Anadolu Selçuklularında Ölümle İlgili Adetler ve Mezar Taşları: Bölüm 6

Karadeniz’in kuzeyindeki geniş bozkırlardan, doğuda Moğolistan’a kadar uzanan geniş arazide yer alan binlerce taş heykel ve balbal, Türk tarihinin Eski Çağ ve Orta Çağ’da en önemli kültür varlığını oluşturmaktadır. Günümüzde bile Türk toplulukları taş heykelleri kutsal olarak kabul etmekte ve taş nine, taş baba, saymalı taş olarak adlandırmaktadır.

Göktürk Dönemi’ndeki mezar taşı heykelleri taş nine – taş babaları biçimsel özellikleri ile Uygur Dönemi’nde de (745-840) devam etmiştir. Orta Asya steplerinde bu geleneği sürdüren Uygurlar balbal dikmeyi de sürdürmüşlerdir. Uygurlar elinde kadeh tutan heykelciklerin bulunduğu mezar taşlarına “bengü taş” adını vermişlerdir. Bengü taşlar taşgar veya Hakan ve onların derecesinde büyüklerin adlarına dikilmiş olup; çoğunlukla hayvan tasvirleri ile süslüdürler. Uzunlukları 5- 6 metredir ve ölen kişinin bağlı olduğu budunun damgası taşlar üzerinde bulunmaktadır. Eski Türklerde Mezar Geleneği ve çok daha fazlası…

Anadolu Selçuklularında Ölümle İlgili Adetler ve Mezar Taşları Bölüm 6

Karahanlılar Dönemi’nde mezarı anıtlaştırma düşüncesi, İslami anlayışa ters düşse bile başka biçimlere bürünerek devam etmiştir. İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devleti Karahanlılar Dönemi’nde kişilerin ölümsüzleştirilmesi ve mezar yapma anlayışı devam etmiş; ilk defa bu dönemden itibaren türbe adı verilen mezar anıtları yapılmıştır. Karahanlılarla başlayan Gazneli ve Büyük Selçuklarla devam eden türbe veya kümbet adı verilen mezar anıtları Türk mezar mimarisi açısından oldukça önemlidir. Anadolu Selçuklu Dönemi’nde de Anadolu’da pek çok önemli türbe ve kümbet yapılmıştır. Bunlar Selçuklu Dönemin’e ait çok özel sanat eserleridir. Kayseri’deki Döner Kümbet, Ahlat Emir Bayındır Türbesi bunlara örnek olarak verilebilir.

Taş nine ve taş babalar genellikle mezarda yatan şahsın heykeli şeklinde biçimlendirilen taşlardır. Göktürkler ve Uygurlar Dönemi’nde yani İslamiyet öncesi dönemdeki mezar taşlarının biçimlendirilişleri, İslamiyet sonrasına özellikle Anadolu’ya geleneğin uzantısı olarak yansımıştır. Anadolu Selçuklu Dönemi’nde mezar taşları, taş nine ya da taş baba şeklinde yapılmamakla beraber; figürlü mezar taşları ile karşılaşılmaktadır. Anadolu Selçuklu Dönemi’nden itibaren görülen kabartmalı mezar taşları, Anadolu’da daha eskiden yaşamış kavimlere ait rölyefli mezar stelleri ile benzerliği akla getirmektedir. Anadolu topraklarında sonradan büyük çoğunluğu taş kesilme efsanesi ile izah ettikleri heykel ve kabartmalarla karşılaşmışlardır. Fakat bir süre geçip her iki toplumun düşmanlığı ve zıtlığı bittikten sonra karşılıklı bir kültür alışverişi olduğu düşünülebilir. Konya İnce Minareli Medrese Taş Eserler Müzesi’ndeki elinde şahin tutan, 8. yüzyıl sonuna ait mezar taşı şahidesi güzel bir örnektir. Bu Selçuklu mezar taşı; taş baba ile Roma steli arasında sentez olmuş bir sanat eseridir.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir