Cam Üretimi ve Ticaretinin Tarihçesi: Bölüm 1

Antik Mısırda Cam Üretimi

Antik Mısırda Cam Üretimi

Cam, çeşitli renklerde, saydam ya da yarı saydam halde olan ve oldukça yüksek ısılarda biçimlendirilen bir maddedir. Tarih boyu birçok formda karşımıza çıkan cam, endüstriyel bir malzeme haline gelince gündelik yaşamda kullanılan pek çok eşyanın da hammaddesi olmuştur. Takı, çeşitli amaçlarla kullanılan gündelik kap formları, pencere camları ve süs eşyaları cam kullanılarak üretilmiştir.  Bunların yanı sıra değerli taşlara alternatif olarak da kullanılmıştır. Camın tarihçesi ve çok daha fazlası bu yazımızda!

Cam, doğada katkısız halde bulunmamaktadır. İnsan eliyle oluşturulan camı diğer maddelerden ayıran en önemli özelliği erime değil yumuşama noktasının bulunmasıdır. Bu özelliği sayesinde yüksek ısılarda yumuşaması sonucu farklı yöntemler kullanılarak biçimlendirilmiştir. İlk üretilmeye başlandığı tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte en erken örneklerinin seramikler üzerinde kullanılan sırlama tekniği olduğu düşünülmektedir.

Sırlama tekniği dışındaki cam üretimi ise büyük olasılıkla MÖ 3. Binin sonlarında Bronz Çağı’nda Mezopotamya’da keşfedilmiştir. En erken bu cam örnekleri değerli taşlara alternatif olarak kullanılmış olan boncuklardır. Bunun dışında silindir mühürler gibi bazı küçük objelerde kakma olarak da kullanılmıştır. Erken dönemlerde cam soğuk halde işlenmiştir. 

Cam kullanılarak yapılmış olan ilk kaplara MÖ 16. yüzyılın sonlarında rastlanmıştır. Mezopotamya’da Mitanni Krallığı topraklarında üretilmiş en erken tarihli bu cam kapların hepsi iç kalıp tekniği ile şekillendirilmiş olan küçük boyutlu şişeler, kadehler ve kaselerden oluşmaktadır. Camın sıcak halde işlenmesini gerektiren kap üretimi cam teknolojisinin önemli dönüm noktalarındandır. Geç Bronz Çağı’nda Mezopotamya’da üretilen cam eserler farklı merkezlere de ihraç edilmiştir. Mısır, bu merkezlerin en önemlilerindendir. Eski Mısırlı zanaatkârlar zamanla Mısır’ın kendine özgü kap formlarını cam malzeme kullanarak üretmeye başlamışlardır. Aynı dönemlerde diğer Akdeniz uygarlıklarının da hem cam kapların hem de hammadde olarak kullanılan cam külçelerin ticaretinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir.

MÖ 11. yüzyıla gelindiğinde üretimde ve ticarette yaşanan kötü gidişat cam endüstrisini de büyük oranda etkilemiştir. Mezopotamya ve Mısır’daki cam üretiminde oldukça uzun bir süre duraklama olmuştur. Bronz Çağı’nın sonlarında cam üretiminde ve ticaretinde yaşanan bu duraklamanın en büyük sebebi bazı önemli imparatorlukların yıkılmış olmasıdır. MÖ 12. ve 8. yüzyıllar arasında cam eşyalara çok az rastlanmaktadır. Buna rağmen döneme ait hem Babil hem de Asur tabletlerinde cam ile ilgili metinlerin varlığı bilinmektedir. MÖ 1. Binde cam, Fenikeliler tarafından fildişi eserlerin üzerinde kakma olarak kullanılmıştır. 

Camın dekoratif ürünlerde kakma olarak kullanılmaya başlamasından kısa zaman sonra cam kaplar tekrar üretilmeye başlanmış, bu kapların üretilmesinde Geç Bronz Çağı boyunca kullanılmış olan iç kalıp tekniği kullanılmıştır.

MÖ 8. yüzyıldan itibaren camın üretimi ve ticareti tekrar canlanmış ve daha fazla yaygınlaşmıştır. İç kalıp tekniğinin yanında pres tekniği ve kalıba döküm teknikleri de kullanılmaya başlanmış, üretim zenginleşmiştir. MÖ 6. yüzyıldan itibaren özellikle iç kalıp tekniği ile üretilen camların en önemli merkezlerinden biri Rodos’tur. Bu dönemde Rodos’ta üretilen cam kapların aynı dönem seramik kaplarının kopyaları olduğu gözlemlenmektedir.

MÖ 6. yüzyıl ve 1. yüzyıl arasında üretilmiş olan cam eserlerin büyük çoğunluğu iç kalıp yöntemi kullanılarak parfüm, yağ, merhem ve kozmetik ürünleri koymak amacıyla üretilen küçük boyutlu şişe ve kaplardan oluşmaktadır. Hem günlük hayatta hem de kutsal mekânlarda kullanılan bu kaplar biçim olarak dönemin Yunan kap formlarını yansıtmaktadır. Klasik Dönem’de cam üretiminin merkezlerinin Rodos, Kıbrıs, İtalya ve Fenike’nin kıyı kesimleri olduğu düşünülmektedir. 

Hellenistik Dönem camın ticaret yoluyla pek çok bölgeye yayıldığı ve cama olan talebin arttığı bir dönemdir. Bu dönemde cam üreten iki önemli merkezden biri Suriye diğeri ise Mısır’ın İskenderiye kentidir. Suriye’de iç kalıp tekniği ile üretilen şişeler ve kaseler yaygındır. İskenderiye’de ise daha gelişmiş teknikler ve yeni süsleme yöntemlerinin kullanıldığı daha zarif eserler üretilmiştir. Bu dönemde İskenderiye’de üretilen cam eserlerin sanatsal yönü ön plandadır. Mozaik tekniği ve iki cam arasına altın levhalar yerleştirilerek uygulanan altın sandviç tekniği gibi farklı süsleme teknikleriyle üretilen cam eserler hem daha masraflı hem de diğer bölgelerde üretilen cam eserle göre fazla emek gerektirmekteydi. 

Bu sebeple Hellenistik Dönem’de cam malzemeden üretilen eşyalar diğer eşyalara oranla hem daha pahalı hem de çok daha azdır. Genellikle dönemin seramik ve madeni eserlerinde görülen kap formları kopyalanmıştır. Oldukça renkli ve süslü kadehler, yemek takımları, kozmetik şişeleri cam malzemeden üretilen eşyalar arasındadır. Cam eşyaların üretimi kraliyet ailelerin ya da diğer zengin ailelerin himayesinde sürdürülmüştür.

Uluburun Batığı'nda bulunan cam külçeler

Uluburun Batığı’nda bulunan cam külçeler

Camın endüstriyel anlamda üretilmesi ve yaygınlaşması Roma Dönemi’ne rastlamaktadır. Bunun en önemli sebebi yeni bir üretim tekniği olan üfleme tekniğinin bulunmasıdır. Bu teknik sayesinde cam daha ucuz ve büyük miktarlarda üretilmeye başlanmıştır. Cam eşyalar lüks olmaktan çıkmış günlük yaşamda da yaygın olarak kullanılan ürünler haline gelmiştir. Cam kaplar belli bir ölçüde seramik kapların yerini almaya başlamıştır. 

Romalılar camı yalnızca günlük kullanım eşyaları üretmek için değil mozaik panolar gibi dekoratif amaçlı da kullanmışlardır. Pencere camını da ilk kullananlar Romalılardır. 

Roma Dönemi’nde yeni formlar, yeni teknikler ve süslemeler uygulanmış, cam endüstrisi hızla gelişmiştir. Bu dönemde oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan cam eşyalar arasında yeni gelişen süsleme teknikleri ile üretilmiş oldukça kıymetli ve pahalı eserler de yer almaktadır. Bu tür eserler daha çok dekoratif amaçlı kullanılmıştır. Bu kıymetli cam eşyalar genellikle ustalar tarafından damgalanmıştır. 

Bu dönemde en fazla sayıda üretilmiş olan cam eşyalar ise hiç şüphesiz şişelerdir. Cam endüstrisi hem Roma toplumunun yüksek sınıfına hem de alım gücü daha az olan halktan kişilere hitap edecek şekilde gelişmiştir. 

Roma İmparatorluk topraklarının hemen her bölgesinden ele geçen üfleme cam buluntuları MÖ 1. yüzyıldan itibaren imparatorluğun pek çok bölgesinde cam atölyelerinin varlığını kanıtlar niteliktedir. İtalya, Mısır ve Suriye – Filistin bölgesi bu dönemde öne çıkan cam üretim merkezleridir. 

Günlük kullanıma yönelik, maliyeti düşük eşyalar büyük olasılıkla gezici ustalar tarafından üretilmiştir. Ustaların hammadde olarak yanlarında taşıdığı cam malzeme, hamamların fırınları kullanılarak işlenmiştir. Aphrodisias Antik Kenti’nde bulunan Hadrian Hamamı’nın fırınlarından üretim artığı cam malzemelerin bulunması bu görüşü destekleyen önemli belgelerdir. Erken dönem cam örnekleri şeffaf değildir. Camın saydamlığı ve renkleri konusunda çeşitli maddeler kullanılarak farklı sonuçlara ulaşılması mümkündür. Cama renk vermek için kullanılan madenler genellikle altın, bakır, kobalt, çinko, gümüş, demir ve magnezyumdur. Bu maddelerin kullanımı doğrudan ekonomi ile bağlantılıdır. Değerli ve pahalı madenler daha çok lüks eşyalarda kullanılmıştır.

Sanattan insana, kültürden tıbba dair her şey Arkhe Arkeoloji Dergisi‘nde!

Roma Dönemi’nden itibaren seri üretimi yapılan ve günlük yaşamda sıkça kullanılan cam eşyalara renk vermesi için bakır ve demir gibi ucuz madenler tercih edilmiştir. Bakır ve demir madenleri cama yeşil, mavi, turkuvaz, sarı renk vermektedir. Camı renklendirmek amacıyla kullanılan maden tercihlerinde üretim yapılan bölgelerdeki maden ocakları da etkili olmuştur. Antik Dönem’de kullanılmış olan pek çok maden ocağı cam atölyeleri ile ilişkilendirilebilir. 

Arkeolojik verilerden elde edilen bilgiler tarihte cam üretiminde Suriye – Filistin Bölgesi ve Anadolu’nun önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bu bölgelerde demir ocaklarının sayısının fazla olması cam eserlerde kullanılan renklerin de tesadüf olmadığını kanıtlar niteliktedir.

MÖ 3. yüzyılda Britanya gibi oldukça uzak eyaletlerde dahi cam üretiminin varlığından söz edilebilir.

Kaynaklar:

Erten, E.,  “Anadolu’dan Örneklerle Demir Çağı’nda Cam”, OLBA, IX, s. 95-110, 2004.

Uçkan, B.Y., “Cam Tarihine Genel Bir Bakış”,  Anadolu Sanat Dergisi, Sayı 19, sf. 97 – 109, Eskişehir, 2008.

Uçkan, B.Y., “Cam Sanatı Tarihi İçinde Bizans Dönemi’nin Yeri”, Anadolu Sanat Dergisi, Sayı 8, sf. 145 – 166, Eskişehir, 1998.

Taştemür, E., “Arkeolojik Veriler Işığında Camın Tarihsel Süreci”, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt:7, Sayı:13, s. 67 – 91, 2017.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir