Eski Mısır’da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Eski Mısır'da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Fotoğraf: Mumyalama İşlemi İllüstrasyonu

“ Horus ve İsis ölüyü kutsayacak ona ‘uyan ve kalk!’ diyecekler ve ölüler dünyayı terk edecek ama ölüler gibi değil, yaşayanlar gibi gidecek.”

(Piramit Metinleri / Mısır’ın Ölüler Kitabı)

Arkhe Dergisi Sayı 10’da sizlerle…

Tarihin her döneminde merak unsuru olan Eski Mısır Uygarlığı’nda ölümden sonra ikinci bir yaşam inancının etkileri günlük hayattan sanata, mimariden dini literatüre kadar pek çok alanda görülmektedir.

Eski Mısırlılar hayatın ölümle sonlandığına inanmazlardı. Eski Mısırlılara göre ölüm, yaşamın ikinci bölümü ve bir bakıma yenilenmesidir. Ölüm ve yaşam birbirini tamamlar ve birbirinin devamı niteliği taşımaktadır. İnanışa göre ruh, ölüm sırasında bedeni terk etse de bedenin iyi bir şekilde korunması halinde tekrar bedene dönecektir. Eski Mısırlılar bu sebeple ölen kişinin bedenini her türlü tahribattan mümkün olduğunca korumayı amaçlamışlardır.

Mezarlara ölen kişinin geçmiş yaşamına dair eşyalar, yazılar, resimler koymalarının sebebi de ruhun öteki dünyada geçireceği hayata yardımcı olma düşüncesidir. Öteki dünyadaki hayata dair her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplamışlardır. Ölen kişi için öteki dünyaya giden yolu mümkün olduğunca kolaylaştırmayı ve kişinin ölümden sonraki yaşamını güzelleştirmeyi amaçlamışlardır.

Eski Mısır'da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Fotoğraf: Aromatik Maddeler

İnsan varlığının pek çok unsurdan oluştuğuna inanan Eski Mısırlılar, bedensel varlığın yanı sıra insanın bütününü oluşturduğuna inandıkları kısımlar ve bazı kavramlar belirlemişlerdir. Bu kavramların ne anlama geldiği geçmişten günümüze pek çok farklı biçimde yorumlanmıştır.

Eski Mısır’da ölümle ilgili metinlerde sıkça kullanılmış olan kavramlardan bazıları şunlardır:

Ka: İnsanın görünmeyen bedeni, öteki dünyadaki görüntüsü, tanrıların yanına giden benliği ya da koruyucu ruhu gibi farklı tanımları vardır. Ka’nın hiyeroglif yazıdaki karşılığı “U” biçiminde açılmış iki gergin koldur.

Beden öldükten sonra kişinin Ka’sı yaşamaya devam eder. Ka’nın mezarda yaşadığına inanıldığından Eski Mısır inancında bütün mezar armağanları Ka’ya yöneliktir. Aynı şekilde sunulan adaklar da Ka’nın beslenebilmesi için mezar girişine konulmuştur.

Eski Mısır metinlerinde Ka hakkında şöyle denilmektedir:

“Ka fiziksel bedenden bağımsızdır, ölümsüzdür. Ka, varlığın muhafaza edici ve yaratıcı unsurudur. Her varlığın Ka’sı kendine özgüdür. Varlık geliştikçe Ka’sı da gelişir. Ölüm sonrasında Ka istediği yerde bulunabilir.”

Ba: Genel anlamıyla Ba insan ruhuna verilen isimdir. Ölümle birlikte bedenden ayrıldığına inanılır. Genellikle ölen kişi ile aynı yüze sahip bir kuş şeklinde tasvir edilmiştir. Ba’nın bedeni tekrar ziyaret edip onu canlandırabileceğine dair metinler bulunmaktadır. Bu sebeple geldiğinde bedeni tanıyabilmesi için mumyalama işlemi yapılır, lahit ise ölen kişinin fiziki özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanırdı.

Khat: Mumyalandıktan sonra mezara gömülen bedendir. Kişinin Ka’sı bu bedene bağlıdır.

Ren: Kişinin ismi ve insanın özünün bir parçasıdır. Eski Mısır inancına göre bir insan ismi olmadan öteki dünyada tanrılara takdim edilemez. Bu sebeple isimsiz bir insan ilahi güçlerin önünde acizdir. Aynı zamanda kişi öteki dünyadaki ilahi varlıkların ismini bilirse onlara hakim olabileceği ve isteklerini yaptırabileceği inancı vardır.

Mumyalama

Efsaneye göre Eski Mısır’da ilk mumyalama işlemi tanrı Anubis tarafından, şiddet tanrısı Seth’in öldürdüğü ve on dört parçaya ayırdığı Osiris’in bedeni üzerinde gerçekleştirilmiştir. Mumyalama işlemi sırasında Osiris’in karısı olan İsis de Anubis’e yardımcı olmuştur. İnanışa göre İsis, Mısır topraklarını dolaşıp Osiris’in bedeninin parçalarını toplamış ve parçaları bulduğu her yere bir tapınak dikmiştir. Parçaları topladıktan sonra Anubis ile birlikte mumyalama işlemini gerçekleştirerek Osiris’i hayata döndürürler. Efsanenin sonunda ise Osiris ve İsis’in oğulları Horus babasını öldüren Seth’i yener ve babasının intikamını alır. Yeniden canlanan Osiris bu dünyada yaşamak yerine öteki dünyada ölülere hükmetmeyi tercih eder. Ölülerin yargıcı ve ruhların koruyucusu olarak yaşamına devam eder.

Bedenin ölümden sonra bozulmadan kalması Eski Mısır inancında oldukça önemliydi. Öteki dünyada yalnızca ruh değil ruhun içine girmesi gereken beden de önem taşırdı. Ruhun içine girebileceği ve şekillendireceği bir beden olmazsa gökyüzünde sahipsiz bir şekilde dolaşacağına inanılırdı. Bedenin tam ve eksiksiz bir biçimde korunması öylesine önemliydi ki herhangi bir uzvu eksik olan kişilere öteki dünyada zorluk çekmemesi için tahtadan yapılmış protezler takılırdı.

Eski Mısır'da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Fotoğraf: Aromatik Maddeler

Özellikle piramitler dönemine gelinceye kadar yani ilk sülaleler döneminde ruh ölüm sırasında bedeni terk etse bile eğer beden çok iyi bir şekilde korunursa ruhun bedene geri döneceği şeklinde kesin bir inanç mevcuttur. Bu sebeple geride kalanların en önemli görevi ölen kişinin bedenini her türlü tahribattan en iyi şekilde korumaktı.

Daha sonraki dönemlerde ölen kişinin ruhunun tanrılarla birlikte gökyüzünde yaşayacağına, fiziksel bedenin ise tekrar uyanmayacağına ve mezarı terk etmeyeceğine inanılmıştır.

Fiziksel bedenin tekrar uyanacağı beklentisinde olmasalar bile ölülerini mumyalamışlardır. Çünkü cesedin iyi korunmasının Ka’nın rahatına ve ondan yeni bir bedenin gelişmesine hizmet ettiğine inanmışlardır.

Kısacası sonraki dönemlerde mumyalama işleminin asıl sebebi bu dünyadaki fiziksel bedenin tekrar canlanacağına olan inanç değil bozulmadan korunan bedenin, ruhun öteki dünyadaki evini oluşturacağına olan inançtır. Beden ne denli iyi korunursa öteki dünyadaki ruhsal bedenin de bu bedene aynı ölçüde benzeyeceği düşünülmüştür.

Eski Mısır mezarlarında bulunan mezar armağanları mumyalama hakkında fikir verir niteliktedir.

Eski Mısır’da mumyalama işlemi yaklaşık yetmiş günde tamamlanırdı. Ancak ölen kişi bir firavun ya da başka bir önemli kişi ise mumyalama işleminin süresi on ay kadar sürebilmekteydi. İlk aşamada cesedin başında bir rahip Ölüler Kitabı’ndan bölümler okurken, burun deliklerinden sokulan özel gereçlerle beyin parça parça çıkarılırdı. Daha sonra karnı açılır, beden içerisindeki iç organlar tamamen boşaltılır, kafatası alçılanır ve vücut sodyum karbonatlı bir karışım içerisinde beklemeye bırakılırdı. Vücuttan çıkarılan iç organlar kurutulduktan sonra kaponik ya da kanope ismi verilen özel kaplara yerleştirilirdi. Horus’un dört oğlundan biri olduğuna inanılan çakal tasvirli kaba mide konulurdu. İnsan tasvirli olan ikinci kaba İmseti ismi verilirdi ve bu kaba karaciğer konulurdu. Şahin tasvirli kabın ismi Kebehsenuef’tir ve bağırsakların konulduğu kaptır. Maymun tasvirli Hapi ismi verilen kaba ise akciğer konulurdu. 

Eski Mısır’da kalbin öteki dünyadaki yargılama sürecinde kullanılacağına inanıldığından kalp, mumyalama sırasında çıkarılır ayrıca mumyalanır ve tekrar bedene yerleştirilirdi.

Bütün bu işlemler sonucunda cesedin içi hoş kokulu bazı yağlarla yağlanır, reçine sürülür ve beden keten şeritler ile sıkıca sarılırdı. Bedeni keten şeritlerle sarma işlemi sırasında şeritlerin arasına papirüslere yazılmış çeşitli tılsımlar ve dualar sıkıştırılırdı.

Gömülmeye hazır hale getirilen ceset, tabut içerisine yerleştirilir, tabutun iç kısmına çizilen kapı aracılığı ile ölen kişinin tabuttan çıkacağına ve tabutun üzerine çizilen gözlerle de çevresini izleyeceğine inanılırdı.

Eski Mısır'da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Fotoğraf: Mumya Tabutu

Eğer ölen kişi firavun ya da başka bir önemli kişi ise ceset üç ayrı tabutun içerisine yerleştirilir, bu tabutlardan biri genellikle altın olurdu. Bu üç tabut daha sonra bir lahit içerisine yerleştirilir ardından mezara konulurdu. Mezarın duvarlarına ölen kişinin hayatından kesitler resmedilir, kullanmış olduğu bazı eşyalar mezar içerisine yerleştirilirdi. Öteki dünyada kendini daha iyi savunacağına inanıldığından mezara Ölüler Kitabı da konulurdu.

Cenaze yerleştirildikten sonra ağız açma ayini yapılırdı. Ağız açma ayini, temelinde bir çeşit büyü işlemi olan, ölen kişinin öteki dünyada ruhunu bulmasına ve vücudunu kullanabilmesine yardımcı olduğuna inanılan sembolik bir işlemdir.

Ağız açma ayinin belli başlı aşamaları bulunmaktaydı. Bunlar;

· Ölen kişinin heykelinin temizlenmesi ve tütsülenmesi

· Ayini gerçekleştiren rahibin, heykelin ağzını küçük parmağı ile açması ve heykele oğlunun babasına hitap ettiği şekilde hitap etmesi

· Ölen kişinin ruhunun Horus’un gözü ile birlikte boynuzlu bir hayvanın içine saklandığı inancı sebebiyle bir öküzün kurban edilmesi

· Kurban edilen öküzün kalbinin ve ayağının heykele takdim edilmesi

· Ağızın ve gözlerin çeşitli araçlar kullanılarak açılması

Bütün bu uygulamaların ardından heykel, boyanır, süslenir ve tütsülenerek merasimle kaldırılırdı.

Eski Mısır'da Ölümden Sonra Yaşam İnancı ve Mumyalama

Fotoğraf: Mumyalama İşlemi İllüstrasyonu

Ölülerin Yargılanması ve Ölümsüzlük İnancı

İnsanın hayattayken yaptıklarından öldükten sonra sorumlu tutulup tanrılar tarafından yargılanacağı inancı tarihteki pek çok uygarlıkta olduğu gibi Mısır Uygarlığı’nda da erken dönemlerden itibaren görülür. Ancak yargılama işleminin öldükten hemen sonra mı mumyalama işlemi gerçekleştirildikten sonra mı yapıldığına dair net bir bilgi bulunmamaktadır.

İnanışa göre cezalandırılan ruhlar yer altı dünyasında acı çekerek yaşamlarına devam eder, mükafatlandırılan ruhlar ise Tanrı Osiris’in kutsal krallığında yaşarlardı. Öte dünyada mükafatlandırılmak için öncelikle yeryüzündeki günahlardan arınmak gerekirdi.

Eski Krallık Dönemi’nde tanrılar mahkemesinin başkanının Osiris olduğuna inanılırdı. Mahkemede yer alan diğer tanrılar ise Thoth, Anubis, İsis ve Neftis’tir. Mahkeme sonucunda günahsız olduğu belirlenen ruh, yüce tanrı Ra’nın alemine girmeye hak kazanırdı.

Eski Mısır inancında öte dünyaya yapılan yolculuk oldukça uzun ver zorludur. Yerine getirilmesi gereken ayinler ve törenler eksiksiz yapıldığında ve ölen kişi yargılamadan temiz olarak çıktığında tanrıların yanında ölümsüzlük ile mükafatlandırılır. Sonuç olarak Eski Mısır inancında ölümden sonra gerçekleştirilen tüm ritüel ve ayinler, titizlikle yapılan mumyalama işlemi ve törenler tanrılar mahkemesinden temizlenmiş olarak çıkmak ve tanrıların yanında ölümsüz bir hayata adım atmak içindir.

2 Yorum

  1. Bakınız: Vikinglerde Sosyal Yaşam ve Eğlence - Arkhe Dergisi

  2. Bakınız: Tarihte Bugün - Dırdırcı | Kafa Ütüleme Makinası - Tarihten Sesler Korosu

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir