Anadolu Selçuklularında Ölümle İlgili Adetler ve Mezar Taşları: Bölüm 4

Anadolu Selçuklularında Ölümle İlgili Adetler ve Mezar Taşları: Bölüm 4

56

Altaylar’daki Pazırık kurganlarında birçok eşyaların konulmuş olması da dikkat çekicidir. Elbiseler, halılar, mücevherler, kılıç, ok, içecekler, at takımları, ipekli kumaşlar, kartal pençesi, geyik dişleri bunların arasında yer alıyor. Öbür dünyada yaşama inancı olduğu için, ölüye ait gerekli eşyalar, elbiseler, silahlar ile yiyecekler kurganlara yerleştirilirdi. İlk çağlarda aş doğrudan ölüye verilir, yani mezarına konulurdu. Manevi kültür geliştikten sonra bu gelenek “sevabını ölüye bağışlamak üzere” fakirlere yemek vermek, helva vermek şeklini almıştır.

Eski Türklerde ölümün bir son olmadığı ve ölümden sonra bir hayat ve ahiret inancının mevcut olduğu muhakkaktır. Üstelik bu inanç Türklerde dini tarihin çok eski dönemlerine kadar uzanmaktadır. Türklerin çok eski dönemlerden beri atları ve silahlarıyla birlikte gömülmeleri bu hayvana binerek cennete gideceklerine dair bir inancın neticesiydi Esasen eski Türklerin hayatında ve cihangirliklerinde büyük bir rol oynayan Atın semavi bir kökten geldiğini ve mukaddes olduğuna inanılmaktaydı bu inanç ve defin adeti Hunlar, Göktürkler, Oğuzlar ve Kıpçaklarda vardı. Hunlar ve Göktürk kurganlarında defin törenleri ile ilgili şu adetlere rastlıyoruz: Atların ölüyle birlikte gömülmesi, atların aygır cinsinden olması, kuyruk, yele ve topuklarının kesik olması, hangi boydan geldiklerine dair atların kulağı kesilerek işaret konulmasıdır. Bu yas adetleri son devirlere kadar sürekliliğini devam ettirmiştir. Eski Türklerde Mezar Geleneği ve çok daha fazlası…

Anadolu Selcuklularinda Olumle Ilgili Adetler ve Mezar Taslari Bolum 4

Eski Türklerde yaygın bir diğer ölü gömme adeti ise, ölen kişinin mezarı başına, kendi heykelini “sin” ve öldürdüğü düşmanları simgeleyen kabaca yontulmuş taşlara “balbalını” dikerlerdi. Bu mezar heykelleri 8. yüzyıldandan 14. yüzyıla kadar sürekliliğini devam ettirmiş olup, Moğolistan, Tuva, Güney Altay, Çin Türkistanı, Kazakistan ve Ukrayna’da rastlanmıştır.

Türklerde ölülerin ilk mezarları çadırdan olmuştur. Evrenin küçük bir modeli bir tür mikro kozmos olarak çadır; Türk mimarisinde hem evin hem de mezarın modelini oluşturmuştur. Nitekim çadır formu Anadolu Selçuklu türbe ve kümbetlerinde şeklini muhafaza etmiştir. Anadolu Selçuklu mezar Anıtlarının kökeni kurganlar ve Uygur Budist ştupalarıdır. Kurgan en eski Türk mezar yapılarından biridir. Türkler’ in ölen kişinin yerinin belli olması için mezar odası üzerinde geniş bir daire biçiminde toprak veya taş yığarak yaptıkları, piramit şeklindeki tümseklere kurgan adı verilmektedir. Özellikle Hunlar ve Göktürkler tarafından çok kullanılmıştır.

Hun Dönemi’ne ait binlerce kurgandan en önemlileri; Noin Ula, Pazırık ve Esik bölgesindeki kurganlardır. Hun Dönemi’nde çok gelişme gösteren kurgan yapıları, birçok unsurla birleşerek İslamiyet’ten sonra görülen türbe ve kümbetlerin kaynaklarından biri olmuştur. Kurgan, Göktürkler Dönemi’nde de önemli bir mezar yapısıdır ancak; Göktürkler yeni bir mimari anlayışla ölen kişinin hatırasına yapılmış mezar külliyeleri inşa etmişlerdir. Bunlardan en önemlileri Orhun ırmağı kıyılarında bulunan, Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk mezar külliyeleridir. Bilge Kağan’ın mezar külliyesi diğerlerinden daha büyüktür; çünkü buradaki balbal sıralaması üç km.’yi geçmektedir.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir