışmaları başlatılmıştır. Yapılan çalışmalar sonrasında soğuklukta ortada taş döşeli ve havuzlu bir alan ile bu alanın dört yönünde sekiler ortaya çıkarılmıştır. Soğukluğa doğu kenar ortasındaki açıklıkla ulaşılır ve kuzey kenar ortasındaki açıklıkla da ılıklığa geçilir.

Ilıklık: Soğukluğun kuzeybatısındaki giriş ile ılıklık mekânına ulaşılmaktadır. Daha batıda bulunan toprak hafriyatın tahliyesinin mümkün olabilmesi için bu alandaki kazı çalışmaları ilerleyen dönemlerde gerçekleştirilmek üzere sonlandırılmıştır.

Sıcaklık: Ilıklığın kuzeyinde üst örtüsü yıkılmış 3.30×3.82 m. ölçülerinde bir mekân, kuzeybatısında tonoz örtülü 2.50×3.70 m. ölçülerinde külhan ile bağlantılı bölüm yer alır. Buranın batısında 3.80×3.80m. ölçülerinde kubbe ile örtülü sıcaklık bölümünün devamı bulunmaktadır. Ilıklığın kuzeyindeki ve kuzeybatısındaki bölümlerde döşemenin, çöktüğü tespit edilmiş, hamamın zemin seviyesinin -3.30 m. derinliğine ulaşıldığında, külhandan gelen sıcak havanın zemin altında dolaştırıldığı alana ait tuğla ve taş malzemeli ayaklar ortaya çıkarılmıştır. Aynı sistem bu mekanın batısındaki tonoz örtülü mekanın döşemesinin altında da tespit edilmiştir.

Külhan: Sıcaklığın kuzeyinde, kazanın olduğu bölüm ve suyun depolandığı kısım olmak üzere külhan kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bu bölümündeki kazı çalışmaları 2012 yılı hamam kazısının son evresini oluşturmuştur. Çalışmalar sonraki kazı sezonunda devam edilmek üzere bu bölümde sonlandırılmıştır.

Hamamın doğusunda ortaya çıkarılan suyolunun, hamamın su ihtiyacının kalenin güneyinden sarnıçla veya kaynaktan künklerle getirildiği kısmen ortaya çıkarılan su yolu ile tespit edilmiştir. Bu alandaki çalışmalar gelecek kazı sezonunda devam ettirilecektir. Bugünkü durumu ile kale içerisinde bir su kaynağı mevcut değildir. Yüzlerce evin ve sarayın su ihtiyacının taşıma su ile karşılanması son derece güçtür. Özellikle hamamın doğusunda ortaya çıkarılan künklerin varlığı hamama suyun getirildiğine işaret etmektedir. İlerleyen tarihlerde yapılacak kazı çalışmalarında künklerin takip ettiği güzergah ortaya çıkarılırsa hamama suyun getiriliş yolu da netlik kazanacaktır. Kazısı yapılan hamam, Bey Camiinde olduğu gibi saray alanına yakın bir konumdadır. Sarayın sınırları net olarak belirlenememiş olsa da hamamın bu alan içerisine yer almış olması mümkündür. Bu nedenle hamam yapısını da Mengücekoğulları Dönemi ile ilişkilendirmek olasıdır. Kazı sonucu ortaya çıkan hamam planı doğrultusunda bu yapı ile ilgili restitüsyaon çalışması yapılmış ilk inşasında olması gereken hali ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Kemah Kalesi Yazısı

Fotoğraf: Kemah Kalesi Kale yolu

Sivil Mimari Örnekleri: 2014 yılı çalışmalarından itibaren Kemah Kalesi’ndeki sivil mimari örneklerinin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kalenin kuzeybatısında ve hamamın hemen doğusundaki alanda yaklaşık 2000 m2’lik bir alanda çok sayıda konut gün yüzüne çıkarılmıştır. Çıkarılan örneklerin büyük bir bölümünde yapı malzemesi olarak moloz taş ve toprak harç görülmüştür. Çoğu zaman ortak beden duvarlarına sahip bu konutların kurulum alanındaki meyil sebebiyle kademeli olarak inşa edildikleri anlaşılmıştır.

Buluntular: Ilıklığın güneybatısındaki kubbeli mekânın kuzeybatı köşesinde zeminden yaklaşık -2.00 m. aşağıda bir bohça içerisinde 198 parça tam olmayan el yazması ve matbu Kuran-ı Kerimler ve çeşitli konularda yazılmış kitap parçaları bulunmuştur. Bunların içerisinde XVI.-XVII. yüzyıllarda yazıldığı düşünülen Kanuni Sultan Süleyman döneminin ünlü hattatlarından Ahmet Şemseddin Karahisari ve talebesi Hasan Çelebi ekolüne ait olabilecek 37 varak Kuran-ı Kerim yer almaktadır. Muhakkak ve Reyhani hatlı Kuranı Kerim sayfalarının tahrip olan bir kaçı onarılarak Erzincan Müzesine teslim edilmiştir. Yine parça buluntular içerisinde çoğunluğu XVIII.-XIX. yüzyıla ait bazısında tezhipli sayfalar bulunan bir kısmının kenar cetvelleri altın yaldızlı fakat tam olmayan Kuran-ı Kerimler bulunmaktadır. El yazması ve matbu olarak fıkıh, hadis, akaid ve ilmihal konulu kitaplarda yer almaktadır. Buluntuların büyük bir bölümü rutubet ve güveden zarar görmüştür.

Eserlerin kurtarılması amacıyla ilk müdahale Kemah Kalesi kazı evinde yapılmış, daha sonra ise Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Kütüphanesinde restorasyon çalışmaları devam etmiştir.

Kazı çalışmaları sırasında çok sayıda sırlı ve sırsız seramik parçaları ele geçirilmiş, bunlardan büyük bir kısmı etüdlük malzeme olarak Erzincan Müzesine teslim edilmiştir. Özellikle Bey Camii kazısında geometrik, bitkisel, yazılı ve hayvan figürlü olmak üzere alçı parçaları ele geçirilmiş, bunların temizlik ve bakımları yapılarak daha sonra değerlendirilmek üzere müzeye teslim edilmiştir. Kazı esnasında elenen topraktan az sayıda korozyona uğramış sikke bulunmuş, bunlarda temizlenmek üzere müzeye gönderilerek koruma altına alınmıştır.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir