Bilgelik Şarap ve Eğlence: Antik Yunan’da Symposion’lar

Bilgelik Şarap ve Eğlence: Antik Yunan’da Symposion’lar

Fotoğraf: Athenian Vase Gallery
Arkhe Dergisi Sayı 10’da sizlerle…

Bugünün dünyasında, yoğun iş temposu içinde olsun ya da olmasın insanı rahatlatan en keyifli anlar, arkadaşlarla yapılan sohbet ve eğlence içerikli toplantılardır. Aynı durum Antik Yunan dünyasında da geçerliydi. Ancak, antik dünyanın günümüze göre daha erkek egemen bir toplum yapısının olması nedeniyle, bu tür eğlencelere sadece erkekler katılmaktaydı. Erkeklerin hayatındaki önemli bir toplumsal yapılanmayı oluşturan bu eğlenceler öncesinde “Deipnon” adı verilen kapsamlı bir yemek ziyafeti verilir, arkasından “Symposion” olarak bilinen içki eşliğinde sohbet, müzik, dans ve oyunlar eğlencenin asıl bölümünü oluştururdu.

Symposion’lar hakkındaki en detaylı bilgilerimiz, antik dünyanın iki önemli düşünür ve yazarı olan Platon ve Ksenophon’un yazdıkları “Symposion” adlı eserlerden gelmektedir. Felsefi sohbetleri içeren bu iki eserin detaylarında, Symposion’ların işleyişi hakkında da bilgi alınabilmektedir.

Antik Yunan evlerinde, aynı bizim geleneksel ev mimarisinde olduğu gibi “Haremlik – Selamlık” olarak tanımlayabileceğimiz “Gynaikon – Andron” bölümleri bulunmaktaydı. Andron’ların oluşturulmasındaki başlıca neden, bahsi geçen bu ziyafetlerdi. Bir tür misafir odası olan andron’lar evin giriş kapısına en yakın, en süslü odalardı ve desenli mozaik taban ve mobilyalarıyla evin en dikkat çeken bölümüydü.

Antik Yunan yemek ziyafetlerinde insanlar yemeklerini “Kline” olarak bilinen bir tür yatağa uzanarak yerlerdi. Bu yataklar tek kişilik olabildiği gibi iki kişinin rahatlıkla, sol kolları üstüne yaslanarak uzanabileceği büyüklükte de olabiliyorlardı. Odanın giriş kapısının hemen sağında duran kline genellikle ev sahibine aitti ve ev sahibinin yanında oturan kişi onur konuğu olarak kabul edilirdi. Örneğin Platon’un Symposion’unda ev sahibi Agathon’un, yanına Sokrates’i oturttuğu görülür. Odanın duvarları boyunca yan yana yerleştirilmiş her kline’nin önünde “trapeza” denilen üç ayaklı küçük masalar bulunuyordu. Odanın duvarlarına asılmış enstrümanlar ya da içki kapları, misafirlerin bu tür eşyalara kolay ulaşımını sağlıyordu.

Bilgelik Şarap ve Eğlence: Antik Yunan’da Symposion’lar

Fotoğraf: Leagros Group

Ziyafetlerin ilk bölümünü oluşturan ve akşam yemeği olarak çevirebileceğimiz deipnonlar, daha çok günbatımında yenen ve çeşitli sebze, ekmek, yumurta, peynir ve balık gibi besinleri içeren günün en kapsamlı öğünüydü. Yemekler elle yendikleri için misafirler eve girdiklerinde ilk yapılan iş, köle çocukların misafirlerin el ve ayaklarını yıkamasıydı. Yemek faslı bittikten sonra masalar temizlenir, içki gelir ve ilk içki tanrı ya da tanrılara sunulurdu. Bu sunum, şarabın şükür duaları eşliğinde yere akıtılmasıyla (Libasyon) yapılırdı. Arkasından hoş kokulu yağlar sürünerek içki faslına geçilirdi. Bu şekilde, ziyafetlerin “Symposion” aşaması başlardı.

Seyreltilerek içilen şarap, Antik Yunan dünyasının temel içeceğiydi. Antik Yunan halkı, Dionysos’un, kendilerine üzümü ezip şarap yapmayı öğreten tanrı olduğuna inanırdı ve bu nedenle üzüm ve şarap ile ilgili tarımsal uygulamalar, bu tanrının dini törenlerinin de bir parçasını oluştururdu. Antik dünyada üzümün yetiştiği her yerde şarap yapılmaktaydı. Ancak, kimi üretim merkezlerinin çok ünlü olduğu bilinmektedir. Özellikle Khios (Sakız), Thasos (Taşoz), Lesbos (Midilli) ve Kos (İstanköy) şarapları, Antik Yunan’ın en üstün bulduğu şaraplardı.

Şarabı seyreltme işlemi, “krater” adı verilen büyük bir karıştırma kabında yapılmaktaydı. Bu kaplar, genellikle, odanın ortasına konulur, kepçe ile içindeki şarap testilere boşaltılarak kız ya da erkek hizmetçiler tarafından misafirlere ikram edilirdi. Misafirler şarabı, kadeh olarak tanımlayabileceğimiz “kyliks” adındaki geniş ağızlı ve iki kulplu kaselerde içerlerdi. Bu kaseler, symposion’larda, hem içki kabı olarak hem de daha sonra bahsedeceğimiz eğlencelerde başka amaçlarla da kullanılmaktaydılar.

Günümüzde akademik toplantılar için kullandığımız “Sempozyum” kelimesinin kökeni olan “Symposion”lar, Antik Yunan dünyasının en önem verdiği toplantılardı. Bu toplantıları yapmak, ev sahibi için bir gurur kaynağıydı ve bu toplantılara kimlerin katılacağı, katılanların nerede oturacağı dikkatle tasarlanırdı. Söz konusu toplantılar özellikle aristokrat sınıf tarafından yapıldığı için misafirler çoğunlukla toplumun üst tabakasındandı. Elimizdeki antik kaynaklara dayanarak, symposion’ların, daha çok bir yarışma sonucunda kazanılan bir zafer için düzenlendini söyleyebiliriz. Örneğin Ksenophon’un eserinde, Kallias adlı birinin, Panathenaia Bayramları’nda yumruk dövüşü ve güreş karşılaşmalarında birinci olan Autolykos ve babası için bir ziyafet düzenlediği belirtilmektedir. Tabii bu ziyafet olasılıkla sadece bu başarı için değil, ev sahibi Kallias’ın Autolykos’a duyduğu sevgiden de kaynaklanıyor olmalısı gerekir. Platon’un eserinde ise ev sahibi Agathon’un, ilk yazdığı tragedyasıyla Leneia Şenliği’ndeki yarışmada birincilik kazanması üzerine bu ziyafeti verdiği belirtilmektedir.

Symposion’ların günümüzdeki anlamına ulaşmasındaki başlıca neden, büyük olasılıkla, bu toplantıların başında, ev sahibinin önerdiği bir konu üzerine tartışmanın yapılıyor olmasıdır. Örneklerini, bahsi geçen iki antik kaynakta da gördüğümüz gibi bu tartışma konuları, katılımcıları derin sohbetlere yöneltecek içerikte olabilmekteydi. Hatta Platon’un anlatımından, bazen bu sohbetlerin gün ağarana kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Hem Platon’un hem de Ksenophon’un eserlerindeki başkarakter Sokrates’tir. Eğer Sokrates gibi bir filozof toplantıda yer alıyorsa, o toplantının sabaha kadar sohbet ve tartışma ile geçmesi çok normaldir. Ancak, Ksenophon’un eseri, toplantıların eğlence boyutu hakkında da bize çok detaylı bilgi vermektedir. Ziyafeti renklendiren müzisyen, cambaz, dansçı kız ve erkekler, hem sohbete ara verilmesini hem de sohbetin farklı bir yöne gitmesini sağlıyorlardı.

Fotoğraf: Terracotta Oinochoe MÖ 420-410 / Metropolitan Museum

Symposion’lar hakkındaki bilgilerimizin bir kısmı da vazolar üzerindeki resimlerden gelmektedir. Özellikle Krater (Karıştırma kabı), kyliks (Şarap kadehi) ya da oinokhoe (Şarap testisi) gibi içki kaplarının üzerinde gördüğümüz bu tasvirler, bu ziyafetlerdeki düzen, eğlence, müzik ve oyunlar hakkında çok detaylı görsel bilgi sunmaktadırlar. Bu veriler ışığında öğrendiğimiz symposion oyunları, bu tür ziyafetlerin gerçekten eğlenceli toplantılar olduğunu da kanıtlamaktadır. Şarabın etkisiyle kafaları iyice bulanan misafirler hedef vurma ya da dengede durma gibi sarhoş birinin zorlukla yapabileceği oyunlar oynamaktaydılar. “Kottabos” adındaki oyunda asıl amaç, kadehin içindeki az miktardaki şarabın hızlı bir el hareketiyle, krater içinde yüzen ya da bir çubuk üzerinde dengede duran küçük bir tabağı vurmasıydı. Çok sayıdaki görsel veriye dayanarak, bu oyunun symposion’larda sevilerek oynandığı anlaşılmaktadır. Bir diğeri ise, hayvan derisinin şişirilerek üzerinde el ve ayakları yere değdirmeden durma ya da ağızda tutulan bir çubuk üzerindeki kaseyi düşürmeden tutma gibi denge oyunlarıydı.

Şaraptan, yemekten ve oyunlardan yorgun düşen misafirler ya evin odasında sızıp kalarak ya da gün ağarırken kendilerini evlerine zor atarak, unutamayacakları bir toplantıyı daha sonlandırırlardı.

1 Yorum

  1. Bakınız: Mezar Buluntusu Olarak Sikke - Arkhe Dergisi

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir