Anadolu Selçuklularında Ölümle İlgili Adetler ve Mezar Taşları: Bölüm 2

Yoğ törenleri ile ilgili Orhun Abideleri’nde pasajlar bulunmaktadır. Buna göre ölünün bulunduğu çadır etrafında koyun, sığır, at, kurban ederler, ata binip çadır etrafında yedi defa dönerlerdi. Ağlarlar, yüzlerini sembolik olarak bıçakla keserler, bazen de ölünün atını eşyasını yakarlardı.

Yuğ törenleri Şamanist Türklerde “ölüler kültü” ile bağlı en büyük törenlerden biridir. Bu törende yemeğin yalnız dirilere değil özellikle ölülere ikram edildiğine inanılırdı. Kitab-ı Dede Korkut, Manas Destanı gibi eski Türk adetleri hakkında önemli kaynak eserlerde, bu törenin değişik şekil ve uygulamalarına rastlamaktayız. Bu törenlerde ayin, ziyafet ve ağıt yakma gibi adetler görülmektedir. Dede Korkut öykülerinden anlaşıldığına göre, Oğuzların cenaze törenleri biraz İslamlaşmakla beraber Hun ve Göktürklerin defin törenlerinden farksızdır. İbn Fadlan’ın verdiği bilgiye göre, Oğuzlar “ölü aşı” için yüzden iki yüz başa kadar at keserlerdi. Hayvan cinsinden de erkekler seçilirdi (koyundan koç, deveden buğra, attan aygır). Oğuz defin törenlerini şöyle anlatıyor “Onlardan biri hastalanırsa köleler ve cariyeler bakar; ev adamlarından hiç kimse hastaya yaklaşmaz. Haneden uzak bir çadır dikip hastayı oraya korlar; iyileşinceye yahut ölünceye kadar çadırda kalır. Yoksul ve köle hastalanırsa onu kırlara bırakıp giderler. Onlardan biri ölürse ev gibi büyük bir çukur hazırlarlar. Ölüye ceket giydirirler, kuşağını kuşandırır, yayını yanına korlar; eline nebiz dolu tahta kap korlar. Bütün mal ve eşyasını bu eve doldurup ölüyü buraya oturturlar. Sonra çukurun üzerine topraktan kubbe gibi döşeme yaparlar. Atlardan, servetine göre, yüz yahut iki yüz at yahut bir baş at keserler, etlerini yerler. Başını, derisini, ayaklarını ve kuyruğunu sırıklara asıp ‘ bu onun atıdır. Bununla cennete gider’ derler. Bu ölü hayatında adam öldürmüş ve cesur bir kişi ise öldürdüğü adamlar sayısı kadar ağaçtan suret yontarlar ve mezarın üzerine korlar. Derler ki ‘ bunlar uşaklarıdır, cennette ona hizmet edecekler”. Bu arada bahsi geçen mezarların üzerine konan ağaçtan suretler (heykeller) balballardır. Bu balballardan yazımızın ilerleyen bölümlerinde bahsedeceğiz.

Orhun Kitabesi

Yoğ merasiminde abartılmış yas gösterileri ve burada yüzlerini kesmek gibi adetler ile bugün hala Şii Azeri Türklerinin Kerbela Vakaa’sı dolayısıyla, Muharrem günlerinde yapılmakta olan matem gösterileri arasında büyük benzerlik göze çarpmaktadır.

Çoğu milletlerde görüldüğü gibi, Türklerde de ölen kişinin cesedinin toprağa gömülmesi genel bir adetti. Ancak bu adetin değişik dönemlerde, değişik şekillerde uygulandığını görmekteyiz. Hunlarda ölülerin gömülmesi yılın belli zamanlarında yapılırdı. Bu adet Göktürklerde 8. yüzyıla kadar devam etmiştir. Orta Çağ’da Türkler cenazelerini yılda iki kez gömerlerdi; ilkbahar ve sonbaharda ağaçlar yapraklarını döktüğünde ya da yapraklar yeniden yeşerdiğinde, uygun bir günde ölü toprağa verilirdi.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir