İmparator I. Claudius’un Lykia Eyalet Sikkeleri

İmparator I. Claudius'un Lykia Eyalet Sikkeleri

Fotoğraf: I. Claudius, MS 43, AR Drahmi (denarius), 19 mm., 3.30g. arka yüzde Lykia genelini ve tanrı Apollon’u sembolize eden Kithara. (Foto: Classical Numismatic Group, Inc., Auc. 93, lot. 834, 22.05.2013)

Roma İmparatorluğu’nun eyalet basımlarına toplu olarak bakıldığında, Lykia kentlerinin sikkeleri, zamansal olarak süreklilik içermemeleri ve sadece nadir birkaç sene boyunca basılmış olmaları ile dikkat çekmektedir. MS 43 yılında bölgenin bir Roma Eyaleti yapılması ile daha önce Lykia Birliği’nin üyesi olan kentlerin tamamı sikke basımlarını sonlandırmışlardır. MS 43 yılında İmparator I. Claudius adına Lykia geneli için yapılan tek bir sikke basımı; Domitianus, Nerva ve Traianus dönemlerinde basılan denariuslar, 20 adet Lykia kentinin yalnızca İmparator III. Gordianus Dönemi’nde, iki yıl süreyle (MS 242-244) bastırdığı sikkeler dışında bu bölge ve içindeki kentler adına bir daha sikke basılmamıştır. Özellikle Anadolu’da Hellenistik Dönem’den başlayarak MS 3. yüzyıl ortasına kadar 450-500 sene boyunca kesintisiz sikke basan çok sayıda kentin var olduğu düşünüldüğünde Lykia’nın durumu daha da garip bir hale gelmektedir. Aslında Lykia’daki yerel sikke basımının sona ermesi ve sonrasında kullandıkları para tipleri, İmparatorluğun Batı eyaletlerindeki duruma benzer. Bu bölgelerde de yerel sikke basımları kısa bir süre sonra sona ermiş ve Roma gibi merkezi darphanelerden gönderilen sikkeler kullanılmaya başlanmıştır.

Lykia’da MS 1. yüzyılda sikke basımının sona ermesinin nedenlerinin anlaşılabilmesi için bu bölgenin Roma İmparatorluğu’na katılış süreci incelenmelidir. MÖ 2. yüzyıl başında kurulan Lykia Birliği, MÖ 188’de Apameia Barış Antlaşması ile Rodos Cumhuriyeti’nin kontrolüne verilmiş, ancak Rodos’a karşı Lykialıların isyanları, MÖ 167’de Roma Senatosu’nun Lykia Birliği’nin bağımsızlığını tanıması ile sona ermiştir. Bundan böyle Roma’nın sadık bir müttefiki olarak hür Lykia Birliği, varlığını uzunca bir süre sürdürebilmiştir. Ancak MS 43’e gelindiğinde, Lykia Akdeniz’de henüz Roma egemenliğine girmemiş nadir noktalardan bir tanesidir ve bölge karadan, bağımsız Termessos kenti dışında tamamen Roma eyaletlerine bağlı yerleşimlerle çevrelenmiş durumdadır.

Romalı yazarlar Suetonius ve Cassius Dio, Lykia’nın Roma tarafından ilhak edilmesini “Lykialılar arasında çıkan ciddi anlaşmazlıklar” ve “Roma vatandaşlarının ölümü ile sonuçlanan iç karışıklıklar” gibi nedenlere bağlamışlardır. Patara antik kentinde bulunan ve yeni kurulan Lykia Eyaleti’nin yol hatlarını sıralayan Stadiasmus yazıtının girişinde ise “Lykialıların İmparator Claudius’un tanrısal müdahalesi ile ayaklanmalar, kanunsuzluk ve eşkıyalıktan kurtarıldığı” yazılıdır. Görünen o ki, bölgenin eyalet yapılmasından önceki süreçte, Lykia Birliği yönetimi, komşu kentler arasındaki rekabet, farklı hizipler arasındaki çatışmalar ve halkın genel memnuniyetsizliği ile karşı karşıya kalmış ve bu süreç bazı kentlerin birlikten ayrılmasına da neden olmuştur.

Diğer yandan Lykia’nın ilhak edilmesinin nedenleri arasında ekonomik ve Roma İmparatorluğu’nun politik gelişimi ile ilişkili nedenler de aranmalıdır. İmparator I. Claudius zaten yönetimi sırasında yayılmacı bir politika izlemiştir: Lykia dışında Britannia, Mauretania, Thrakia, Judaea gibi yerler de Roma İmparatorluğu’na ilhak edilmişlerdir. I. Claudius, ilhak ettiği topraklar ile Akdeniz’in tamamının Roma egemenliğine girmesini sağlamıştır. Lykia, Akdeniz’in önemli deniz rotalarının, özellikle de Roma’ya tahıl sağlayan Aleksandria-Ostia arasındaki “Annona” rotasının üzerinde olduğu için, bağımsızlığı Roma için hayati önemde olan bu rotanın işleyişi konusunda sorunlar yaratmış olabilir. Claudius’un tahıl taşınan bu rotaya verdiği önem, devlet adına tahıl taşıyacak gemiler için açılan tonaj ihaleleri, Ostia ve başka yerlerde yürüttüğü büyük çaplı liman inşaatlarından da anlaşılabilir. Buna rağmen, Romalı yazar Tacitus, MS 50 yılında kötü giden havaların izin vermemesi ile tahıl gemileri gelemediği için Roma kentinde yaşanan bir kıtlıktan, açlık nedeniyle olan ölümlerden bahsetmekte ve Roma kentinin bütün tahıl ihtiyacının Mısır ve Afrika’ya bağımlı olduğunu özellikle belirtmektedir.

Lykia limanları, Doğu Akdeniz’de Mısır’dan başlayan ve kıyılar takip edilerek ulaşılan rota üzerindeki son güvenli noktalarda yer alıyorlardı. Buradan itibaren gemiler Ege Denizi’nin fırtınalı havalarda çok tehlikeli olan zorlu dikey rüzgarlarına maruz kalarak açık denize geçmek zorundaydılar. Lykia’nın sedir ormanları ve bunlara yakın güvenli limanları, gemi üretimi ve tamiratları için imkanlar sağlamaktaydı ve bu yüzden tahıl gemi filosunun kışlaması için de bu bölge oldukça uygundu. İmparator Hadrianus döneminde Patara ve Andriake (Fotoğraf: 2) limanlarında inşa ettirilen devasa granarium (silo) yapıları zaten Lykialıların değil, aslında Roma kentinin ihtiyaçları için dikilmiştir.

İmparator I. Claudius'un Lykia Eyalet Sikkeleri

Fotoğraf 2: Andriake limanında İmparator Hadrianus tarafından inşa ettirilen Horrea / Granarium yapısı (Tahıl silosu), Luigi Meyer’in 1776-1794 arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda yaptığı resimlerden bir tanesi. 1803 yılında “Views in the Ottoman Empire Chief ly in Caramania” adlı kitapta yayınlanmıştır. Yapının kendisi bugün Likya Uygarlıkları Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Yeni “Provinciae Lyciae”nin, yani Lykia Eyaleti’nin ilk valisi Quintius Veranius’tu ve burada 4 yıllık görevi sonunda Roma’ya döndükten sonra MS 48’de bir “ornamaenta triumphalia” (zafer çelengi) ile onurlandırılmış, ertesi sene de Consul seçilmiştir. Bunlardan Veranius’un Lykia’da bazı askeri operasyonlar yürüttüğünü ve yeni eyaleti başarı ile organize ettiğini anlamaktayız. Patara’dan bulunan “Stadiasmus” yazıtı, bu işler arasında, eyalet içinde yolların tamir edilmesi ve yenilerinin inşa edilmesi olduğunu göstermektedir. Yazıtta verilen şehirler arasındaki mesafeler, bulunan mil taşları ve yol izleri, Prof. Sencer Şahin ve meslektaşlarının bu yol hatlarını büyük ölçüde saptamasına izin vermiştir. Romanizasyonun diğer bir gerekliliği, şehirlerde Tanrıça Roma ve imparator kültlerinin kurulmasıydı. Claudius, Stadiasmus yazıtında “tanrısal” olarak anılmıştır; Sidyma, Arneai, Gagai, Oinoanda ve Limyra yakınındaki Bonda tepesinde bulunan yerleşimde tanrı olarak isminin yer aldığı kült alanları kurulduğu yazıtlardan görülmektedir. Arykanda ve Bubon’da Erken İmparatorluk Dönemi “Sebasteion” yapıları bulunmuştur. Belki de hemen hemen bütün Lykia kentlerinde var olduğu yazıtlardan anlaşılabilen İmparatorluk kültlerinin ilk kuruluşları bu dönemde yapılmıştır.

Lykia Bölgesi ilk eyalet yapıldığında, Lykia Birliği’nin sikkeleri tedavülden kaldırılmış, İmparator Claudius’un portreleri olan ve eskilerine göre farklı birimlerde yeni bir sikke serisi basılmıştır. Bu yeni sikkeler Roma’da kullanılmakta olan birimlerle sikke çapları açısından uyumlu bir şekilde üretilmişlerdir. Yani denarius birimine denk, ama daha hafif gümüş bir sikke birimi ve ortalama 30, 23, 19 ve 15 mm. çaplarında sestertius, as, semis ve quadrans birimlerine denk 4 ayrı bronz birimde basılmışlardır. Sikkelerde kullanılan lejant ve kalıplar incelendiğinde ve bu sikkelerin nadirliği göz önüne alındığında, bu sikke basımının sadece MS 43 yılında tek seferde gerçekleştiği söylenebilir. Bu sikkeler Lykia geneli için basılmış olsalar da, üzerlerindeki kült imgeleri Lykia’nın çeşitli önemli şehirlerine işaret etmektedir.

Daha sonrasında Lykia için sikke basımı sona ermiş ve bu eyalette Batıdaki merkezi darphanelerden (Roma, Lugdunum gibi) getirilen sikkeler kullanılmaya başlanmıştır. Coğrafi anlamda karadan dağlarla sınırlanan ve asıl bağlantılarını denizden sağlayan Lykia bölgesi aslında kapalı bir ekonomik alandır. Ama buna rağmen, Doğu Akdeniz’de, merkezi darphanelerden gelen sikkeleri ana para birimi olarak kullanan tek bölge Lykia’dır. Bu paraların her yerde geçerlilikleri olsa da, sevkiyat zorlukları düşünüldüğünde, Romalılar özellikle bronz küçük birimler için şehirlerin kendi sikkelerini basıp kullanmalarına izin vermiş ve piyasanın ihtiyaç duyduğu birimlerin büyük bir kısmı böylece yerel imkanlar ile temin edilmiştir.

Antik Çağ’da Grek dünyasının hiçbir tarafı, ortak dil, din, kültür, menfaat, güvenlik veya diğer nedenler ile bir “millet” kavramı altında birleşememiş, birbirlerinden bağımsız şehir devletlerinden (polis) oluşmaktadır. Hellenistik Dönem’de, mutlak güce sahip krallar bile, Grek dünyasında yer alan egemenlik alanlarında bu tarz bir birleşimi oluşturamamışlar ve bu krallıkların yıkılmaları sonucu, kendi kurdukları yeni şehirler bile bağımsız hareket eden polislere dönüşmüşlerdir. Arkaik Çağ’dan başlayarak Roma İmparatorluk Dönemi içlerine dek bu kentlerin büyük bir kısmı “devletlerinin bağımsızlığını” simgeleyen sembollerden biri olarak algıladıkları kendi sikkelerini basmayı sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla şehirlerin sikke basımları, sadece yerel ölçekte ekonomik bir araç üretmek değil, aynı zamanda şehri, tanrıları ve şehre ait diğer özellikler ile temsil etmeye yönelik bir faaliyet olarak görülmelidir.

Buna karşılık etnik olarak Grek kökenli olmayan Lykialıların geçirdikleri gerek tarihsel politik süreç, gerekse sikke basımına bakışları tamamen farklıdır. Lykialılar, kendilerini etnik aidiyet olarak sadece mensubu bulundukları polis devletten ibaret sayan Greklerin tersine, ortak dini ve etnik temeller üzerinde birleşen bir ulus-devlet inşa etmeye başlamışlardır. Lykia’nın çeşitli güçler tarafından çağlar boyunca işgal edilmesi bu süreci politik anlamda geciktirse de, ortak öğeler üzerinde birleşen millet fikri işgal altındaki dönemlerde bile, ülkenin dinsel ve idari kurumlarının işleyişinde ve bireylerin zihninde varlığını sürdürmüştür. Dolayısıyla örneğin Helenistik çağ yazıtlarına baktığımızda, bir Grek kendisini “filanca kişi, filanca kent vatandaşı” gibi nitelendirirken, Lykialılar, “filanca kişi, Lykialı, filanca kentten” şeklinde Antik Çağ’da görülmeyen bir şekilde etnik kökenlerini vurgulamaktadırlar. Lykia Birliği’nin erken sikkeleri de benzer bir anlayış içinde, “Lykialıların, falanca kent” şeklinde ibareler ile basılmışlardır. Ama sonrasında şehir isimleri kullanımı bırakılmış ve Batı ve Doğu Lykia’daki iki idari bölgeyi sembolize eden Kragos ve Masikytes dağlarının adıyla sikke basımı devam ettirilmiştir. Yani Lykialılar için sikke üzerinde kentlerinin isminin yazması önemli değildir. Bu nedenle de bütün ülkede geçerli standart paralarını Roma Dönemi öncesinde kullanmaya başlamışlardır.

İmparator I. Claudius'un Lykia Eyalet Sikkeleri

Fotoğraf 3 :İmprator I. Claudius, MS 43, AR Drahmi (denarius), 2.78g. arka yüzde Apollon Patroos (Patara Apollon’u) (Foto: Gorny & Mosch Giessener Münzhandlung, Auc. 155, lot. 426, 05.03.2007).

Romalıların Lykia’yı ilhak ettikten sonra yaptıkları, bunu bir adım daha ileri taşımak olmuştur. I. Claudius döneminde basılan sikkeler Lykia geneli için üretilmişti. Ama sonrasında bu ekonomik açıdan kapalı bölgede yerel sikke basımından vazgeçerek İmparatorluğun batısında ve özellikle İtalya’da geçerli genel sikkeler kullanılmıştır. Böylece Annona filosunun Lykia’dan geçen veya kışlayan filosunun gemileri ve personeli Roma’dan buraya kadar standart tek bir para birimi kullanarak yolculuk etmişlerdir. Kıbrıs’ta yerel sikke basımı olmasına rağmen, genel sikkelerin, örneğin Curium kazısında çokça temsil edilmesi, Annona filosunun Lykia’dan Kıbrıs’a ve buradan da Aleksandria’ya indiğine işaret etmektedir. Sadece Annona filosunda tahıl taşıyan 1500 civarında gemi olduğunu düşünürsek, Roma ile Aleksandria arasında başka mallar ve yolcular da taşıyan diğer gemileri de bu toplama eklediğimizde, bu sikke sirkülasyonunun boyutları da ortaya çıkmaktadır.

Claudius Dönemi’nde Lykia’da basılan sikkelere bakıldığında kullanılan iki tip İmparator Claudius ile ilişkilidir. Elpis / Spes (resim 5) tipi imparatorun 1 Ağustos’daki Spes şenlikleri sırasında gerçekleşmiş doğum gününe gönderme yapar ve tip Roma’da basılan sikkelerden kopyalanmıştır. Aynı şekilde Eleutheria / Libertas figürü imparatorun Lykia’ya özgürlüğünü verdiğini (!) vurgulamaktadır ve gene Roma sikkelerinden kopyalanmıştır. Apollon Patroos ve Artemis Eleutheria tipleri Patara ve Myra kentlerine; Leto figürü Letoon’daki kült alanına, dolayısıyla bağlı olduğu Ksanthos kentine; ok atan Apollon figürü yine Myra’daki Apollo Surios kültüne; atlı figürleri, Kyaneai, Korydalla ve Tlos gibi kentlerde görülen atlı hero/ktisteslere; buğday başakları ve haşhaş, Annona rotasına gönderme yapmaktadır. Diğer sikkelerin hangi kentlerle ve kültlerle ilişkili oldukları ise henüz bilinmemektedir.

Suatonius’a göre İmparator Nero Lykialılara bağımsızlıklarını geri vermiştir. Muhtemelen bu dönemde bazı Lykia kentleri sirkülasyonda bulunan Claudius dönemi sikkelerinde baş harflerini kontürmarklarla belirtmişlerdir. Bu kontürmarklarda görülen “M” Myra’yı, “P” Rhodiapolis’i (resim 14), “L” Limyra’yı, “B” Balboura’yı, “O” Oinoanda’yı ifade ediyor olmalıdır. Muhtemelen çok kısa süren bu bağımsızlık sonrası, İmprator Vespasianus Dönemi’nde Lykia’nın özgürlüğü geri alınmış ve burası Pamphylia ile birleştirilerek “Lykia ve Pamphylia Eyaleti” içerisine alınmıştır. Pamphylia’nın kentleri kendi adlarına sikke basarken aynı eyaletin diğer yarısını oluşturan Lykia kentlerinin basmıyor olmalarının yarattığı tezat daha da dikkat çekicidir.

Sayının tamamı Arkhe Dergisi Sayı 11’de…

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir